
Erişkinin görevi kanıtlamak değil, fark etmek ve bildirmektir. İhmal ve istismarın türleri, uyarıcı belirtiler, çocuk anlattığında ne yapılmalı ve Türkiye’de bildirim yolları.
Çocuk istismarı, fark edildiğinde erişkinlerin çoğunlukla ne yapacağını bilemediği bir durumdur. Bu bilgisizlik iyi niyetli hatalara yol açar: çocuğu defalarca sorgulamak, sır tutmaya söz vermek, "emin olmadan" harekete geçmemek.
Oysa bu alanda erişkinin görevi kanıtlamak değildir. Görev fark etmek, doğru tepki vermek ve bildirmektir. Değerlendirme ve soruşturma yetkili kurumların işidir.
Bu yazı, ihmal ve istismarın görünümlerini, uyarıcı belirtileri, ailenin ve öğretmenin ne yapması gerektiğini ve Türkiye'deki bildirim yollarını anlatıyor.
Önemli Noktalar
- Erişkinin görevi kanıtlamak değil, bildirmektir; şüphe yeterlidir.
- Çocuğu defalarca sorgulamak zarar verir ve adli süreci zorlaştırır.
- "Kimseye söylemeyeceğim" sözü verilmemelidir.
- Türkiye'de bildirim yükümlülüğü herkes için geçerlidir; sağlık ve eğitim çalışanları için ayrıca tanımlıdır.
- ALO 183 Sosyal Destek Hattı yedi gün yirmi dört saat açıktır.
- Cinsel istismar şüphesinde görüşme Çocuk İzlem Merkezlerinde yapılır; amaç çocuğun tekrar tekrar anlatmasını önlemektir.
İhmal ve İstismarın Türleri
Fiziksel İstismar
Çocuğa kasıtlı olarak bedensel zarar verilmesidir. Disiplin amacıyla yapıldığı söylense de sonuç değişmez.
Uyarıcı bulgular: açıklanamayan ya da anlatımla uyuşmayan yaralanmalar, farklı iyileşme evrelerinde morluklar, el-parmak-kemer izi biçiminde şekilli lezyonlar, kulak arkası ve iç kol gibi olağandışı bölgelerde yaralanmalar, sık ve tekrarlayan kazalar, yaralanmanın anlatımının her seferinde değişmesi.
Duygusal İstismar
En sık görülen ancak en az fark edilen türdür. Sürekli aşağılama, reddetme, korkutma, yaşına uygun olmayan sorumluluk yükleme, sevginin koşullu hâle getirilmesi ve çocuğun ebeveyn çatışmasında araç olarak kullanılması bu kapsamdadır.
Fiziksel iz bırakmadığı için gözden kaçar; oysa uzun dönemli etkileri diğer türler kadar ağırdır.
Cinsel İstismar
Çocuğun cinsel bir eyleme dâhil edilmesidir. Fiziksel temas içermeyen biçimleri de kapsar: müstehcen içerik gösterme, çocuğu izleme, kayıt alma.
Çoğu olguda fail çocuğun tanıdığı ve güvendiği bir kişidir. Bu nedenle "yabancıdan sakın" temelli bir koruma yaklaşımı yeterli değildir.
İhmal
Çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanmamasıdır: beslenme, barınma, hijyen, sağlık bakımı, eğitim, gözetim ve duygusal ilgi.
İhmal çoğu zaman tek bir olay değil, süregiden bir örüntüdür. Yoksullukla karıştırılmamalıdır; ölçüt imkânın olup olmaması değil, var olan imkânın çocuğun ihtiyacına yönlendirilip yönlendirilmediğidir.
Uyarıcı Belirtiler
Davranışsal Belirtiler
- Ani ve belirgin davranış değişikliği
- İçe kapanma, arkadaşlardan çekilme
- Belirgin saldırganlık ya da tam tersine aşırı uyumluluk
- Yaşına uygun olmayan cinsel bilgi ya da davranış
- Belirli bir kişiden ya da yerden korkma, o kişiyle kalmayı reddetme
- Eve gitmek istememe, okulda geç saate kadar kalma isteği
- Okul başarısında ani düşüş, devamsızlık
- Gerileme: alt ıslatma, parmak emme, bebeksi konuşma
- Uyku bozuklukları, kâbuslar
- Kendine zarar verme davranışı
- Kaçma, evden uzak durma
Bedensel Belirtiler
- Açıklanamayan ya da anlatımla uyuşmayan yaralanmalar
- Yürümekte veya oturmakta güçlük
- Genital bölgede ağrı, kanama, akıntı
- Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları
- Beslenme yetersizliği, büyümede duraklama
- Kronik hijyen sorunları, mevsime uygun olmayan giysi
- Bakımsız diş ve cilt sağlığı
- Tedavi edilmemiş tıbbi sorunlar
Tek bir bulgu tek başına tanı koydurmaz. Birkaç bulgunun birlikte bulunması, ani başlaması ve süreklilik göstermesi anlamlıdır.
Yaşa Göre Görünüm
Okul öncesi: Gerileme, ayrılık kaygısında ani artış, tekrarlayan oyunda cinsel içerik, belirli kişiden korkma.
İlkokul: Okul başarısında düşüş, bedensel yakınmalar, arkadaşlardan çekilme, ani agresyon, alt ıslatmanın yeniden başlaması.
Ergenlik: Kendine zarar verme, madde kullanımı, riskli davranış, evden kaçma, okul terki, yeme örüntüsünde bozulma, depresif belirtiler.
Çocuk Anlattığında Ne Yapmalı?
Bir çocuğun istismarı anlatması ender ve zor bir andır. Bu andaki erişkin tepkisi, hem çocuğun iyileşmesini hem de adli sürecin sağlığını doğrudan etkiler.
Yapılması Gerekenler
Sakin kalın. Şok, öfke ya da ağlama tepkisi çocuğu susturur; çocuk çoğu zaman anlattığı için sizi üzdüğünü düşünür.
İnanın ve söyleyin. "Bana anlattığın için teşekkür ederim. Sana inanıyorum. Bu senin suçun değil." Bu üç cümle yeterlidir.
Dinleyin, sorgulamayın. Çocuğun kendi anlattığı kadarını dinleyin. Ayrıntı sormayın, boşlukları doldurmaya çalışmayın.
Kendi sözcüklerini not edin. Mümkünse çocuğun kullandığı ifadeleri, sonradan kendi cümlelerinizle değiştirmeden yazın.
Bildirin. Fark ettiğiniz anda yetkili kuruma bildirim yapın.
Güvenliği sağlayın. Çocuğun şüpheli kişiyle temasının kesilmesi ilk önlemdir.
Yapılmaması Gerekenler
Defalarca sorgulamayın. Her tekrar çocuğu yeniden örseler ve anlatımın tutarlılığını bozar; bu, adli süreçte çocuğun aleyhine sonuç doğurabilir.
Yönlendirici soru sormayın. "Sana şunu mu yaptı?" biçimindeki sorular çocuğun anlatımını değiştirir ve adli değeri düşürür. "Sonra ne oldu?" gibi açık uçlu ifadeler yeterlidir.
Sır sözü vermeyin. "Kimseye söylemeyeceğim" demek, tutulamayacak bir sözdür ve güveni daha da zedeler. Bunun yerine: "Seni korumak için bazı kişilerle konuşmam gerekecek, ama ne yapacağımı sana söyleyeceğim."
Şüpheli kişiyle yüzleştirmeyin. Bu hem çocuğu tehlikeye atar hem de delilin kaybolmasına yol açabilir.
Çocuğu suçlamayın. "Neden daha önce söylemedin?" sorusu suçlama olarak algılanır.
Kanıt aramayın. Çocuğun bedenini incelemek, fotoğraf çekmek erişkinin görevi değildir.
Türkiye'de Bildirim Nasıl Yapılır?
Türkiye'de çocuk istismarını bildirmek yalnızca bir seçenek değil, yasal bir yükümlülüktür. Bu yükümlülük herkes için geçerlidir; kamu görevlileri ve sağlık çalışanları için ayrıca tanımlanmıştır.
Bildirim için kesin kanıt gerekmez; makul şüphe yeterlidir. Değerlendirme yetkili kurumların işidir.
Başvuru yolları:
- ALO 183 Sosyal Destek Hattı — ücretsiz, yedi gün yirmi dört saat
- 155 Polis / 156 Jandarma — acil ve tehlike durumunda
- Cumhuriyet Başsavcılığı — doğrudan suç duyurusu
- Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü
- Hastanelerin çocuk koruma birimleri
- Okullarda rehberlik servisi ve okul yönetimi aracılığıyla
Çocuğun acil tıbbi ihtiyacı varsa ya da yaşamsal tehlike söz konusuysa doğrudan acil servise başvurulmalıdır.
Çocuk İzlem Merkezleri
Cinsel istismar şüphesinde görüşme, Çocuk İzlem Merkezlerinde yürütülür. Bu merkezlerin amacı, çocuğun olayı defalarca farklı kişilere anlatmasını önlemektir.
Adli görüşme bu merkezlerde eğitimli kişilerce, tek seferde ve kayıt altına alınarak yapılır. Tıbbi muayene de aynı merkezde gerçekleştirilir. Bu yapı hem çocuğun ikincil örselenmesini azaltır hem de adli sürecin niteliğini yükseltir.
Bu nedenle ailelerin ve öğretmenlerin kendi başlarına ayrıntılı görüşme yapmaya çalışmaması önemlidir.
Bildirim Sonrası Ne Olur?
Ailelerin bildirimden çekinmesinin başlıca nedeni, sonrasında ne olacağını bilmemektir. Süreç genellikle şu adımları izler.
Bildirim alındıktan sonra sosyal hizmet uzmanları tarafından bir ön değerlendirme yapılır. Çocuğun güvenliği risk altındaysa koruyucu tedbir kararı alınabilir; bu her zaman çocuğun aileden ayrılması anlamına gelmez. Tedbirler destek hizmetlerinden yerleştirmeye kadar geniş bir aralıktadır ve amaç mümkün olduğunda çocuğu ailesi içinde korumaktır.
Adli boyutta, cinsel istismar şüphesinde görüşme Çocuk İzlem Merkezlerinde yapılır. Diğer istismar türlerinde süreç savcılık ve kolluk eliyle yürür.
Bildirimi yapan kişinin kimliği korunur ve iyi niyetle yapılan bildirim, sonradan doğrulanmasa bile sorumluluk doğurmaz. Bu, bildirimden çekinmeyi ortadan kaldıran en önemli noktalardan biridir.
Kurumlar Arası İşleyiş
Çocuk koruma, tek bir kurumun işi değildir. Okul, sağlık kuruluşu, sosyal hizmetler ve adli makamlar birlikte çalışır.
Aile açısından pratik sonuç şudur: bir yere bildirim yapmak yeterlidir. Kurumlar arası yönlendirme sistemin kendi içinde yürütülür; ailenin ya da öğretmenin tüm kurumlara ayrı ayrı başvurması gerekmez.
Okulun ve Öğretmenin Rolü
Çocuk istismarının fark edildiği en sık ortam okuldur. Öğretmen, çocuğu günün önemli bölümünde ve akranlarıyla birlikte gören tek erişkindir; bu nedenle davranış değişikliğini ilk fark eden çoğu zaman odur.
Öğretmenin görevi tanı koymak değildir. Görev, değişimi fark etmek, gözlemini kayda geçirmek ve okul yönetimi ile rehberlik servisine iletmektir.
Okulda izlenmesi gereken adımlar şunlardır: gözlemin tarih ve saatle birlikte yazılı hâle getirilmesi, çocuğun kendi ifadelerinin değiştirilmeden not edilmesi, okul yönetimine ve rehberlik servisine bildirim, kurum tarafından yasal bildirimin yapılması.
Yapılmaması gerekenler: sınıf içinde ya da diğer çocukların yanında konu açmak, çocuğu ayrıntılı sorgulamak, aileyi doğrudan arayıp yüzleştirmek. Şüphelenilen kişi aile içinden biriyse, aileye haber vermek çocuğu tehlikeye atabilir.
Öğretmenin bildirim yükümlülüğü, ailenin tepkisinden bağımsızdır ve okul yönetiminin onayına bağlı değildir.
Risk Etkenleri ve Yanlış Bilinenler
Risk etkenlerini bilmek, erken fark etmeye yardımcı olur; ancak hiçbir etken tek başına belirleyici değildir.
Çocuk tarafındaki etkenler: engellilik, kronik hastalık, gelişimsel gerilik, erken doğum öyküsü, iletişim güçlüğü. Kendini ifade etmesi zor olan çocuklarda risk yüksektir.
Aile tarafındaki etkenler: ailede madde kullanımı, tedavi edilmemiş ruhsal hastalık, aile içi şiddet, sosyal yalıtım, ebeveynin kendi çocukluğunda istismar öyküsü, çok genç ebeveynlik.
Yanlış bilinenler:
- *"İstismar yabancılar tarafından yapılır."* Çoğu olguda fail çocuğun tanıdığı ve güvendiği bir kişidir.
- *"Çocuklar bu konularda yalan söyler."* Çocukların istismarı uydurması ender görülür; daha sık görülen, anlattıktan sonra geri almasıdır.
- *"İz yoksa istismar da yoktur."* Cinsel istismar olgularının önemli bölümünde fiziksel bulgu saptanmaz.
- *"Sadece belirli ailelerde olur."* Her sosyoekonomik ve eğitim düzeyinde görülür.
- *"Çocuk unutur, konuşmayalım."* Konuşulmaması etkiyi azaltmaz; çocuğu destek almaktan uzaklaştırır.
Ruhsal Etkiler ve Tedavi
Kısa ve Uzun Dönem Etkiler
İstismar ve ihmalin ruhsal etkileri tek bir tabloyla sınırlı değildir. Travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, kaygı bozuklukları, kendine zarar verme, yeme bozuklukları, madde kullanımı ve bağlanma güçlükleri görülebilir.
Etkinin şiddetini belirleyen etkenler arasında istismarın süresi, failin çocuğa yakınlığı, açıklandığında alınan tepki ve destekleyici bir erişkinin varlığı bulunur. Bunlar içinde değiştirilebilir olan sonuncusudur; bu nedenle koruyucu bir erişkinin varlığı iyileşmenin en güçlü belirleyicisidir.
Tedavi
Travma odaklı bilişsel davranışçı terapi bu alanda en güçlü kanıta sahip yöntemdir. Duygu düzenleme becerileri, kademeli anlatı oluşturma, bilişsel işleme ve koruyucu ebeveyn katılımı temel bileşenleridir.
Ayrıntılı bilgi için travma sonrası stres bozukluğu yazımıza bakabilirsiniz.
İlaç tedavisi ilk basamak değildir; eşlik eden belirgin depresyon, şiddetli uyku bozukluğu ya da terapiye katılımı engelleyen kaygı varsa gündeme gelir.
Koruyucu Yaklaşım
Önleme, korkutmaya değil bilgiye dayanır.
Beden sınırlarını öğretin. Küçük yaştan itibaren vücut bölümlerinin doğru adlarını kullanmak, çocuğun gerektiğinde anlaşılır biçimde anlatabilmesini sağlar.
Sır ile sürpriz ayrımını kurun. Sürpriz sonunda açılır ve sevindirir; sır saklanır ve rahatsız eder. "Bizim aramızda kalsın" denen hiçbir şeyin sır olamayacağını öğretin.
"Hayır" deme hakkını tanıyın. Çocuğun istemediğinde akrabasına sarılmayı reddedebilmesi, beden sınırı öğreniminin parçasıdır.
Güvenli erişkin listesi oluşturun. Çocuğun zorlandığında gidebileceği en az üç erişkinin adını birlikte belirleyin.
Dijital güvenliği konuşun. Çevrimiçi ortamda tanışılan kişiler, görüntü paylaşımı ve şantaj riski yaşa uygun biçimde ele alınmalıdır.
Konuşmayı sürdürün. Tek seferlik bir konuşma değil, yaşla birlikte yenilenen bir çerçeve gerekir.
Uzman Görüşü
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre erişkinlerin en sık yaptığı hata, emin olmak için çocuğu sorgulamaktır. Bu çaba iyi niyetlidir ancak iki yönlü zarar verir: çocuk her anlatımda yeniden örselenir ve anlatımdaki küçük farklılıklar adli süreçte aleyhe yorumlanabilir. Erişkinin görevi kanıtlamak değil, fark edip bildirmektir.
İkinci sık hata, "aile içinde çözelim" yaklaşımıdır. Bu tutum çoğu zaman çocuğu korumasız bırakır ve istismarın sürmesine zemin hazırlar.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu ayrıca açıklama anında verilen tepkinin uzun dönemli sonucu belirlediğini vurgulamaktadır. Kendisine inanılan ve suçlanmayan çocukta iyileşme belirgin biçimde daha iyidir. "Sana inanıyorum" ve "bu senin suçun değil" cümleleri, klinik olarak ölçülebilir bir koruyucu etkiye sahiptir.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun dikkat çektiği bir diğer konu, çocuğun anlattıktan sonra sözünü geri almasının sık görülen bir durum olduğudur. Geri alma çoğu zaman anlatımın yanlış olduğu anlamına gelmez; aile içindeki baskı, suçluluk ya da olayın yarattığı sonuçlardan korkma nedeniyle ortaya çıkar. Bu durumun bilinmesi, sürecin erken kapatılmasını önler.
Üçüncü nokta duygusal istismarın görünmezliğidir. Fiziksel iz bırakmadığı için hem aileler hem kurumlar tarafından hafife alınır; oysa süregiden aşağılama ve reddin uzun dönemli etkileri diğer türler kadar ağırdır.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu, bildirim sonrası sürecin aileye önceden anlatılmasının kaygıyı belirgin biçimde azalttığını belirtmektedir. Ailelerin çekincesi çoğu zaman "çocuğumu alırlar mı" korkusudur; oysa koruyucu tedbirlerin büyük bölümü çocuğu ailesi içinde desteklemeye yöneliktir.
Ankara'da Değerlendirme ve Randevu Süreci
Ankara'da istismar ve ihmal şüphesiyle yapılan başvurular çoğunlukla üç yoldan gelir: okul rehberlik servisinin fark etmesi, hekimin muayene sırasındaki şüphesi ve ailenin doğrudan başvurusu. Her üç durumda da adli bildirim süreci klinik değerlendirmeden bağımsız olarak işletilir.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu tarafından Ankara'da yürütülen değerlendirmenin amacı adli görüşmenin yerini almak değildir. Klinik değerlendirme, çocuğun ruhsal durumunu belirlemeye, eşlik eden tabloları saptamaya ve tedavi planını kurmaya yöneliktir. Adli görüşme Çocuk İzlem Merkezlerinde yürütülür.
Ankara'daki ailelerin sık sorduğu bir konu, çocuğun olayı konuşmaya zorlanıp zorlanmayacağıdır. Ankara'da yürütülen klinik süreçte bu, çocuğun hazır olma durumuna göre planlanır. Klinik süreçte çocuk anlatmaya zorlanmaz; önce güvenlik ve duygu düzenleme çalışılır, anlatı çalışması çocuk hazır olduğunda ve kademeli biçimde yapılır.
Ankara'da bu başvurularda sık karşılaşılan bir durum, ailenin adli süreç ile klinik süreci karıştırmasıdır. İkisi ayrı yürür: adli süreç olayın soruşturulmasına, klinik süreç çocuğun ruhsal durumuna yöneliktir. Klinik desteğin başlaması için adli sürecin sonuçlanması beklenmez.
Ankara'da koruyucu ebeveynle yürütülen paralel çalışma sürecin ayrılmaz parçasıdır. Ebeveynin kendi tepkisini düzenleyebilmesi, çocuğun iyileşmesini doğrudan etkiler.
Ankara'da çocuğunuz için değerlendirme planlamak isterseniz, çocuk psikiyatrisi hizmeti hakkında bilgi alabilir ve randevu talebi oluşturabilirsiniz.
Özetle
Çocuk istismarında erişkinin görevi kanıtlamak değil, fark etmek ve bildirmektir. Şüphe bildirim için yeterlidir; değerlendirme yetkili kurumların işidir.
Çocuk anlattığında sakin kalmak, inandığını söylemek ve suçlamamak en önemli üç adımdır. Defalarca sorgulamak, yönlendirici soru sormak ve sır sözü vermek zarar verir.
Türkiye'de ALO 183 Sosyal Destek Hattı yedi gün yirmi dört saat açıktır. Cinsel istismar şüphesinde adli görüşme Çocuk İzlem Merkezlerinde, tek seferde ve eğitimli kişilerce yapılır.
İyileşmenin en güçlü belirleyicisi, çocuğun yanında koruyucu bir erişkinin bulunmasıdır.
Sık Sorulan Sorular
Emin değilim, yine de bildirmeli miyim?
Evet. Bildirim için kesin kanıt gerekmez; makul şüphe yeterlidir. Değerlendirme ve soruşturma yetkili kurumların işidir. İyi niyetle yapılan bildirim, sonradan doğrulanmasa bile sorumluluk doğurmaz ve bildirimi yapan kişinin kimliği korunur.
Nereye bildirim yapabilirim?
ALO 183 Sosyal Destek Hattı ücretsizdir ve yedi gün yirmi dört saat açıktır. Acil ve tehlike durumunda 155 Polis ya da 156 Jandarma aranır. Ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığına doğrudan suç duyurusunda bulunulabilir, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne veya hastanelerin çocuk koruma birimlerine başvurulabilir.
Çocuk bana anlattı, ne yapmalıyım?
Sakin kalın, inandığınızı söyleyin ve suçlamayın. Üç cümle yeterlidir: 'Bana anlattığın için teşekkür ederim. Sana inanıyorum. Bu senin suçun değil.' Ardından çocuğun kendi sözcüklerini not edin, şüpheli kişiyle temasını kesin ve bildirim yapın.
Ayrıntıları sormalı mıyım?
Hayır. Defalarca sorgulamak çocuğu yeniden örseler ve anlatımın tutarlılığını bozarak adli süreçte aleyhe sonuç doğurabilir. 'Sana şunu mu yaptı?' gibi yönlendirici sorular anlatımın adli değerini düşürür. Çocuğun kendi anlattığı kadarını dinlemek yeterlidir.
Sır tutacağıma söz verebilir miyim?
Hayır. Bu tutulamayacak bir sözdür ve sonradan güveni daha da zedeler. Bunun yerine dürüst olun: 'Seni korumak için bazı kişilerle konuşmam gerekecek, ama ne yapacağımı sana söyleyeceğim.' Çocuğa süreç hakkında bilgi vermek güveni korur.
Çocuk İzlem Merkezi nedir?
Cinsel istismar şüphesinde adli görüşmenin yürütüldüğü merkezlerdir. Amaç çocuğun olayı defalarca farklı kişilere anlatmasını önlemektir. Görüşme eğitimli kişilerce, tek seferde ve kayıt altına alınarak yapılır; tıbbi muayene de aynı merkezde gerçekleştirilir.
Bildirim sonrası çocuğumu alırlar mı?
Koruyucu tedbirlerin büyük bölümü çocuğu ailesi içinde desteklemeye yöneliktir. Bildirim sonrası sosyal hizmet uzmanları bir ön değerlendirme yapar. Tedbirler destek hizmetlerinden yerleştirmeye kadar geniş bir aralıktadır ve amaç mümkün olduğunda çocuğu ailesi içinde korumaktır.
Çocuklar bu konuda yalan söyler mi?
Çocukların istismarı uydurması ender görülür. Daha sık görülen durum, anlattıktan sonra sözünü geri almasıdır. Geri alma çoğu zaman anlatımın yanlış olduğu anlamına gelmez; aile içi baskı, suçluluk ya da olayın yarattığı sonuçlardan korkma nedeniyle ortaya çıkar.
Fiziksel bulgu yoksa istismar yok mudur?
Hayır. Cinsel istismar olgularının önemli bölümünde fiziksel bulgu saptanmaz. Bulgu olmaması istismarın olmadığı anlamına gelmez. Benzer biçimde duygusal istismar hiçbir fiziksel iz bırakmaz; en sık görülen ancak en az fark edilen türdür.
Çocuğumu nasıl korurum?
Önleme korkutmaya değil bilgiye dayanır. Küçük yaştan itibaren vücut bölümlerinin doğru adlarını kullanın, sır ile sürpriz ayrımını öğretin, çocuğun istemediğinde sarılmayı reddetme hakkını tanıyın, zorlandığında gidebileceği en az üç güvenli erişkin belirleyin ve dijital güvenliği yaşa uygun biçimde konuşun.
Kaynakça
- World Health Organization (2022). Child Maltreatment: Fact Sheet. Geneva: WHO.
- Gilbert, R., Widom, C. S., Browne, K., Fergusson, D., Webb, E., & Janson, S. (2009). Burden and Consequences of Child Maltreatment in High-Income Countries. The Lancet, 373(9657), 68-81.
- American Academy of Pediatrics, Committee on Child Abuse and Neglect (2015). The Evaluation of Children in the Primary Care Setting When Sexual Abuse Is Suspected. Pediatrics, 136(6), e1778-e1793.
- Lamb, M. E., Hershkowitz, I., Orbach, Y., & Esplin, P. W. (2008). Tell Me What Happened: Structured Investigative Interviews of Child Victims and Witnesses. Wiley.
- Cohen, J. A., Mannarino, A. P., & Deblinger, E. (2017). Treating Trauma and Traumatic Grief in Children and Adolescents (2nd ed.). Guilford Press.
- Heger, A., Ticson, L., Velasquez, O., & Bernier, R. (2002). Children Referred for Possible Sexual Abuse: Medical Findings in 2384 Children. Child Abuse & Neglect, 26(6-7), 645-659.
- Felitti, V. J., Anda, R. F., Nordenberg, D., et al. (1998). Relationship of Childhood Abuse and Household Dysfunction to Many of the Leading Causes of Death in Adults: The ACE Study. American Journal of Preventive Medicine, 14(4), 245-258.
- London, K., Bruck, M., Ceci, S. J., & Shuman, D. W. (2005). Disclosure of Child Sexual Abuse: What Does the Research Tell Us About the Ways That Children Tell? Psychology, Public Policy, and Law, 11(1), 194-226.
- Council of Europe (2007). Convention on the Protection of Children against Sexual Exploitation and Sexual Abuse (Lanzarote Convention).
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bireysel tıbbi değerlendirmenin yerine geçmez. Çocuğunuzla ilgili bir endişeniz varsa bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurun. Acil durumlarda 112'yi arayın.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
Doçent, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi. Uzmanlık eğitimini Ankara Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında tamamladı. 15 yılı aşkın klinik deneyim. Türk Psikiyatri Derneği üyesi.
Tam Profili Görüntüleİlgili hizmet: Ankara'da çocuk psikiyatrisi değerlendirmesi
İlgili Yazılar

Çocuk Psikiyatristi ile Psikolog Arasındaki Fark

Deprem ve Afet Sonrası Çocuk Ruh Sağlığı

Çocuklarda Karın ve Baş Ağrısı: Psikosomatik Belirtiler

Çocuklarda Oyun Terapisi Nedir? Kapsamlı Ebeveyn Rehberi

Çocuklarda Seçici Yeme ve ARFID: Çocuğum Yemek Yemiyor


