
Okul sabahları başlayan, hafta sonu kaybolan karın ağrısı uydurma değildir. Psikosomatik ağrının nasıl oluştuğu, hangi durumlarda tıbbi inceleme şart olduğu ve ailenin ne yapması gerektiği.
"Her sabah okuldan önce karnı ağrıyor ama hafta sonu bir şeyi yok." Bu cümle, çocuk psikiyatrisi polikliniklerinde en sık duyulan cümlelerden biridir ve ailelerin çoğu bunu söylerken tereddütlüdür: acaba çocuk numara mı yapıyor?
Yanıt hayır. Bu ağrılar gerçektir. Çocuk gerçekten acı çeker; ağrının kaynağı bir organ hastalığı değil, bedenin duygusal zorlanmaya verdiği yanıttır.
Bu yazı, psikosomatik belirtilerin nasıl oluştuğunu, hangi durumlarda düşünülmesi gerektiğini, tıbbi nedenlerin nasıl elendiğini ve ailenin ne yapabileceğini anlatır.
Önemli Noktalar
- Psikosomatik ağrı gerçek ağrıdır; uydurma, numara ya da dikkat çekme değildir.
- Çocuklar duygusal zorlanmayı sözelleştiremediklerinde bedensel olarak ifade eder; bu yaş grubunda beklenen bir durumdur.
- Tanı "hiçbir şey bulunamadı" demekle konulmaz; tıbbi nedenlerin elenmesi ve psikososyal etkenlerin gösterilmesi birlikte gerekir.
- Belirtinin zamanlaması tanısal ipucudur: okul sabahları, sınav öncesi, ziyaret günleri.
- "Bir şeyin yok" demek işe yaramaz; ağrının kabul edilmesi tedavinin ilk adımıdır.
Psikosomatik Belirti Nedir?
Psikosomatik belirti, duygusal zorlanmanın bedensel bir yakınma olarak ortaya çıkmasıdır. Beyin ile beden arasındaki bağlantı tek yönlü değildir: kaygı yalnızca bir düşünce değil, aynı zamanda kaslarda gerginlik, bağırsak hareketlerinde değişim, kalp hızında artış ve ağrı eşiğinde düşme demektir.
Bu mekanizma yetişkinlerde de çalışır — gergin bir toplantı öncesi mide kasılması, sınav öncesi ellerin titremesi ya da yoğun stresli bir dönemde ortaya çıkan boyun ağrısı gibi. Çocuklarda fark, duygunun adını koyamadıkları için bedensel kanalın tek ifade yolu hâline gelmesidir.
Neden Çocuklarda Daha Sık?
Küçük çocuklar iç dünyalarını tanımlayacak sözcük dağarcığına sahip değildir. "Kaygılıyım" ya da "okulda dışlanıyorum" diyemeyen çocuk, hissettiğini bedeninde fark eder ve "karnım ağrıyor" der.
Bu bir aldatma değil, gelişimsel bir sınırdır. Yaş ilerledikçe ve duygu sözcükleri kazanıldıkça bedensel ifade azalır; ancak yetişkinlikte de tamamen kaybolmaz.
En Sık Görülen Belirtiler
- Karın ağrısı: En yaygın olanıdır, genellikle göbek çevresinde tarif edilir
- Baş ağrısı: Gerilim tipi; alın ve şakak bölgesinde baskı hissi
- Bulantı, iştahsızlık
- Kas ve eklem ağrıları
- Çarpıntı, göğüste sıkışma
- Baş dönmesi, halsizlik
- Sık tuvalete gitme ihtiyacı
Ne Zaman Psikosomatik Düşünülür?
Zamanlama Örüntüsü
En güçlü ipucu belirtinin ne zaman ortaya çıktığıdır:
- Okul sabahları var, hafta sonu ve tatilde yok
- Sınav öncesi belirginleşiyor
- Belirli bir kişiyi görmeden önce başlıyor
- Aile içi gerginliğin arttığı dönemlerde yoğunlaşıyor
- Eve dönünce ya da okula gitmekten vazgeçilince kısa sürede geçiyor
Bu örüntü kendi başına tanı koydurmaz ancak yönü gösterir.
Diğer İpuçları
- Ağrının yeri ve niteliği tutarsız tarif ediliyor
- Gece uykudan uyandırmıyor
- Tıbbi tetkikler tekrar tekrar normal çıkıyor
- Oyun ya da ilgi çekici bir etkinlik sırasında ağrıdan söz edilmiyor
- Ailede benzer bedensel yakınma öyküsü var
- Belirti, çocuğun kaçınmak istediği bir durumu ortadan kaldırıyor
Uyarı Bulguları: Tıbbi Değerlendirme Şart
Aşağıdaki durumlarda psikosomatik değerlendirme öncelikli değildir; önce tıbbi neden araştırılmalıdır:
- Gece uykudan uyandıran ağrı
- Kilo kaybı, büyüme duraklaması
- Ateş, döküntü, eklem şişliği
- Kanlı dışkılama, sürekli kusma
- Yutma güçlüğü
- Ağrının giderek şiddetlenmesi ve yer değiştirmemesi
- Nörolojik belirtiler: görme değişikliği, dengesizlik, güçsüzlük
- Sabah kusmasıyla birlikte olan baş ağrısı
Bu bulgular varken "stres" denilmesi ciddi bir hatadır. Psikosomatik değerlendirme, tıbbi nedenin yerine geçen değil, onun elenmesinden sonra gelen bir adımdır.
Yaşa Göre Görünüm
Okul öncesi (3-6 yaş): Belirti genellikle karın ağrısıdır ve ayrılma kaygısıyla ilişkilidir. Çocuk ağrının yerini net gösteremez; "burası" diye tüm karnını işaret eder.
İlkokul (7-11 yaş): En sık görüldüğü dönemdir. Okul sabahları belirginleşen karın ve baş ağrısı tipiktir. Bu yaşta çocuk ağrıyı daha ayrıntılı tarif edebilir ancak hâlâ duygusal kaynağını göremez.
Ergenlik: Baş ağrısı, çarpıntı, baş dönmesi ve yorgunluk öne çıkar. Ergen ağrının stresle ilişkili olabileceğini kavrayabilir ancak bunu kabul etmeye direnç gösterebilir; "bana inanmıyorsunuz" tepkisi bu yaşta sıktır.
Altta Yatan Nedenler
Psikosomatik belirti bir tanı değil, bir ifade biçimidir. Altında genellikle şunlardan biri bulunur:
Kaygı Bozuklukları
En sık eşlik eden tablodur. Özellikle ayrılma kaygısı ve yaygın kaygı bozukluğu bedensel belirtilerle başlar. Okul reddinin erken döneminde neredeyse her zaman karın ağrısı vardır ve bu dönemde müdahale, tablo yerleşmeden önce en etkili sonucu verir.
Okul Kaynaklı Zorlanmalar
- Akran zorbalığı ya da dışlanma
- Tanınmamış öğrenme güçlüğü: çocuk dersi anlamadığı için okula gitmek istemez
- Öğretmenle yaşanan bir sorun
- Sınav kaygısı
Aile İçi Etkenler
- Ebeveynler arası çatışma, boşanma süreci
- Aile üyelerinden birinin hastalığı
- Kayıp ya da taşınma
- Ailede yüksek beklenti ve performans baskısı
Depresyon
Çocukluk çağı depresyonu yetişkindeki gibi çökkünlükle değil, sıklıkla bedensel yakınmalar ve sinirlilikle ortaya çıkar.
Travma
Geçirilmiş bir travmatik yaşantı, bedensel belirtilerle sürebilir. Bu olasılık özellikle açıklanamayan ve yerleşmiş yakınmalarda değerlendirilmelidir.
Öğrenilmiş Örüntü
Bazı ailelerde bedensel yakınmanın ilgi görmenin ya da sorumluluktan muaf olmanın yolu hâline geldiği bir düzen kurulmuştur. Bu bilinçli bir öğretme değildir; zamanla yerleşir.
Ayrıca ailede bedensel yakınmaları öne çıkan bir yetişkin varsa, çocuk bu ifade biçimini model alabilir. Değerlendirmede ailenin bedensel belirtilere verdiği anlam ve geçmişteki hastalık deneyimleri de ele alınır.
Ailenin Kendi Kaygısı
Çoğu zaman gözden kaçan bir bileşendir. Ebeveynin ağrı karşısındaki kaygısı çocuğa doğrudan aktarılır: sürekli "nasılsın, geçti mi" diye sorulması, her ağrıda doktora gidilmesi ve endişeli yüz ifadesi, çocuğa durumun ciddi olduğu mesajını verir.
Ailede daha önce ciddi bir hastalık ya da kayıp yaşanmışsa bu kaygı daha yüksektir ve anlaşılırdır. Ancak tedavi planının parçası olarak ele alınması gerekir.
Ebeveynin kendi kaygısını yönetebilmesi, çocuğun belirtilerinin azalmasında ölçülebilir bir etken olarak öne çıkmaktadır.
Değerlendirme Süreci
Önce Tıbbi Eleme
Süreç genellikle pediatri hekimiyle başlar. Ağrının niteliği, uyarı bulgularının varlığı ve muayene bulguları değerlendirilir; gerektiğinde tetkik istenir.
Burada önemli bir denge vardır: gerekli tetkiklerin yapılması gerekir, ancak tetkiklerin gereksiz yere tekrarlanması zararlıdır. Her yeni tetkik, ailede ve çocukta "demek ki ciddi bir şey var" inancını pekiştirir ve tabloyu sürdürür.
Psikiyatrik Değerlendirme
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun Ankara'daki muayenehanesinde yürütülen değerlendirmede önce belirtinin örüntüsü çıkarılır: ne zaman başlıyor, ne kadar sürüyor, ne yapınca geçiyor, hangi durumları ortadan kaldırıyor.
Ardından olası kaynaklar taranır: kaygı belirtileri, okul işlevselliği, akran ilişkileri, aile içi durum, uyku ve iştah, depresif belirtiler. Gerektiğinde öğrenme güçlüğü ve dikkat sorunları da değerlendirilir.
Ailenin belirtiye verdiği tepki de sürecin parçasıdır: ağrı olduğunda ne oluyor, çocuk okula gitmiyorsa günü nasıl geçiriyor.
Belirti Günlüğü
İki haftalık basit bir kayıt, değerlendirmenin en yararlı aracıdır: gün, saat, ağrının şiddeti, o sırada ne olduğu ve nasıl geçtiği. Bu kayıt çoğu zaman ailenin fark etmediği bir örüntüyü görünür kılar. Ayrıca ağrının gerçekten her gün mü yoksa belirli günlerde mi olduğunu netleştirir; hatırlamaya dayalı izlenim bu konuda sıklıkla yanıltıcıdır.
Çocuğa Nasıl Anlatmalı?
Çocuğun ağrısının neden olduğunu anlaması, tedaviye katılımını doğrudan etkiler. Ancak açıklama yanlış kurulduğunda çocuk suçlandığını hisseder.
Kaçınılması gereken: "Aslında bir şeyin yok", "kafanda kuruyorsun", "stresten oluyor" gibi ifadeler. Bunlar çocuğa yaşadığının gerçek olmadığını söyler.
İşe yarayan çerçeve: Beden-beyin bağlantısını somut bir örnekle anlatmak. "Korktuğunda kalbin hızlanır değil mi? Kalbinde bir hastalık olduğu için değil, beynin bedenine haber verdiği için. Karnın da böyle: zorlandığında beynin karnına sinyal gönderiyor ve gerçekten ağrıyor."
Bu çerçeve iki şeyi birden yapar: ağrıyı geçersiz kılmaz ve kaynağını gösterir. Çocuk artık "bana inanmıyorlar" konumundan çıkar.
Okul çağındaki çocuklara ağrı ölçeği kullanmak da yararlıdır: ağrının şiddetini 1-10 arasında söylemesi, hem ifade etmesini kolaylaştırır hem de zaman içindeki değişimi görünür kılar.
Tedavi
Ailenin Yaklaşımı: En Kritik Bileşen
Ağrıyı kabul edin, ama ona ayrıcalık tanımayın. Bu ikisi birlikte yürür.
- Kabul: "Karnının ağrıdığını biliyorum, bu gerçek bir ağrı." Çocuğun inandırıcılığını tartışmak tabloyu ağırlaştırır.
- Ayrıcalık tanımama: Ağrı, okula gitmemenin ya da sorumluluklardan muaf olmanın yolu hâline gelmemelidir.
Bu denge kurulmadığında iki uçtan birine savrulur: ya çocuk "numara yapıyor" diye yargılanır ve yalnızlaşır, ya da ağrı kaçınmanın aracı olur ve pekişir. Her iki uç da tabloyu sürdürür; çıkış yolu ortada, ikisini birlikte tutan tutumda.
Okula Devam
Psikosomatik karın ağrısının en sık sonucu okul devamsızlığıdır ve bu, tablonun sürmesinin başlıca nedenidir. Çocuk evde kaldıkça ağrı işe yaramış olur ve ertesi gün daha güçlü döner; bu döngü kısa sürede yerleşir.
Genel yaklaşım, tıbbi bir engel yoksa okula devam edilmesidir. Okulla iş birliği kurularak çocuğun zorlandığında gidebileceği bir kişi belirlenir; böylece devam sürerken destek de sağlanır.
Psikoterapi
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun yaklaşımında bilişsel davranışçı terapi, çocuk psikosomatik belirtilerinde etkinliği gösterilmiş temel yöntemdir. Çalışma üç alanda yürütülür:
- Duyguyu adlandırma: Bedensel hissi duygusal kaynağıyla ilişkilendirmeyi öğrenmek
- Beden farkındalığı ve gevşeme: Nefes çalışması, kas gevşetme
- Kaçınmanın azaltılması: Kaçınılan duruma kademeli dönüş
Altta Yatan Tablonun Tedavisi
Kaygı bozukluğu, depresyon ya da öğrenme güçlüğü varsa asıl tedavi ona yöneliktir. Belirtiye odaklanıp kaynağı atlamak, geçici rahatlama sağlar ancak tablo kısa sürede döner; çoğu zaman aynı belirti başka bir bedensel yakınma biçiminde geri gelir.
Ne Kadar Sürer, Nasıl İzlenir?
Psikosomatik belirtilerde iyileşme kademelidir ve düz bir çizgi izlemez. Sınav dönemleri, okul değişikliği ya da ailede yaşanan bir gerginlik geçici artışlara yol açabilir.
İzlemde bakılan ölçüt ağrının tamamen kaybolması değil, işlevsellikteki değişimdir: okula devam ediyor mu, etkinliklere katılıyor mu, ağrı günlük yaşamı ne kadar kısıtlıyor.
Belirti günlüğünün tedavi boyunca sürdürülmesi, ailenin ilerlemeyi görmesini sağlar. Günlük gözlemde değişim fark edilmeyecek kadar yavaş olabilir; bir ay önceki kayıtlara bakmak farkı somutlaştırır.
İlaç Tedavisi
Ağrının kendisi için ağrı kesici kullanımı genellikle önerilmez; süreklilik kazanırsa ilaç aşırı kullanım baş ağrısına yol açabilir. İlaç tedavisi, eşlik eden belirgin bir kaygı bozukluğu ya da depresyon varsa gündeme gelir.
Okulla İş Birliği
Psikosomatik belirtilerde okul, tedavinin doğrudan parçasıdır. Çünkü belirti çoğu zaman okulda ortaya çıkar ve çözüm de orada kurulur.
Okulla Konuşulması Gerekenler
- Çocuğun ağrı şikâyetiyle geldiğinde ne yapılacağı: hemen eve gönderilmemesi, revirde kısa süre dinlendirilip sınıfa dönmesi
- Zorlandığında başvurabileceği belirli bir kişi
- Ailenin hangi durumda aranacağı (uyarı bulguları listesi)
- Varsa akademik zorlanmanın ele alınması
En sık yapılan hata, çocuğun her ağrı şikâyetinde eve gönderilmesidir. Bu, kaçınmayı en hızlı pekiştiren uygulamadır ve okula dönüşü her seferinde zorlaştırır.
Kademeli Dönüş
Devamsızlık uzadıysa tam güne birden dönmek gerçekçi olmayabilir. Kademeli plan işe yarar: önce yarım gün, sonra sevilen derslerle başlayan tam gün, ardından olağan düzen.
Bu planın okul, aile ve hekim tarafından birlikte yapılması ve önceden yazılı hâle getirilmesi, uygulanabilirliğini belirgin biçimde artırır.
Uzman Görüşü
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre psikosomatik belirti başvurularında ailelerin en çok takıldığı nokta, ağrının "gerçek olup olmadığı" sorusudur. Bu soru yanlış kurulmuştur: ağrı gerçektir, tartışma konusu kaynağıdır.
Ankara'da yürütülen görüşmelerdeki klinik deneyim, ailenin ağrıyı kabul etmesiyle birlikte tablonun belirgin biçimde hafiflediğini göstermektedir. Çocuk inandırılmaya çalışmayı bıraktığında, belirtinin işlevi de azalır.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu ayrıca, tetkiklerin gereksiz yere tekrarlanmasının tabloyu sürdüren en önemli etkenlerden biri olduğunu vurgular. Her yeni tetkik, "henüz bulunamamış ciddi bir hastalık" inancını pekiştirir ve ailenin kaygısı çocuğa yansır.
Bir diğer önemli nokta, okul devamsızlığının erken kesilmesidir. Evde geçirilen her gün, kaçınmayı pekiştirir ve dönüşü zorlaştırır. Tıbbi engel yoksa devam, tedavinin parçasıdır.
Ankara'da Değerlendirme ve Randevu Süreci
Ankara'da psikosomatik yakınmalarla yapılan başvuruların büyük bölümü, aile önce pediatri ve ilgili branşları dolaştıktan sonra gerçekleşir. Ankara'daki bu başvurularda ortalama gecikme süresinin aylarla ölçülebildiği gözlenmektedir. Bu sıralama doğrudur; ancak çoğu zaman gereğinden uzun sürer ve bu süre boyunca kaygı artar.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu tarafından Ankara'da yürütülen değerlendirmede önce yapılmış tetkikler gözden geçirilir; hangi tıbbi nedenlerin elendiği netleştirilir ve gereksiz tekrar önlenir. Ardından belirtinin örüntüsü ve olası psikososyal kaynaklar ele alınır.
Değerlendirme, ailenin daha önce duymadığı bir şey söylemekten çok, dağınık bilgiyi bir araya getirip örüntüyü görünür kılmayı hedefler. Ailelerin çoğu zaten belirtinin okul sabahlarında arttığını fark etmiştir; eksik olan, bu gözlemin ne anlama geldiği ve ne yapılacağıdır.
Ankara'daki ailelerin randevuya gelirken getirmesi gerekenler: daha önce yapılmış tüm tetkik sonuçları ve konsültasyon raporları, iki haftalık belirti günlüğü, okul devamsızlık kaydı ve öğretmen gözlemi.
Ankara'da çocuğunuzun açıklanamayan bedensel yakınmaları için değerlendirme planlamak isterseniz, çocuk psikiyatrisi hizmeti sayfamızı inceleyebilir ve randevu talebi oluşturabilirsiniz.
Özetle
Psikosomatik ağrı gerçek ağrıdır. Çocuklar duygusal zorlanmayı sözelleştiremediklerinde bedensel olarak ifade eder; bu gelişimsel bir sınırdır, aldatma değil.
Belirtinin zamanlaması en güçlü ipucudur: okul sabahları olup hafta sonu olmaması anlamlıdır. Ancak gece uyandıran ağrı, kilo kaybı, ateş ya da nörolojik belirtiler varsa önce tıbbi neden araştırılmalıdır.
Ailenin en etkili katkısı ağrıyı kabul etmek ama ona ayrıcalık tanımamaktır. Tıbbi engel yoksa okula devam, tedavinin parçasıdır.
Altta yatan kaygı bozukluğu, depresyon ya da öğrenme güçlüğü ele alınmadan kalıcı iyileşme güçtür.
Çocukluk çağı kaygı bozukluklarının türleri, belirtileri ve tedavisi için kaygı bozuklukları rehberimize bakabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Çocuğum ağrıyı uyduruyor olabilir mi?
Psikosomatik ağrıda çocuk ağrıyı uydurmaz; ağrı gerçektir. Kaygı kas gerginliğini artırır, bağırsak hareketlerini değiştirir ve ağrı eşiğini düşürür. Yani beyin bedene sinyal gönderir ve karın gerçekten ağrır. Bilinçli bir numara değil, duygusal zorlanmanın bedensel yoldan ifadesidir.
Okul sabahı ağrıyıp hafta sonu geçmesi ne anlama gelir?
Bu zamanlama örüntüsü psikosomatik belirtinin en güçlü ipucudur. Tek başına tanı koydurmaz ama yönü gösterir. Ağrının hangi durumu ortadan kaldırdığına bakmak gerekir: okula gitmek, bir sınav, belirli bir kişiyle karşılaşmak. Bu bilgi tedavi planının temelini oluşturur.
Hangi durumlarda mutlaka doktora gitmeliyim?
Çocuğu uykudan uyandıran ağrı, kilo kaybı, büyümede duraklama, ateş, döküntü, eklem şişliği, dışkıda kan, sürekli kusma, yutma güçlüğü, giderek artan ve yer değiştirmeyen ağrı ya da görme değişikliği, dengesizlik gibi nörolojik belirtiler varsa önce tıbbi neden araştırılmalıdır. Bu bulgular varken 'stres' demek ciddi bir hatadır.
Tetkikler normal çıktı, şimdi ne yapmalıyım?
Tetkiklerin normal çıkması 'bir şey yok' demek değildir; tıbbi nedenlerin dışlandığı anlamına gelir. Bir sonraki adım psikososyal değerlendirmedir. Gereksiz tetkik tekrarı ise zararlıdır: her yeni test hem ailede hem çocukta 'ciddi bir şey olmalı' inancını pekiştirir ve tabloyu sürdürür.
Çocuğuma ağrıyı nasıl anlatmalıyım?
'Aslında bir şeyin yok' ya da 'sadece stres' demeyin; bunlar çocuğa yaşadığının gerçek olmadığını söyler. Bunun yerine beden-beyin bağlantısını somut bir örnekle anlatın: 'Korktuğunda kalbin hızlı atar değil mi? Kalbinde bir sorun olduğu için değil, beynin bedenine sinyal gönderdiği için. Karnın da öyle.' Bu çerçeve ağrıyı geçersiz kılmadan kaynağını gösterir.
Ağrısı varken okula göndermeli miyim?
Tıbbi bir engel yoksa genel yaklaşım okula devam etmektir. Evde kalınan her gün kaçınmayı pekiştirir ve ertesi gün ağrı daha güçlü döner. Okulla birlikte bir plan yapılır: çocuğun zorlandığında gidebileceği bir kişi belirlenir, revirde kısa dinlenip sınıfa döner. Her ağrı bildirdiğinde eve gönderilmesi en sık yapılan hatadır.
Ağrı kesici verebilir miyim?
Ağrının kendisine yönelik ağrı kesici genellikle önerilmez. Kullanım sürekli hâle gelirse ilaç aşırı kullanım baş ağrısına yol açabilir. İlaç, eşlik eden belirgin bir kaygı bozukluğu ya da depresyon varsa gündeme gelir; yani hedef ağrı değil, altta yatan tablodur.
Ne kadar sürede geçer?
İyileşme kademelidir ve düz bir çizgi izlemez. Sınav dönemleri, okul değişikliği veya evdeki gerginlik geçici artışlara yol açabilir. İzlenen şey ağrının tamamen kaybolması değil, işlevsellikteki değişimdir: çocuk okula gidiyor mu, etkinliklere katılıyor mu, günlük yaşam ne kadar kısıtlı.
Belirti günlüğü tutmak işe yarar mı?
Değerlendirmenin en işe yarar aracıdır. İki haftalık basit bir kayıt yeterlidir: gün, saat, ağrının şiddeti, o sırada ne olduğu ve nasıl geçtiği. Bu kayıt ailenin fark etmediği bir örüntüyü çoğu zaman görünür kılar ve ağrının gerçekten her gün mü yoksa belirli günlerde mi olduğunu netleştirir.
Altta hangi tablolar olabilir?
En sık kaygı bozuklukları, özellikle ayrılık kaygısı ve yaygın kaygı bozukluğu. Ayrıca okulda yaşanan zorluklar (akran zorbalığı, fark edilmemiş öğrenme güçlüğü), ailedeki gerginlik, kayıp, çocukluk depresyonu ve travma öyküsü psikosomatik belirtiyle karşımıza çıkabilir. Asıl tedavi altta yatana yöneliktir.
Kaynakça
- American Academy of Pediatrics (2005). Chronic Abdominal Pain in Children. Pediatrics, 115(3), 812-815.
- Korterink, J. J., Diederen, K., Benninga, M. A., & Tabbers, M. M. (2015). Epidemiology of Pediatric Functional Abdominal Pain Disorders: A Meta-Analysis. PLoS ONE, 10(5), e0126982.
- Hyams, J. S., Di Lorenzo, C., Saps, M., Shulman, R. J., Staiano, A., & van Tilburg, M. (2016). Childhood Functional Gastrointestinal Disorders: Child/Adolescent. Gastroenterology, 150(6), 1456-1468.
- Levy, R. L., Langer, S. L., Walker, L. S., et al. (2010). Cognitive-Behavioral Therapy for Children with Functional Abdominal Pain and Their Parents. American Journal of Gastroenterology, 105(4), 946-956.
- Campo, J. V., Bridge, J., Ehmann, M., et al. (2004). Recurrent Abdominal Pain, Anxiety, and Depression in Primary Care. Pediatrics, 113(4), 817-824.
- Abu-Arafeh, I., Razak, S., Sivaraman, B., & Graham, C. (2010). Prevalence of Headache and Migraine in Children and Adolescents: A Systematic Review. Developmental Medicine & Child Neurology, 52(12), 1088-1097.
- Fisher, E., Law, E., Dudeney, J., Palermo, T. M., Stewart, G., & Eccleston, C. (2018). Psychological Therapies for the Management of Chronic and Recurrent Pain in Children and Adolescents. Cochrane Database of Systematic Reviews, 9, CD003968.
- Walker, L. S., Williams, S. E., Smith, C. A., Garber, J., Van Slyke, D. A., & Lipani, T. A. (2006). Parent Attention Versus Distraction: Impact on Symptom Complaints by Children with and without Chronic Functional Abdominal Pain. Pain, 122(1-2), 43-52.
- World Health Organization (2019). ICD-11: Bodily Distress Disorder. Geneva: WHO.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
Doçent, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi. 15+ yıl klinik deneyim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Türk Psikiyatri Derneği üyesi.
Tam Profili Görüntüleİlgili Yazılar

Deprem ve Afet Sonrası Çocuk Ruh Sağlığı

Çocuklarda Oyun Terapisi Nedir? Kapsamlı Ebeveyn Rehberi

Çocuklarda Seçici Yeme ve ARFID: Çocuğum Yemek Yemiyor

Çocuk Psikoterapisi Ankara: Süreç, Yöntemler ve Aileler İçin Kapsamlı Rehber

Çocuklarda Tik Bozuklukları ve Tourette Sendromu: Kapsamlı Ebeveyn Rehberi


