
Deprem sonrası çocuklarda görülen korku, uyku bozukluğu ve gerileme olağan tepkilerdir. Hangi belirtiler ne zaman geçer, ne zaman profesyonel destek gerekir, ailenin somut olarak ne yapması gerekir.
Deprem sonrasında ailelerin sorduğu ilk soru genellikle şudur: "Çocuğum bunu atlatacak mı?"
Cevap büyük ölçüde evettir. Afet sonrası ilk günlerde ve haftalarda görülen korku, uyku bozukluğu, yapışkanlık ve geriye dönük davranışlar anormal bir çocuğun tepkileri değil, anormal bir olaya verilen olağan tepkilerdir. Çocukların çoğu, doğru desteklendiğinde resmi bir tedaviye gerek kalmadan toparlanır.
Ancak bir bölümünde belirtiler kalıcı hâle gelir ve işlevselliği bozar. Bu yazı, hangi tepkilerin beklenen olduğunu, ne zaman profesyonel desteğin gerektiğini ve ailenin somut olarak ne yapabileceğini anlatıyor.
Önemli Noktalar
- Afet sonrası ilk tepkiler belirti değil, tepkidir; çoğu haftalar içinde geriler.
- Çocuğun iyileşmesini belirleyen en güçlü etken, bakım veren erişkinin kendi düzenlenmesidir.
- Belirtiler bir ayı aşıp işlevselliği bozuyorsa travma sonrası stres bozukluğu düşünülür.
- Tek seanslık "olayı anlattırma" oturumları önerilmez; yarar göstermediği, bazı durumlarda zarar verdiği bilinmektedir.
- Televizyon ve sosyal medyada afet görüntülerinin tekrar tekrar izlenmesi belirtileri artırır.
- Rutinin geri kurulması, konuşmaktan daha iyileştiricidir.
Afet Sonrası Görülen Olağan Tepkiler
Deprem sonrasında çocuklarda en sık görülenler şunlardır:
- Uykuya dalmakta güçlük, sık uyanma, kâbuslar
- Ebeveynden ayrılmayı reddetme, tek başına uyuyamama
- Küçük seslerle irkilme, kapı çarpmasıyla panikleme
- Karın ağrısı, baş ağrısı, iştahsızlık
- Gerileme: alt ıslatma, parmak emme, bebeksi konuşma
- Depremi oyunda tekrar tekrar canlandırma
- Sinirlilik, öfke patlamaları
- Okula ve derse odaklanamama
- "Yine olacak mı?" sorusunun sürekli tekrarı
Bunların hiçbiri tek başına bir bozukluk göstergesi değildir. Zaman içindeki seyri, ne kadar sürdüğü ve günlük yaşamı ne ölçüde kısıtladığı belirleyicidir.
Belirtiler Ne Zaman Başlar, Ne Kadar Sürer?
Tepkilerin çoğu ilk günlerde başlar ve iki ile dört hafta içinde belirgin biçimde azalır. Bu süre içinde dalgalanma beklenir: bir gün iyi, ertesi gün kötü olması gerileme anlamına gelmez.
Bir bölüm çocukta belirtiler hemen değil, haftalar hatta aylar sonra ortaya çıkar. Gecikmiş başlangıç özellikle ilk dönemde ailenin yoğun pratik sorunlarla uğraştığı, çocuğun "sorun çıkarmadığı" durumlarda görülür. Bu nedenle ilk ay sorunsuz geçti diye izlem sonlandırılmamalıdır.
Altı ayı aşan ve azalmayan belirtiler kendiliğinden düzelmeyi beklemek yerine değerlendirme gerektirir.
Tekrarlayan Oyun Neden Önemli?
Küçük çocuklar yaşadıklarını sözcüklerle değil oyunla işler. Blokları yıkıp yeniden kurmak, enkaz-kurtarma oyunu oynamak, depremi oyuncaklarla canlandırmak beklenen bir süreçtir ve engellenmemelidir.
Dikkat edilmesi gereken, oyunun niteliğidir. İşleyen oyun zamanla değişir, çocuk oyunun sonunu değiştirir, kurtarma ve onarma teması girer. Donmuş oyun ise hep aynı noktada takılır, çocuk oynarken rahatlamaz, tersine gerilir. İkincisi değerlendirme gerektirir.
Yaşa Göre Tepkiler
Okul Öncesi (2-6 yaş)
Bu yaşta en belirgin tepki gerilemedir. Tuvalet eğitimini tamamlamış bir çocuk yeniden altını ıslatabilir, tek başına uyuyan çocuk ebeveyn yatağına dönebilir. Ayrılığa tahammül belirgin biçimde azalır.
Bu yaş grubu olayı nedensellik kurarak anlayamaz; "biz yaramazlık yaptığımız için oldu" gibi sihirli düşünceler sık görülür. Bu nedenle basit ve doğru bir açıklama önemlidir.
İlkokul (7-11 yaş)
Bedensel yakınmalar öne çıkar: karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı. Okula gitmeyi reddetme sık görülür ve çoğu zaman ebeveynden ayrılma korkusuyla ilişkilidir.
Bu yaşta çocuk olayın kalıcılığını anlar ve "yine olursa" sorusunu ayrıntılı biçimde sorar. Güvenlik planı bilmek — nereye gideceğiz, kim bizi alacak — bu yaş grubunda kaygıyı somut olarak azaltır.
Ergenlik
Ergenlerde tablo erişkine yaklaşır ancak iki fark vardır. Birincisi, ergen kaygısını içe kapanma ya da tam tersine risk alma davranışıyla dışa vurabilir. İkincisi, hayatta kalma suçluluğu bu dönemde belirgindir: "Ben buradayım, arkadaşım değil."
Ergenler ayrıca ailenin yükünü üstlenme eğilimindedir; kendi zorlandığını söylemeyip "ben iyiyim" der. Bu sessizlik iyileşme değil, çoğu zaman erteleme anlamına gelir.
Kimlerde Risk Daha Yüksek?
Aynı depremi yaşayan çocukların hepsi aynı seyri izlemez. Belirtilerin kalıcı hâle gelme olasılığını artıran etkenler bilinmektedir ve bunlar değerlendirmenin ilk basamağını oluşturur.
Maruziyetin niteliği: Enkaz altında kalmak, yaralanmak, ölüm ya da ağır yaralanma görmek doğrudan risk artırır. Maruziyet arttıkça belirti şiddeti de artar.
Kayıp: Ailede, özellikle bakım veren bir kişinin kaybı en güçlü risk etkenidir. Bu durumda tablo yalnızca travma değil, aynı zamanda yas sürecidir ve ikisi birlikte ele alınmalıdır.
Yerinden edilme: Evin yıkılması, şehir değiştirme, okul ve arkadaş çevresinin kaybı. Travmanın üzerine eklenen bu kayıplar iyileşmeyi geciktirir.
Ebeveynin ruhsal durumu: Bakım verende belirgin depresyon, travma belirtileri ya da işlevsellik kaybı varsa çocuğun toparlanması belirgin biçimde yavaşlar.
Önceki ruhsal öykü: Depremden önce kaygı bozukluğu, depresyon ya da travma öyküsü olan çocuklarda risk yüksektir.
Sosyal desteğin zayıflığı: Geniş aile ve akran desteğinden yoksunluk koruyucu etkeni ortadan kaldırır.
Risk etkeni taşımak belirtinin kesin gelişeceği anlamına gelmez; bu çocukların daha yakından izlenmesi gerektiği anlamına gelir.
Afet Sonrası Yas
Ailede kayıp yaşandığında süreç ikiye ayrılır. Travma belirtileri olayın kendisiyle, yas ise kaybedilen kişiyle ilgilidir. Travma belirtileri yoğunken çocuk çoğu zaman yas tutamaz; hatırlamaya çalıştığında olay anının görüntüleri araya girer.
Bu nedenle sıralama önemlidir: önce travma belirtileri yeterince yatıştırılır, ardından yas çalışması yapılabilir. Çocuğa kaybı anlatırken "uyudu", "bizi bıraktı gitti" gibi örtmeceler kullanılmamalıdır; bunlar küçük çocukta uyku korkusuna ve terk edilme inancına yol açar.
Ne Zaman Profesyonel Destek Gerekir?
Aşağıdaki durumlarda bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurulmalıdır:
- Belirtiler bir aydan uzun sürüyor ve azalmıyorsa
- Çocuk okula gitmiyor veya derse hiç katılamıyorsa
- Arkadaşlarından ve daha önce sevdiği etkinliklerden tamamen çekilmişse
- Uyku bozukluğu düzelmiyor, her gece kâbus görüyorsa
- Kendine zarar verme düşüncesi ya da ölüm konuşması varsa
- Belirgin umutsuzluk, "hiçbir şeyin anlamı yok" ifadeleri varsa
- Yeme düzeni belirgin biçimde bozulmuş, kilo kaybı varsa
- Ailede kayıp yaşanmışsa ve yas süreci tıkanmışsa
Belirtiler ilk ay içinde çok şiddetliyse ve çocuk temel işlevlerini sürdüremiyorsa, bir ayı beklemeden başvurmak doğrudur.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu
Belirtiler bir ayı aştığında ve dört alanda kümelendiğinde travma sonrası stres bozukluğu gündeme gelir:
- Yeniden yaşantılama: istem dışı hatırlamalar, kâbuslar, oyunda takılı tekrar
- Kaçınma: olayı hatırlatan yer, kişi ve konuşmalardan uzak durma
- Bilişsel ve duygusal değişimler: suçluluk, dünyanın tümüyle tehlikeli olduğu inancı, duygusal donukluk
- Aşırı uyarılmışlık: irkilme, uyku bozukluğu, öfke, dikkat dağınıklığı
Küçük çocuklarda bu belirtiler erişkindeki gibi anlatılmaz; oyun, çizim ve davranış üzerinden görünür hâle gelir. Ayrıntılı bilgi için travma sonrası stres bozukluğu yazımıza bakabilirsiniz.
Ailenin Yapabilecekleri
Önce Kendi Düzenlenmeniz
Afet sonrası çocuk ruh sağlığı araştırmalarının en tutarlı bulgusu şudur: çocuğun iyileşmesini en güçlü biçimde yordayan etken, bakım veren erişkinin kendi ruhsal durumudur.
Bu, ebeveynin hiç korkmaması gerektiği anlamına gelmez. Korkuyu gizlemek de gerekmez; çocuk zaten hisseder. Gerekli olan, duygunun adlandırılıp düzenlenebildiğinin gösterilmesidir: "Ben de korktum. Şimdi biraz daha iyiyim, çünkü güvenli bir yerdeyiz."
Rutini Geri Kurun
Uyku saati, yemek düzeni, okul, oyun zamanı. Rutin, çocuğa "dünya yeniden öngörülebilir" mesajını konuşmadan verir. Afet sonrası müdahalelerde rutinin geri kurulması, terapötik konuşmadan daha erken ve daha güçlü etki gösterir.
Fiziksel Yakınlık
Küçük çocuklarda temas, sözden daha etkilidir. Kucağa alma, birlikte uyuma, el tutma. Geçici olarak ebeveyn yatağında uyumaya izin vermek bu dönemde yanlış değildir; sonradan kademeli olarak geri alınır.
Konuşmaya Zorlamayın
Çocuk hazır olduğunda konuşur. "Anlat bakalım ne hissettin" baskısı çoğu çocukta kapanmaya yol açar. Kapıyı açık bırakmak yeterlidir: "Aklına geldiğinde konuşmak istersen buradayım."
Aynı nedenle, afet sonrası tek seanslık "olayı ayrıntısıyla anlattırma" uygulamaları önerilmez. Bu yöntemin yarar sağlamadığı, bazı kişilerde belirtileri artırdığı gösterilmiştir. Yerine geçen yaklaşım psikolojik ilk yardımdır: güvenlik, temel ihtiyaçlar, sakinleştirme, bağlantı kurma ve umut.
Ekran Maruziyetini Sınırlayın
Deprem görüntülerinin televizyonda ve sosyal medyada tekrar tekrar izlenmesi, çocuklarda belirti şiddetini artırır. Küçük çocuk aynı görüntüyü her izlediğinde olayın yeniden olduğunu düşünebilir.
Evde haber açık bırakılmamalı, ergenlerin sosyal medya kullanımı konuşularak sınırlandırılmalıdır.
Çocukla Nasıl Konuşulmalı?
Yaşa uygun ve doğru olun. "Bir daha olmayacak" demeyin; tutamayacağınız bir söz güveni zedeler. Bunun yerine: "Ne zaman olacağını kimse bilemez ama biz hazırlıklıyız ve ben senin yanındayım."
Somut güvenlik bilgisi verin. Toplanma yeri neresi, kim kimi alacak, çanta nerede. Belirsizlik kaygıyı besler; plan bilmek azaltır.
Kısa tutun ve soruyu bekleyin. Çocuğun sorduğu kadar cevaplayın. Sorulmayan ayrıntıyı anlatmak gereksiz yük bindirir.
Duyguyu adlandırın. "Korkmuşsun, anlıyorum" demek, çocuğun yaşadığını düzenlenebilir bir şey hâline getirir.
Okulun Rolü
Afet sonrası okul, tedavinin doğrudan parçasıdır. Okula dönüş çoğu çocukta iyileşmeyi hızlandırır: akran teması, yapı ve öngörülebilirlik sağlar.
Okulla konuşulması gerekenler:
- Çocuğun zorlandığında gidebileceği bir kişi belirlenmesi
- Akademik beklentinin geçici olarak esnetilmesi
- Deprem tatbikatlarının önceden haber verilmesi — habersiz alarm belirtileri yeniden tetikleyebilir
- Sınıf içinde olayın konuşulma biçiminin planlanması
Okulun "her şey normale dönsün" baskısı kadar, "bu çocuğa hiç dokunmayalım" tutumu da işlevsizdir. Aradaki denge, beklentiyi düşürmeden desteği artırmaktır.
Okula Dönüş Nasıl Planlanır?
Uzun süre okuldan uzak kalmış çocukta tek seferde tam güne dönüş gerçekçi olmayabilir. Kademeli bir plan işe yarar: önce yarım günler, ardından sevdiği derslerden başlayarak tam gün, sonra olağan düzen.
Planın okul, aile ve klinisyen arasında birlikte yapılması ve önceden yazılı hâle getirilmesi uygulanabilirliğini belirgin biçimde artırır. Sınıf arkadaşlarının çocuğu nasıl karşılayacağı da önceden konuşulmalıdır; iyi niyetli ama yoğun ilgi bazı çocukları zorlar.
Tedavi
Psikolojik İlk Yardım
İlk günlerin yaklaşımıdır ve terapi değildir. Güvenliğin sağlanması, temel ihtiyaçların karşılanması, sakinleştirme, ailelerin birleştirilmesi ve pratik destek içerir. Her erişkin tarafından uygulanabilir.
Travma Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi
Belirtiler kalıcı hâle geldiğinde en güçlü kanıta sahip yöntemdir. Çocuğa duygu düzenleme becerileri kazandırma, kademeli olarak olayla ilgili anlatının oluşturulması ve ebeveyn katılımı temel bileşenleridir. Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun yaklaşımında ebeveyn oturumları sürecin ayrılmaz parçasıdır.
EMDR
Çocuklarda da uygulanabilen, travmatik anının işlenmesine yönelik bir yöntemdir. Uygun olgularda travma odaklı terapiye alternatif ya da tamamlayıcı olarak kullanılır.
İlaç Tedavisi
Afet sonrası ilk basamak ilaç değildir. İlaç, eşlik eden belirgin depresyon, şiddetli uyku bozukluğu ya da terapiye katılımı engelleyen düzeyde kaygı varsa gündeme gelir.
Süreç Nasıl İzlenir?
İzlenen ölçüt belirtilerin tamamen kaybolması değil, işlevselliktir: çocuk okula gidiyor mu, akranlarıyla görüşüyor mu, uykusu düzeldi mi, gün içinde keyif aldığı bir etkinlik var mı.
İyileşme düz bir çizgi izlemez. Depremin yıl dönümü, artçı sarsıntılar, haberlerde benzer bir olayın yer alması geçici artışlara yol açabilir. Bu artışlar beklenen dalgalanmadır ve tek başına tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez.
Ailenin basit bir kayıt tutması süreci görünür kılar: haftada bir, uyku düzeni, okul devamı ve belirgin belirtilerin not edilmesi yeterlidir. Günlük gözlemde değişim fark edilemeyecek kadar yavaş olabilir; bir ay öncesine bakmak farkı somutlaştırır.
Uzman Görüşü
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre afet sonrası başvurularda ailelerin en sık düştüğü yanılgı, çocuğun konuşmamasını iyilik işareti saymaktır. Çocuk konuşmuyor olabilir çünkü sözcüğü yoktur, ya da ailesini daha fazla üzmekten kaçınmaktadır. Değerlendirmede oyun, çizim ve davranış gözlemi bu nedenle sözel anlatım kadar önemlidir.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu, ikinci bir noktaya da dikkat çekmektedir: ebeveynin kendi zorlanmasını ertelemesi. Aileler çoğu zaman "önce çocuk düzelsin" der. Oysa çocuğun düzenlenmesi erişkinin düzenlenmesine bağlıdır; ebeveynin desteği ertelenirse çocuğun iyileşmesi de gecikir.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu ayrıca, afet sonrası dönemde ailelerin çocuğu koruma amacıyla tüm sorumluluklardan muaf tutmasının uzun vadede işe yaramadığını vurgulamaktadır. Yaşa uygun küçük sorumlulukların sürdürülmesi, çocuğa hayatın devam ettiği ve kendisinin hâlâ yetkin olduğu mesajını verir; tümüyle muaf tutulan çocuk çoğu zaman daha kırılgan hisseder.
Üçüncüsü, zamanlamadır. İlk haftalarda görülen yoğun tepkiler için acele bir tanı koymak doğru değildir; aynı şekilde altı ay sonra hâlâ süren belirtileri "zamanla geçer" diye beklemek de doğru değildir. Ölçüt sürenin yanında işlevselliktir.
Ankara'da Afet Sonrası Değerlendirme ve Randevu Süreci
Ankara'da afet sonrası çocuk ruh sağlığı başvuruları iki farklı gruptan gelmektedir. Birincisi, depremi doğrudan yaşayıp Ankara'ya taşınmış ailelerdir; burada yer değiştirme, okul değişikliği ve sosyal çevrenin kaybı travmanın üzerine eklenmiştir. İkincisi, depremi yaşamamış ancak görüntüler ve toplumsal atmosfer üzerinden yoğun kaygı geliştirmiş Ankara'daki çocuklardır. İkinci grup çoğu zaman hafife alınır; oysa bu çocuklarda da uyku bozukluğu ve ayrılık kaygısı belirgin olabilir.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu tarafından Ankara'da yürütülen değerlendirmede önce maruziyetin niteliği belirlenir: çocuk olayı doğrudan mı yaşadı, yakın kaybı var mı, yerinden edilme yaşandı mı, ailede süregelen bir zorlanma var mı. Ardından belirtilerin süresi ve işlevsellik üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Ankara'ya taşınmış ailelerde sürecin ayrı bir boyutu, uyum sürecidir. Yeni okul, yeni çevre ve çoğu zaman geçici konut düzeni, travma belirtileriyle iç içe geçer. Değerlendirmede bu ikisinin ayrıştırılması tedavi planını doğrudan belirler.
Ankara'daki ailelerin getirmesi yararlı olanlar: varsa önceki değerlendirme raporları, okul gözlemi, uyku ve davranış değişikliklerine dair iki haftalık basit bir kayıt.
Ankara'da çocuğunuzun afet sonrası ruhsal durumu için değerlendirme planlamak isterseniz, çocuk psikiyatrisi hizmeti hakkında bilgi alabilir ve randevu talebi oluşturabilirsiniz.
Özetle
Afet sonrası ilk tepkiler olağandır ve çoğu çocuk doğru destekle toparlanır. Belirtilerin bir ayı aşması ve işlevselliği bozması, profesyonel değerlendirme gerektiren eşiktir.
Ailenin en güçlü katkısı kendi düzenlenmesi, rutinin geri kurulması ve çocuğu konuşmaya zorlamadan kapıyı açık tutmasıdır. Ekran maruziyetinin sınırlanması ve okulla ortak bir plan yapılması sürecin diğer iki belirleyicisidir.
Kalıcı belirtilerde travma odaklı bilişsel davranışçı terapi en güçlü kanıta sahip yöntemdir; ilaç ilk basamak değildir.
Sık Sorulan Sorular
Çocuğum depremden sonra altını ıslatmaya başladı, normal mi?
Evet, gerileme afet sonrası en sık görülen tepkilerden biridir. Tuvalet eğitimini tamamlamış bir çocuğun yeniden altını ıslatması, parmak emmeye dönmesi ya da bebeksi konuşması beklenen bir tepkidir. Genellikle haftalar içinde kendiliğinden geriler. Utandırmak ya da cezalandırmak süreci uzatır.
Çocuğum hiç konuşmuyor, iyi olduğu anlamına mı gelir?
Hayır, sessizlik iyilik göstergesi değildir. Çocuk sözcüğü olmadığı için ya da ailesini daha fazla üzmemek için konuşmuyor olabilir. Küçük çocuklarda yaşananlar oyun, çizim ve davranış üzerinden dışa vurulur. Konuşmaya zorlamak yerine kapıyı açık bırakmak ve bu diğer kanalları gözlemek gerekir.
Depremi anlatmaya zorlamalı mıyım?
Hayır. Tek seanslık 'olayı ayrıntısıyla anlattırma' uygulamalarının yarar sağlamadığı, bazı kişilerde belirtileri artırdığı gösterilmiştir. Çocuk hazır olduğunda konuşur. Yerine geçen yaklaşım psikolojik ilk yardımdır: güvenlik, temel ihtiyaçlar, sakinleştirme, bağlantı ve umut.
Belirtiler ne kadar sürerse endişelenmeliyim?
Tepkilerin çoğu iki ile dört hafta içinde belirgin biçimde azalır. Bir ayı aşan, azalmayan ve okula gitme, arkadaş ilişkisi, uyku gibi alanlarda işlevselliği bozan belirtiler değerlendirme gerektirir. İlk ay içinde belirtiler çok şiddetliyse bir ayı beklemeden başvurmak doğrudur.
Çocuğuma 'bir daha olmayacak' diyebilir miyim?
Hayır, tutamayacağınız bir söz güveni zedeler ve bir artçı sarsıntıda inandırıcılığınızı kaybedersiniz. Bunun yerine dürüst ve güven verici olun: 'Ne zaman olacağını kimse bilemez ama biz hazırlıklıyız ve ben senin yanındayım.' Somut güvenlik planı bilmek kaygıyı azaltır.
Haberleri izlemesine izin vermeli miyim?
Deprem görüntülerinin televizyonda ve sosyal medyada tekrar tekrar izlenmesi belirti şiddetini artırır. Küçük çocuk aynı görüntüyü her gördüğünde olayın yeniden olduğunu düşünebilir. Evde haber sürekli açık bırakılmamalı, ergenlerde sosyal medya kullanımı konuşularak sınırlandırılmalıdır.
Çocuğum depremi oyunda tekrar tekrar canlandırıyor, engellemeli miyim?
Hayır, engellenmemelidir; bu küçük çocuğun yaşadığını işleme biçimidir. Dikkat edilmesi gereken oyunun niteliğidir. İşleyen oyun zamanla değişir, çocuk sonunu değiştirir, kurtarma teması girer. Hep aynı noktada takılan ve çocuğu rahatlatmak yerine geren oyun ise değerlendirme gerektirir.
Kimlerde risk daha yüksek?
Enkaz altında kalma, yaralanma, ölüm görme gibi doğrudan maruziyet; ailede kayıp, özellikle bakım veren kaybı; yerinden edilme ve okul-arkadaş çevresinin kaybı; ebeveynde belirgin depresyon veya travma belirtileri; depremden önce var olan ruhsal öykü ve sosyal desteğin zayıflığı riski artırır.
Okula ne zaman dönmeli?
Tıbbi bir engel yoksa mümkün olan en kısa sürede. Okul akran teması, yapı ve öngörülebilirlik sağladığı için iyileşmeyi hızlandırır. Uzun süre uzak kalınmışsa kademeli plan işe yarar: önce yarım günler, sonra sevilen derslerden başlayarak tam gün. Tatbikatların önceden haber verilmesi önemlidir.
Tedavi nasıl yapılır, ilaç gerekir mi?
Kalıcı belirtilerde en güçlü kanıta sahip yöntem travma odaklı bilişsel davranışçı terapidir; duygu düzenleme becerileri, kademeli anlatı oluşturma ve ebeveyn katılımı içerir. EMDR uygun olgularda kullanılır. İlaç ilk basamak değildir; eşlik eden belirgin depresyon, şiddetli uyku bozukluğu ya da terapiye katılımı engelleyen kaygı varsa gündeme gelir.
Kaynakça
- American Academy of Child and Adolescent Psychiatry (2010). Practice Parameter for the Assessment and Treatment of Children and Adolescents with Posttraumatic Stress Disorder. JAACAP, 49(4), 414-430.
- National Child Traumatic Stress Network & National Center for PTSD (2006). Psychological First Aid: Field Operations Guide (2nd ed.).
- Rose, S., Bisson, J., Churchill, R., & Wessely, S. (2002). Psychological Debriefing for Preventing Post Traumatic Stress Disorder. Cochrane Database of Systematic Reviews, 2, CD000560.
- Cohen, J. A., Mannarino, A. P., & Deblinger, E. (2017). Treating Trauma and Traumatic Grief in Children and Adolescents (2nd ed.). Guilford Press.
- Gurwitch, R. H., Kees, M., Becker, S. M., Schreiber, M., Pfefferbaum, B., & Diamond, D. (2004). When Disaster Strikes: Responding to the Needs of Children. Prehospital and Disaster Medicine, 19(1), 21-28.
- Pfefferbaum, B., Newman, E., Nelson, S. D., et al. (2014). Disaster Media Coverage and Psychological Outcomes: Descriptive Findings in the Extant Research. Current Psychiatry Reports, 16(9), 464.
- Norris, F. H., Friedman, M. J., Watson, P. J., Byrne, C. M., Diaz, E., & Kaniasty, K. (2002). 60,000 Disaster Victims Speak: Part I. An Empirical Review of the Empirical Literature, 1981-2001. Psychiatry, 65(3), 207-239.
- Morris, A., Gabert-Quillen, C., & Delahanty, D. (2012). The Association Between Parent PTSD/Depression Symptoms and Child PTSD Symptoms: A Meta-Analysis. Journal of Pediatric Psychology, 37(10), 1076-1088.
- World Health Organization (2013). Guidelines for the Management of Conditions Specifically Related to Stress. Geneva: WHO.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
Doçent, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi. 15+ yıl klinik deneyim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Türk Psikiyatri Derneği üyesi.
Tam Profili Görüntüleİlgili Yazılar

Çocuklarda Karın ve Baş Ağrısı: Psikosomatik Belirtiler

Çocuklarda Oyun Terapisi Nedir? Kapsamlı Ebeveyn Rehberi

Çocuklarda Seçici Yeme ve ARFID: Çocuğum Yemek Yemiyor

Çocuk Psikoterapisi Ankara: Süreç, Yöntemler ve Aileler İçin Kapsamlı Rehber

Çocuklarda Tik Bozuklukları ve Tourette Sendromu: Kapsamlı Ebeveyn Rehberi


