
Küçük yaşta yeni yiyecek reddi beklenen bir dönemdir. Ancak kısıtlılık büyümeyi, beslenmeyi veya sosyal yaşamı etkiliyorsa tablo ARFID olarak değerlendirilir ve tedavi gerektirir.
Yemek masası, pek çok evde günün en gergin yarım saatidir. Tabağı iten, aynı üç yiyecekten başkasını ağzına koymayan, yeni bir şey denemesi istendiğinde öğürten bir çocukla yaşamak ailelerin gücünü tüketir.
Bu tabloların çoğu gelişimsel bir dönemdir ve zamanla geçer. Ancak bir bölümü geçmez: çocuğun büyümesini, beslenmesini ve sosyal yaşamını etkileyecek düzeye ulaşır. Bu noktada tabloya ARFID (kaçıngan/kısıtlı yiyecek alımı bozukluğu) adı verilir ve tedavi gerektirir.
Bu yazı ikisini ayırmanıza yardımcı olur: hangi seçicilik beklenen bir dönemdir, hangisi değerlendirme gerektirir, süreç nasıl işler ve masada ne yapmalısınız.
Önemli Noktalar
- İki ile altı yaş arasında yeni yiyecek reddi (neofobi) gelişimsel olarak beklenen bir davranıştır.
- ARFID'i seçicilikten ayıran şey yiyecek sayısı değil, sonuçlarıdır: kilo kaybı, büyüme duraklaması, besin eksikliği veya sosyal işlevsellikte bozulma.
- ARFID'de beden algısı bozukluğu ve zayıflama isteği yoktur; bu yönüyle anoreksiya nervozadan ayrılır.
- Zorla yedirme, pazarlık ve ödül sistemleri kısa vadede işe yarar görünse de uzun vadede reddi pekiştirir.
- Tedavi çok disiplinlidir: çocuk psikiyatristi, pediatri ve diyetisyen birlikte çalışır.
Seçici Yeme Nedir, Ne Zaman Normaldir?
Küçük çocukların yeme davranışı yetişkinlerinkine benzemez. İştah gün içinde ve günden güne belirgin biçimde dalgalanır; bir gün çok yiyen çocuk ertesi gün neredeyse hiç yemeyebilir. Bu dalgalanma, büyüme hızının yavaşladığı bir yaşından sonra daha da belirginleşir.
Neofobi: Yeni Yiyecek Korkusu
İki ile altı yaş arasında görülen yeni yiyecek reddine neofobi denir. Evrimsel olarak koruyucu bir davranış kabul edilir: yürümeye başlayan çocuğun tanımadığı şeyleri ağzına atmaması onu korur.
Bu dönemde bir yiyeceğin kabul edilmesi için çok sayıda tekrarlı sunum gerekebilir. Aileler genellikle birkaç denemeden sonra vazgeçer ve "sevmiyor" sonucuna varır; oysa asıl gereken, baskı olmadan tekrar tekrar sunmaktır. Sunum sayısı arttıkça kabul olasılığı da artar, ancak bu ancak zorlama olmadığında geçerlidir; baskı eklendiğinde tekrar sunumun etkisi tersine döner.
Olağan Seçicilik ile ARFID Farkı
Ayrımı yapan ölçüt kaç çeşit yediği değil, bu kısıtlılığın yol açtığı sonuçtur:
- Olağan seçicilik: Çocuk sınırlı sayıda yiyecek yer ama kilo ve boy eğrisi kendi kanalında ilerler, enerjisi yerindedir, sosyal yaşamı etkilenmez.
- ARFID: Kilo kaybı ya da beklenen kiloyu alamama, besin eksikliği, beslenme desteğine ihtiyaç duyma ya da yeme sorununun sosyal yaşamı belirgin biçimde kısıtlaması vardır.
ARFID Nedir?
ARFID, DSM-5 ile tanımlanan bir yeme bozukluğudur. Kişi yeterli miktarda ya da çeşitlilikte besin alamaz; bunun sonucunda büyüme, beslenme ya da işlevsellik bozulur.
Üç Temel Alt Tip
- Duyusal temelli kaçınma: Yiyeceğin dokusu, kokusu, rengi ya da görünümü nedeniyle reddetme. En sık görülen biçimdir. Çocuk genellikle yumuşak, tek renkli, kuru gıdalarda yoğunlaşır.
- İlgi azlığı: Yeme isteğinin düşük olması. Çocuk acıkma hissini bildirmez, yemeği unutur, öğünler uzar ve sürekli hatırlatma gerektirir.
- Sonuç korkusu: Boğulma, kusma ya da alerjik tepki korkusuyla kaçınma. Genellikle travmatik bir olayın ardından başlar: boğulma yaşantısı, şiddetli bir kusma atağı veya bir tıbbi girişim.
Bir çocukta birden fazla alt tip birlikte bulunabilir.
Anoreksiya Nervozadan Farkı
En sık karıştırılan nokta budur. ARFID'de kilo verme isteği, beden algısı bozukluğu ve kilo alma korkusu yoktur. Çocuk zayıflamak istemez; yiyeceğin kendisiyle ilgili bir sorun yaşar.
Bu ayrım tedaviyi tamamen değiştirir, bu nedenle değerlendirmede özellikle sorgulanır.
Belirtiler ve Uyarı İşaretleri
Büyüme ve Beslenme Göstergeleri
- Kilo kaybı veya beklenen kiloyu alamama; büyüme eğrisinde kanal değiştirme
- Boy uzamasında yavaşlama
- Demir, B12, D vitamini veya çinko eksikliği
- Sık hastalanma, yorgunluk, solukluk
- Kabızlık ve beslenme düzensizliğine bağlı bağırsak sorunları
Davranışsal İşaretler
- Kabul ettiği yiyecek sayısının zamanla azalması (olağan seçicilikte artar)
- Belirli marka, renk, şekil veya sıcaklık dışında yememe
- Yeni yiyecek görünce öğürme, kusma veya yoğun panik
- Başkalarıyla yemek yemekten kaçınma; doğum günü, okul yemeği, misafirlikten çekinme
- Öğünlerin bir saati aşması
Sosyal ve Duygusal Etkiler
Okul çağına gelindiğinde yeme sorunu sosyal bir yük hâline gelir. Çocuk kantinde yemek yiyemediği için arkadaşlarından ayrı oturabilir, kamp ve doğum günü gibi etkinliklere katılmak istemeyebilir. Bu kaçınma zamanla akran ilişkilerini daraltır.
Yaşa Göre Görünüm
Bebeklik (0-2 yaş): Ek gıdaya geçişte zorlanma, kıvam değişikliğini reddetme, katı gıdaya geçememe. Bu dönemde sorun genellikle kıvam ve doku üzerinedir.
Okul öncesi (2-6 yaş): Neofobinin en yoğun olduğu dönem. Kabul edilen yiyecek listesi daralır, çocuk markaya ve sunuma takılır. Çoğu çocukta bu dönem geçicidir.
Okul çağı (7-11 yaş): Sorun sosyal bir boyut kazanır. Okul yemeği, kantin ve arkadaş evleri zorlayıcı hâle gelir. Bu yaşta kısıtlılık hâlâ sürüyorsa değerlendirme gecikmemelidir.
Ergenlik: Kısıtlılık sürerse beslenme eksiklikleri belirginleşir; büyüme atağı döneminde demir ve çinko ihtiyacı artar. Ergen ayrıca durumundan utanabilir ve gizlemeye çalışabilir.
Nedenleri
Duyusal Hassasiyet
ARFID'li çocukların önemli bir bölümünde genel bir duyusal hassasiyet bulunur. Yalnızca yiyecekte değil; kıyafet etiketlerinde, gürültüde, kokularda da rahatsızlık yaşarlar. Bu çocuklarda yeme sorunu, daha geniş bir duyusal işlemleme farklılığının parçasıdır.
Olumsuz Deneyim
Tek bir boğulma ya da şiddetli kusma yaşantısı, özellikle küçük çocuklarda kalıcı bir kaçınma başlatabilir. Reflü, yutma güçlüğü veya tekrarlayan kulak enfeksiyonu gibi ağrılı tıbbi durumlar da yemeyi olumsuz bir deneyimle eşleştirebilir.
Eşlik Eden Tablolar
ARFID sıklıkla tek başına görülmez:
- Otizm spektrum bozukluğu: Duyusal hassasiyet ve değişmezlik ısrarı nedeniyle yeme kısıtlılığı çok sık eşlik eder.
- Kaygı bozuklukları: Özellikle sonuç korkusu tipinde belirgindir.
- Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu: İlgi azlığı tipinde; çocuk öğüne odaklanamaz, masadan kalkar.
- Obsesif kompulsif belirtiler: Yiyeceklerin birbirine değmemesi, belirli sıra ile yenmesi gibi ritüeller.
Değerlendirme Süreci
ARFID değerlendirmesi tek bir uzmanın işi değildir; en az üç bileşen gerekir.
Tıbbi Değerlendirme
Önce yeme sorununun altında tıbbi bir neden olup olmadığı araştırılır: reflü, besin alerjisi, çölyak, yutma güçlüğü, geniz eti büyümesi, diş problemleri. Bu nedenler dışlanmadan psikiyatrik bir tablo tanımlanmaz.
Büyüme eğrisi geriye dönük incelenir, kan tetkikleriyle demir, B12, D vitamini ve çinko düzeyleri değerlendirilir.
Beslenme Değerlendirmesi
Üç günlük beslenme kaydı tutulur: ne, ne kadar, hangi saatte yendi. Bu kayıt hem eksikleri gösterir hem ailenin tahminlerinin ötesinde gerçek bir tablo verir.
Psikiyatrik Değerlendirme
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun Ankara'daki muayenehanesinde yürütülen değerlendirmede kaçınmanın türü belirlenir: duyusal mı, ilgi azlığı mı, korku temelli mi. Ardından eşlik eden tablolar taranır — otizm spektrumu, kaygı bozuklukları ve dikkat sorunları ayrı ayrı değerlendirilir.
Ailenin masadaki tutumu da sürecin parçasıdır: zorlama, pazarlık, ödül ve ceza örüntüleri sorgulanır.
Tedavi
Çok Disiplinli Yaklaşım
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun yaklaşımında tedavi, çocuk psikiyatristi, pediatri hekimi ve diyetisyenin ortak planıyla yürütülür. Duyusal bileşen belirginse ergoterapist, yutma güçlüğü varsa dil ve konuşma terapisti sürece katılır.
Bu uzmanların birbirinden bağımsız değil, ortak bir plan çevresinde çalışması belirleyicidir.
Kademeli Maruz Bırakma
Temel yöntem budur. Çocuk yeni bir yiyeceği yemeye zorlanmaz; önce ona alışması sağlanır. Aşamalar genellikle şöyle ilerler: yiyeceğin masada bulunması, tabağın kenarında durması, dokunulması, koklanması, dudakla temas ettirilmesi, ağza alınıp çıkarılması ve ancak en sonunda yutulması.
Her aşamada çocuğun kendi hızına saygı gösterilir. Aceleye getirilen bir basamak, süreci geriye atar.
Aile Temelli Yaklaşım
Ailenin masadaki davranışı doğrudan çalışılır. Hedef, sorumluluğun net bölünmesidir: ne sunulacağına ebeveyn karar verir, ne kadar yeneceğine çocuk. Bu ayrım korunduğunda çatışma belirgin biçimde azalır.
Tedavi Ne Kadar Sürer?
ARFID tedavisi kısa soluklu değildir. Kabul edilen yiyecek sayısındaki artış haftalarla değil aylarla ölçülür ve ilerleme düz bir çizgi izlemez; hastalık dönemleri, okul değişikliği veya ailedeki bir gerginlik geçici geri gidişlere yol açabilir.
İlerlemenin ölçütü tek bir öğün değil, genel eğilimdir: kabul edilen yiyecek listesinin uzunluğu, öğün süresinin kısalması, masadaki gerginliğin azalması ve büyüme eğrisinin kendi kanalına dönmesi. Bu göstergelerin düzenli kaydedilmesi, ailenin ilerlemeyi görmesini sağlar; çünkü günlük gözlemde değişim çoğu zaman fark edilmeyecek kadar yavaştır.
Ne Zaman Beslenme Desteği Gerekir?
Kilo kaybı sürüyorsa, büyüme eğrisi düşüyorsa veya ciddi besin eksikliği varsa, davranışsal çalışma sürerken takviye ya da beslenme desteği planlanır. Bu geçici bir köprüdür; amaç çocuğu beslenmiş hâlde tutarken yeme becerisini geliştirmektir.
Ebeveynler İçin Yol Haritası
Yapılması Gerekenler
- Öğün düzeni kurun. Gün içinde üç öğün ve iki ara öğün, belirli saatlerde. Sürekli atıştırma iştahı bastırır.
- Yeni yiyeceği tanıdık bir yiyecekle birlikte sunun. Tabakta her zaman çocuğun kabul ettiği bir şey bulunsun; böylece masaya gelmek tehdit olmaktan çıkar.
- Baskısız tekrar sunun. Reddedilen yiyeceği haftalar boyunca yeniden sunmaya devam edin, yorum yapmadan.
- Çocuğu mutfağa katın. Yıkamak, karıştırmak, tabağa koymak temas kurmanın baskısız yoludur.
- Masada sohbet edin. Konu yemek olmasın; masanın kendisi bir çatışma alanı olmaktan çıksın.
- Model olun. Çocuklar yeni yiyecekleri, ailesinin yediğini görerek daha kolay dener.
Kaçınılması Gerekenler
- Zorla yedirme. Kısa vadede bir kaşık daha yedirebilir; uzun vadede yemeyi korkuyla eşleştirir.
- Ödül pazarlığı. "Şunu yersen tatlı var" ifadesi, yenmesi istenen yiyeceği daha da istenmez kılar.
- Ayrı menü hazırlama. Her öğünde çocuğa özel yemek yapmak kısıtlılığı kalıcılaştırır.
- Masada yorum yapmak. Övgü de baskı yaratır; "aferin yedin" ifadesi yemeyi ebeveyn onayına bağlar.
- Karşılaştırma. Kardeşiyle ya da akranıyla kıyaslamak utanç yaratır.
Okul ve Kreşle İş Birliği
Çocuğun günün bir öğününü okulda yemesi, ailenin göremediği bir alandır. Öğretmenle kurulan iletişim hem gerçek tabloyu gösterir hem tutarlılık sağlar.
Okulla paylaşılması gereken iki şey vardır: çocuğun kabul ettiği yiyeceklerin listesi ve zorlama yapılmaması gerektiği. Okulda uygulanan "tabağını bitirmeden kalkamazsın" türü kurallar, evde yürütülen çalışmayı doğrudan bozar.
Ankara'daki okullarda rehberlik servisiyle kurulan iletişim, özellikle okul yemeğine geçiş dönemlerinde belirleyici olmaktadır.
Kardeşler ve Aile Dengesi
Seçici yeme yaşayan çocuğa ayrı yemek hazırlanması, kardeşlerde haksızlık duygusu yaratır. Ayrıca sorunlu çocuğun masadaki ilgiyi tamamen üstlenmesi, kardeşin geri çekilmesine yol açabilir.
Dengeli yaklaşım, herkese aynı sofranın kurulması ve tabakta her çocuğun kabul ettiği en az bir yiyeceğin bulunmasıdır. Böylece ne ayrı menü kurulur ne de çocuk aç kalır.
Ne Zaman Uzmana Başvurulmalı?
Aşağıdaki durumlarda gecikmeden bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurulması önerilir:
- Kilo kaybı varsa ya da beklenen kiloyu alamıyorsa
- Büyüme eğrisinde kanal değiştirme görülüyorsa
- Kabul ettiği yiyecek sayısı zamanla azalıyorsa
- Besin takviyesine bağımlı hâle geldiyse
- Yeni yiyecek karşısında öğürme, kusma veya panik yaşıyorsa
- Sosyal etkinliklerden yeme nedeniyle kaçınıyorsa
- Öğünler bir saati aşıyor ve ev sürekli gergin hâle geldiyse
- Otizm spektrumu, kaygı bozukluğu veya dikkat eksikliği şüphesi varsa
Değerlendirme istemek tanı almak anlamına gelmez; çoğu başvuruda sonuç, ailenin masadaki tutumunu düzenleyen bir plan olur.
Uzman Görüşü
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre seçici yeme başvurularında en sık karşılaşılan durum, ailenin masada yıllardır süren bir mücadelenin içinde tükenmiş olmasıdır. Bu tükenmişlik çoğu zaman tabloyu ağırlaştırır: gerginlik masaya taşınır, çocuk yemeği bir çatışma alanı olarak öğrenir.
Ankara'da yürütülen görüşmelerdeki klinik deneyim, ilk müdahalenin çoğu zaman çocuğa değil masaya yönelik olduğunu göstermektedir. Zorlama, pazarlık ve yorumun masadan çekilmesi, henüz hiçbir yeni yiyecek denenmeden bile gerginliği belirgin biçimde azaltır.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu ayrıca, ARFID'in anoreksiya nervoza ile karıştırılmasının yaygın bir hata olduğunu vurgular. İki tablo farklı tedavi gerektirir ve yanlış çerçeve, aileyi hiç yaşamadığı bir kaygıya sürükler.
Bir diğer önemli nokta, ilerlemenin yavaş olmasıdır. Kabul edilen yiyecek sayısındaki artış aylar içinde ölçülür. Bu gerçekçi beklentinin baştan konuşulması, ailenin süreci bırakmamasını sağlar.
Ankara'da Değerlendirme ve Randevu Süreci
Ankara'da seçici yeme nedeniyle yapılan başvuruların önemli bir bölümü, aile önce pediatri hekimine gittikten ve tıbbi bir neden bulunamadıktan sonra gerçekleşir. Bu sıralama doğrudur; tıbbi nedenlerin elenmesi sürecin ilk adımıdır.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu tarafından Ankara'da yürütülen değerlendirmede süreç, büyüme eğrisinin ve beslenme kaydının incelenmesiyle başlar. Ardından kaçınmanın türü belirlenir ve eşlik eden tablolar taranır. Gerektiğinde pediatri ve beslenme uzmanıyla ortak bir plan oluşturulur.
Ankara'daki ailelerin ilk randevuya gelirken getirmesi gerekenler: aşı kartı ve büyüme takip kayıtları, varsa son kan tetkikleri, üç günlük beslenme kaydı ve çocuğun kabul ettiği yiyeceklerin listesi. Bu liste, tedavi planının başlangıç noktasıdır. Ankara'daki izlem görüşmelerinde bu listenin zaman içinde nasıl genişlediği, ilerlemenin en somut göstergesi olarak takip edilir.
Ankara'da çocuğunuzun beslenme sorunu için değerlendirme planlamak isterseniz, çocuk psikiyatrisi hizmeti sayfamızı inceleyebilir ve randevu talebi oluşturabilirsiniz.
Özetle
Küçük yaşta yeni yiyecek reddi gelişimsel olarak beklenen bir dönemdir ve çoğu çocukta baskı olmadan tekrar sunmayla zamanla çözülür.
Kısıtlılık kilo kaybına, büyüme duraklamasına, besin eksikliğine ya da sosyal yaşamda belirgin bozulmaya yol açıyorsa tablo ARFID olarak değerlendirilir ve tedavi gerektirir. ARFID'de zayıflama isteği ve beden algısı bozukluğu bulunmaz; bu yönüyle anoreksiya nervozadan ayrılır.
Ailenin en etkili katkısı zorlamayı bırakmak, öğün düzenini korumak ve sorumluluğu net bölmektir: ne sunulacağına ebeveyn, ne kadar yeneceğine çocuk karar verir. Bu ayrım tek başına bile masadaki gerginliği belirgin biçimde azaltır.
Çocuk ve ergenlerde görülen diğer yeme bozukluklarının belirtileri ve tedavisi için yeme bozuklukları rehberimize bakabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Çocuğumun seçici yemesi normal mi, yoksa hastalık mı?
İki ile altı yaş arasında yeni yiyecek reddi (neofobi) gelişimsel olarak beklenen bir davranıştır. Ayrımı yapan ölçüt kaç çeşit yediği değil, bu kısıtlılığın sonucudur. Kilo ve boy eğrisi kendi kanalında ilerliyorsa, enerjisi yerindeyse ve sosyal yaşamı etkilenmiyorsa olağan seçiciliktir. Kilo kaybı, büyüme duraklaması, besin eksikliği veya sosyal kaçınma varsa değerlendirme gerekir.
ARFID nedir, anoreksiyadan farkı ne?
ARFID, yeterli miktarda ya da çeşitlilikte besin alınamaması sonucu büyüme, beslenme veya işlevselliğin bozulduğu bir yeme bozukluğudur. Anoreksiya nervozadan temel farkı şudur: ARFID'de kilo verme isteği, beden algısı bozukluğu ve kilo alma korkusu yoktur. Çocuk zayıflamak istemez; yiyeceğin dokusu, kokusu veya görünümüyle ya da boğulma korkusuyla sorun yaşar.
Çocuğumu zorla yedirmeli miyim?
Hayır. Zorla yedirme kısa vadede bir kaşık daha yedirebilir ancak uzun vadede yemeyi korkuyla eşleştirir ve reddi pekiştirir. Ödül pazarlığı da aynı şekilde ters teper: 'Şunu yersen tatlı var' ifadesi, yenmesi istenen yiyeceği daha da istenmez kılar. Etkili olan, baskı olmadan tekrar tekrar sunmaktır.
Reddettiği yiyeceği kaç kez sunmalıyım?
Bir yiyeceğin kabul edilmesi için çok sayıda tekrarlı sunum gerekebilir. Aileler genellikle birkaç denemeden sonra vazgeçer ve 'sevmiyor' sonucuna varır. Sunum sayısı arttıkça kabul olasılığı artar; ancak bu yalnızca zorlama olmadığında geçerlidir. Baskı eklendiğinde tekrar sunumun etkisi tersine döner.
Her öğün ayrı yemek hazırlamalı mıyım?
Hayır. Çocuğa özel menü hazırlamak kısıtlılığı kalıcılaştırır ve kardeşlerde haksızlık duygusu yaratır. Dengeli yaklaşım herkese aynı sofranın kurulması, ancak tabakta çocuğun kabul ettiği en az bir yiyeceğin bulunmasıdır. Böylece ne ayrı menü kurulur ne de çocuk aç kalır.
ARFID hangi durumlarla birlikte görülür?
En sık otizm spektrum bozukluğu ile birliktedir; duyusal hassasiyet ve değişmezlik ısrarı nedeniyle yeme kısıtlılığı çok yaygındır. Ayrıca kaygı bozuklukları (özellikle boğulma veya kusma korkusu tipinde), dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (ilgi azlığı tipinde) ve obsesif kompulsif belirtiler eşlik edebilir.
Tedavi nasıl yapılır?
Tedavi çok disiplinlidir: çocuk psikiyatristi, pediatri hekimi ve diyetisyen ortak bir plan yürütür. Temel yöntem kademeli maruz bırakmadır; çocuk yemeye zorlanmaz, önce yiyeceğe alışması sağlanır. Aynı zamanda ailenin masadaki tutumu çalışılır: ne sunulacağına ebeveyn, ne kadar yeneceğine çocuk karar verir.
Tedavi ne kadar sürer?
Kabul edilen yiyecek sayısındaki artış haftalarla değil aylarla ölçülür ve ilerleme düz bir çizgi izlemez. Hastalık dönemleri, okul değişikliği veya ailedeki gerginlikler geçici geri gidişlere yol açabilir. Ölçüt tek bir öğün değil genel eğilimdir: kabul edilen yiyecek listesinin uzaması, öğün süresinin kısalması ve büyüme eğrisinin kendi kanalına dönmesi.
Ne zaman uzmana başvurmalıyım?
Kilo kaybı varsa, beklenen kiloyu alamıyorsa, büyüme eğrisinde kanal değiştirme görülüyorsa, kabul ettiği yiyecek sayısı zamanla azalıyorsa, yeni yiyecek karşısında öğürme veya panik yaşıyorsa, sosyal etkinliklerden yeme nedeniyle kaçınıyorsa ya da öğünler bir saati aşıp ev sürekli gergin hâle geldiyse bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurulmalıdır.
Okula ne söylemeliyim?
Okulla iki şey paylaşılmalıdır: çocuğun kabul ettiği yiyeceklerin listesi ve zorlama yapılmaması gerektiği. Okulda uygulanan 'tabağını bitirmeden kalkamazsın' türü kurallar, evde yürütülen çalışmayı doğrudan bozar. Öğretmenle kurulan iletişim ayrıca ailenin göremediği öğün hakkında gerçek bilgi verir.
Kaynakça
- American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed., text rev.). DSM-5-TR.
- Thomas, J. J., & Eddy, K. T. (2019). Cognitive-Behavioral Therapy for Avoidant/Restrictive Food Intake Disorder: Children, Adolescents, and Adults. Cambridge University Press.
- Zimmerman, J., & Fisher, M. (2017). Avoidant/Restrictive Food Intake Disorder (ARFID). Current Problems in Pediatric and Adolescent Health Care, 47(4), 95-103.
- Dovey, T. M., Staples, P. A., Gibson, E. L., & Halford, J. C. G. (2008). Food Neophobia and 'Picky/Fussy' Eating in Children: A Review. Appetite, 50(2-3), 181-193.
- Sharp, W. G., Berry, R. C., McCracken, C., et al. (2013). Feeding Problems and Nutrient Intake in Children with Autism Spectrum Disorders: A Meta-analysis and Comprehensive Review of the Literature. Journal of Autism and Developmental Disorders, 43(9), 2159-2173.
- Taylor, C. M., Wernimont, S. M., Northstone, K., & Emmett, P. M. (2015). Picky/Fussy Eating in Children: Review of Definitions, Assessment, Prevalence and Dietary Intakes. Appetite, 95, 349-359.
- Bryant-Waugh, R., Markham, L., Kreipe, R. E., & Walsh, B. T. (2010). Feeding and Eating Disorders in Childhood. International Journal of Eating Disorders, 43(2), 98-111.
- Norris, M. L., Spettigue, W. J., & Katzman, D. K. (2016). Update on Eating Disorders: Current Perspectives on Avoidant/Restrictive Food Intake Disorder in Children and Youth. Neuropsychiatric Disease and Treatment, 12, 213-218.
- Satter, E. (1986). The Feeding Relationship. Journal of the American Dietetic Association, 86(3), 352-356.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
Doçent, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi. 15+ yıl klinik deneyim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Türk Psikiyatri Derneği üyesi.
Tam Profili Görüntüleİlgili Yazılar

Deprem ve Afet Sonrası Çocuk Ruh Sağlığı

Çocuklarda Karın ve Baş Ağrısı: Psikosomatik Belirtiler

Çocuklarda Oyun Terapisi Nedir? Kapsamlı Ebeveyn Rehberi

Çocuk Psikoterapisi Ankara: Süreç, Yöntemler ve Aileler İçin Kapsamlı Rehber

Çocuklarda Tik Bozuklukları ve Tourette Sendromu: Kapsamlı Ebeveyn Rehberi


