Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Ergenlerde Sosyal Medya ve Beden Algısı

Ana SayfaBlog
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
Son güncelleme: 18 Ekim 2026
Ergenlerde Sosyal Medya ve Beden Algısı

Sosyal medyanın beden algısına etkisi süreye değil kullanım biçimine bağlıdır. Karşılaştırma mekanizmaları, uyarıcı belirtiler ve ailenin yasak koymadan yapabilecekleri.

Ergenlik, bedenin hızla değiştiği ve bu değişimin sürekli değerlendirildiği bir dönemdir. Sosyal medya bu değerlendirmeyi hem yoğunlaştırır hem de kesintisiz hâle getirir.

Sorun ekranda geçirilen sürenin kendisi değildir. Belirleyici olan, ergenin orada ne yaptığı: kendini kiminle karşılaştırdığı, hangi içeriği tükettiği ve aldığı geri bildirimin kendilik değerini ne ölçüde belirlediğidir.

Bu yazı, sosyal medyanın beden algısını hangi mekanizmalarla etkilediğini, hangi belirtilerin uyarıcı olduğunu ve ailenin yasak koymadan ne yapabileceğini anlatıyor.

Önemli Noktalar

  • Sosyal medyanın etkisi süreye değil, kullanım biçimine bağlıdır.
  • En güçlü mekanizma görünüm temelli karşılaştırmadır; pasif gezinme aktif paylaşımdan daha zararlıdır.
  • Filtreler ve düzenlenmiş görseller, ergenin ulaşılamaz bir referansla kıyaslanmasına yol açar.
  • Beden memnuniyetsizliği yeme bozukluğunun en güçlü öngörücülerinden biridir.
  • Ailede görünüm ve kilo üzerine yapılan yorumlar, sosyal medya kadar etkilidir.
  • Yasak değil, eleştirel okuryazarlık ve akış düzenlemesi işe yarar.

Sosyal Medya Beden Algısını Nasıl Etkiler?

Görünüm Temelli Karşılaştırma

Ergenlikte kendini akranlarıyla karşılaştırmak gelişimsel olarak olağandır. Sosyal medya bu karşılaştırmanın ölçeğini ve niteliğini değiştirir.

Ergen artık yalnızca sınıf arkadaşlarıyla değil, dünya çapında seçilmiş, düzenlenmiş ve filtrelenmiş görüntülerle kıyaslanmaktadır. Karşılaştırma yukarı doğrudur ve referans ulaşılabilir değildir; çünkü karşılaştırılan görüntü çoğu zaman gerçek bir bedene ait değildir.

Bu mekanizma sessiz işler. Ergen kendine "daha kötü görünüyorum" demez; yalnızca akışı kapattığında kendini daha kötü hisseder.

Pasif Gezinme ve Aktif Kullanım Farkı

Araştırmaların tutarlı bulgusu şudur: sosyal medyayı pasif biçimde tüketmek, aktif biçimde kullanmaktan daha olumsuz etki taşır.

Pasif gezinme, konuşmadan ve etkileşim kurmadan akışta ilerlemektir. Bu kullanımda ergen yalnızca karşılaştırma yapar. Aktif kullanım ise mesajlaşmak, arkadaşlarla iletişim kurmak ve ortak etkinlik planlamaktır; bu biçim sosyal bağı güçlendirir.

Aynı süre, bu iki kullanımda tamamen farklı sonuçlar üretir. Bu nedenle "kaç saat" sorusu tek başına yetersizdir.

Algoritmanın Etkisi

Bir ergen diyet, egzersiz veya beden içerikleriyle bir kez etkileşime girdiğinde, akış bu içerikle dolmaya başlar. Ergen artık seçim yapmamaktadır; sistem onun için seçmektedir.

Bu, özellikle kırılgan dönemdeki ergenlerde bir sarmala yol açar: ilgi arttıkça içerik artar, içerik arttıkça memnuniyetsizlik derinleşir.

Geri Bildirimin Kendilik Değerine Bağlanması

Beğeni ve yorum sayısının kendilik değerini belirlemeye başlaması kritik eşiktir. Bu noktada ergen paylaşım yapmadan önce tepkiyi tahmin etmeye, az tepki aldığında paylaşımı silmeye başlar.

Bu örüntü yalnızca beden algısını değil, genel öz saygıyı da dışsal ve öngörülemez bir kaynağa bağlar.

Kız ve Erkek Ergenlerde Farklı Görünüm

Beden memnuniyetsizliği her iki cinsiyette de görülür ancak yönü farklıdır.

Kız ergenlerde baskın tema incelik ve belirli bir vücut biçimidir. Diyet davranışı, kilo takibi ve yeme örüntüsünde değişiklik daha sık gözlenir.

Erkek ergenlerde tema çoğu zaman kas kütlesidir. Bu nedenle tablo gözden kaçabilir; çünkü spor salonuna gitmek ve protein takviyesi kullanmak sağlıklı davranış olarak yorumlanır. Oysa aşırı egzersiz, yaralanmaya rağmen antrenmana devam etme ve takviye kullanımının kontrolsüz hâle gelmesi uyarıcıdır.

Erkek ergenlerde ayrıca kas geliştirici madde kullanımı riski göz ardı edilmemelidir.

Yaşa Göre Ne Bekleriz?

Erken Ergenlik (11-13 yaş)

Bedenin en hızlı değiştiği ve karşılaştırmanın en keskin olduğu dönemdir. Akranlar arasında gelişim hızı farkı büyüktür; erken ya da geç gelişen ergen kendini akranlarından belirgin biçimde farklı hisseder.

Bu yaş grubu, gördüğü içeriğin düzenlenmiş olabileceğini kavramakta zorlanır. Eleştirel okuryazarlık çalışmasının en çok işe yaradığı dönem burasıdır; sonraki yaşlara ertelenmemelidir.

Ankara'daki başvurularda bu yaş grubunda ilk uyarıcı bulgu çoğu zaman fotoğraf çekilmeyi reddetmektir.

Orta Ergenlik (14-16 yaş)

Akran onayının en belirleyici olduğu dönemdir. Beğeni ve yorum sayısının kendilik değerini belirlemesi bu yaşta en sık görülür.

Diyet davranışı ve aşırı egzersiz bu dönemde başlar. Kız ergenlerde kalori kısıtlaması, erkek ergenlerde kas kütlesi odağı belirginleşir. Yeme bozukluklarının başlangıç yaşı da çoğunlukla bu aralıktadır.

Geç Ergenlik (17-18 yaş)

Kimlik daha yerleşiktir ve eleştirel bakış artmıştır. Ancak bu dönemde yerleşmiş bir beden memnuniyetsizliği kendiliğinden gerilemez; tersine kalıcı hâle gelme eğilimindedir.

Bu yaşta müdahale, akış düzenlemesinden çok bilişsel çalışmayı gerektirir. Ergenin kendi motivasyonu tedavinin en belirleyici etkenidir.

Sosyal Medyaya Ara Vermek İşe Yarar mı?

Ailelerin sık denediği yöntem belirli bir süre için hesapları kapatmaktır. Bunun etkisi sanıldığından daha karmaşıktır.

Kısa süreli aralar, özellikle ergenin kendi kararıyla verildiğinde ruh hâlinde olumlu değişim sağlayabilir. Ancak ara bittiğinde akış aynı kaldığı için etki çoğu zaman kalıcı olmaz.

Daha işe yarar yaklaşım, arayı bir amaç için kullanmaktır: ara süresince akışın hangi hesaplardan oluştuğunu gözden geçirmek, kötü hissettirenleri çıkarmak ve dönüşte farklı bir akışla karşılaşmak. Ara tek başına bir çözüm değil, düzenleme için açılan bir fırsattır.

Ceza olarak uygulanan kesintiler ise ters etki yapar. Bu durumda ergen için sosyal medya daha değerli hâle gelir ve gizli kullanım başlar.

Uyarıcı Belirtiler

  • Aynada uzun süre geçirme veya tam tersine aynadan tümüyle kaçınma
  • Fotoğraflarda çıkmayı reddetme, kamerayı kapatma
  • Sürekli kilo, kalori ya da beden ölçüsü takibi
  • Öğün atlama, gizli yeme, yemekten sonra tuvalete gitme
  • Vücudu örten kıyafetlerde ısrar
  • "Şişmanım", "iğrenç görünüyorum" gibi ifadelerin sıklaşması
  • Sosyal ortamlardan görünüm nedeniyle kaçınma
  • Aşırı egzersiz, ara vermeyi reddetme
  • Paylaşım öncesi uzun düzenleme, az beğeni alınca silme
  • Uykunun sosyal medya nedeniyle bozulması

Bu belirtilerden birkaçının birlikte bulunması ve günlük yaşamı kısıtlaması değerlendirme gerektirir.

Ne Zaman Yeme Bozukluğu Düşünülmeli?

Beden memnuniyetsizliği yaygındır; yeme bozukluğu ise tanı ölçütleri olan bir tablodur. Geçişi düşündüren bulgular şunlardır:

  • Belirgin ve hızlı kilo kaybı ya da büyüme eğrisinden sapma
  • Kızlarda âdet düzensizliği veya kesilmesi
  • Kalori kısıtlamasının katı kurallara dönüşmesi
  • Tıkınırcasına yeme atakları
  • Kusma, laksatif ya da diüretik kullanımı
  • Yemek yeme etrafında yoğun kaygı ve ritüeller
  • Kilo vermeye rağmen memnuniyetsizliğin sürmesi

Bu bulgular varsa vakit kaybetmeden değerlendirme gerekir. Ayrıntılı bilgi için çocuk ve ergenlerde yeme bozuklukları yazımıza bakabilirsiniz.

Beden Dismorfik Bozukluğu Ayrımı

Beden memnuniyetsizliği yaygındır ve çoğu ergende geçicidir. Beden dismorfik bozukluğu ise ayrı bir tablodur ve gözden kaçtığında uzun süre sürebilir.

Ayırt edici özellik, kusurun niteliğidir. Bu tabloda ergen, başkalarının fark etmediği ya da çok küçük bulduğu bir özellik üzerine yoğunlaşır: burnun biçimi, ciltteki bir iz, kulakların duruşu, saç çizgisi. Kilo ve beden biçiminden çok belirli bir bölgeye odaklanma söz konusudur.

Eşlik eden davranışlar şunlardır: aynada saatlerce kontrol etme ya da tam tersine aynadan kaçınma, kusuru örtmek için sürekli düzenleme yapma, başkalarıyla karşılaştırma, güvence arama ("burnum kötü mü?") ve sosyal ortamlardan kaçınma.

Bu tablo obsesif kompulsif bozuklukla yakın ilişkilidir ve estetik girişim talebiyle karşımıza çıkabilir. Girişim yapıldığında memnuniyetsizlik genellikle geçmez, odak başka bir bölgeye kayar. Bu nedenle ergenlik döneminde estetik talebi öncesinde psikiyatrik değerlendirme önemlidir.

Ankara'da bu tabloyla yapılan başvuruların bir bölümü, ailenin estetik talebini değerlendirmek üzere gelmesiyle başlar; değerlendirme sonrasında asıl tablonun beden dismorfik bozukluğu olduğu görülür.

Ailenin Yapabilecekleri

Evdeki Konuşma Biçimini Değiştirin

Sosyal medyanın etkisi tartışılırken çoğu zaman gözden kaçan şey, ailenin kendi dilidir. Evde kilo ve görünüm üzerine yapılan yorumlar, algoritmadan daha doğrudan etki eder.

Ebeveynin kendi bedeni hakkında olumsuz konuşması da aynı etkiyi taşır. "Ben çok şişmanladım" diyen bir anne, kızına bedenin değerlendirilecek bir nesne olduğunu öğretir.

Kaçınılması gerekenler: kilo üzerine yorum, "şunu yeme şişmanlarsın" türü uyarılar, kardeşler arasında görünüm karşılaştırması, "zayıflamışsın ne güzel olmuşsun" gibi kilo kaybını öven ifadeler.

Görünüm Dışı Övgü

Ergenin kendilik değerini görünümden başka alanlara yaymak koruyucudur. Çabası, becerisi, mizahı, dayanıklılığı ve ilişkilerindeki tutumu üzerine yapılan yorumlar bu işlevi görür.

Bu, görünümden hiç söz edilmeyeceği anlamına gelmez; görünümün tek konuşma konusu olmaması anlamına gelir.

Akışı Düzenlemeyi Öğretin

Yasak yerine daha etkili olan, ergene akışı üzerinde denetim kurmayı öğretmektir.

  • Kendini kötü hissettiren hesapları sessize alma ya da takipten çıkma
  • Beden odaklı içerikle etkileşimi azaltarak algoritmayı değiştirme
  • Farklı ilgi alanlarından hesaplar ekleyerek akışı çeşitlendirme
  • "Bu içerik bana ne hissettiriyor?" sorusunu düzenli sorma alışkanlığı

Bu yaklaşım ergene denetim verir ve çatışma yaratmaz.

Eleştirel Okuryazarlık

Ergene filtre, ışık, poz ve düzenleme yazılımlarının nasıl çalıştığını göstermek etkili bir koruyucudur. Aynı kişinin düzenlenmiş ve düzenlenmemiş görüntülerini birlikte incelemek, karşılaştırmanın gerçek dışılığını somutlaştırır.

Ticari boyutu konuşmak da işe yarar: içeriğin çoğu ürün satmak üzere üretilmiştir ve memnuniyetsizlik yaratmak bu işin parçasıdır.

Uyku ve Gece Kullanımı

Cihazın gece yatak odasında bulunmaması, beden algısı açısından da önemlidir. Gece geç saatte yapılan pasif gezinme hem uykuyu bozar hem de ruh hâli düşükken yapılan karşılaştırmayı derinleştirir.

Kendi Kullanımınızı Gözden Geçirin

Ergenin sosyal medya kullanımı konuşulurken ailenin kendi kullanımı çoğu zaman tartışma dışında kalır. Oysa yemek masasında telefona bakan, tatilde sürekli paylaşım yapan ya da kendi görünümü hakkında akış üzerinden değerlendirme yapan bir ebeveynin koyduğu kural inandırıcı olmaz.

Evde geçerli bir çerçeve kurmak daha işlevseldir: yemek saatlerinde telefon olmaması, yatak odalarında cihaz bulunmaması ve belirli bir saatten sonra bildirimlerin kapatılması gibi kurallar herkesi kapsadığında tartışma kişiselleşmez.

Zorlamadan Konuşun

"Sosyal medyayı bırak" ya da "sen çok güzelsin" cümleleri çoğu zaman kapanmayla sonuçlanır. Birincisi denetim çatışması yaratır, ikincisi ergenin yaşadığını geçersiz kılar.

Daha işe yarar yol meraklı ve yargısız bir soru sormaktır: "Bu hesapları takip etmek seni nasıl hissettiriyor?" Bu soru ergenin kendi deneyimini fark etmesine alan açar.

Okulun ve Akranların Rolü

Beden üzerine yapılan akran yorumları, ergenlik döneminde çok güçlü etkiye sahiptir. Şakaya vurulmuş görünüm yorumları da dahil olmak üzere bu yorumlar uzun süre etkisini sürdürür.

Okulla konuşulabilecek konular: sınıf içinde görünüm üzerine yapılan alaya müdahale, beden eğitimi derslerinde kilo ve ölçüm uygulamalarının nasıl yürütüldüğü, rehberlik servisinin farkındalık çalışmaları.

Akran zorbalığının görünüm üzerinden yürüdüğü durumlarda tablo hızla derinleşir; bu durumda okul ile ortak bir plan yapılması gerekir.

Değerlendirme ve Tedavi

Değerlendirmede Ne Yapılır?

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun yaklaşımında değerlendirme yalnızca sosyal medya kullanımını değil, beden algısının bütününü ele alır. Beden memnuniyetsizliğinin şiddeti, yeme örüntüsü, egzersiz davranışı, kilo öyküsü ve büyüme eğrisi incelenir.

Eşlik eden tablolar taranır: depresyon, sosyal kaygı, obsesif kompulsif belirtiler ve yeme bozuklukları. Ailedeki konuşma biçimi ve varsa aile üyelerinde diyet öyküsü de sürecin parçasıdır.

Gerektiğinde çocuk sağlığı ve hastalıkları ile ortak izlem planlanır.

Tedavi

Bilişsel davranışçı terapi, beden algısı bozukluğunda en güçlü kanıta sahip yöntemdir. Çalışma, otomatik düşüncelerin fark edilmesi, karşılaştırma davranışının azaltılması ve kaçınmanın kademeli olarak azaltılması üzerine kuruludur.

Aile katılımı özellikle erken ergenlikte belirleyicidir. Yeme bozukluğu tanısı varsa tedavi çok bileşenlidir ve tıbbi izlem içerir.

Uzman Görüşü

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre ailelerin en sık yaptığı hata, sosyal medyayı tümüyle yasaklamaya çalışmaktır. Bu yaklaşım ergende gizli kullanım ve güven kaybı yaratır; ayrıca sosyal medya bu yaş grubunda gerçek bir sosyal alan olduğu için tam kesinti akran ilişkisini de keser.

İkinci nokta, belirtilerin çoğu zaman görünürden daha erken başlamasıdır. Beden memnuniyetsizliği dışa vurulmadan önce aylarca sürebilir; ilk işaret çoğu zaman fotoğraf çekilmeyi reddetmek ya da belirli kıyafetlerde ısrar etmek gibi küçük davranış değişiklikleridir.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu ayrıca erkek ergenlerdeki tablonun sistematik biçimde gözden kaçtığını vurgulamaktadır. Kas kütlesi üzerine kurulu beden memnuniyetsizliği, spor ve sağlıklı yaşam görünümü altında ilerlediği için aileler tarafından olumlu karşılanabilir. Antrenmana yaralanmaya rağmen devam etme ve takviye kullanımının kontrolsüz hâle gelmesi uyarıcı olmalıdır.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun vurguladığı bir diğer nokta, iyi niyetli iltifatların bile kilo üzerinden kurulduğunda risk taşımasıdır. "Zayıflamışsın, çok iyi görünüyorsun" cümlesi, kilo kaybının olumlu karşılandığı mesajını verir ve kısıtlayıcı yeme davranışını pekiştirebilir. Görünüm üzerine yapılan olumlu yorumların da kilo ve beden ölçüsünden bağımsız tutulması korunma açısından önemlidir.

Ankara'da Değerlendirme ve Randevu Süreci

Ankara'da beden algısı ve sosyal medya ile ilişkili başvurular çoğunlukla iki yoldan gelir. Birincisi, ailenin yeme davranışındaki değişikliği fark etmesidir; ikincisi, okul rehberlik servisinin yönlendirmesidir. Her iki durumda da başvuru, belirtiler bir süredir devam ettikten sonra gerçekleşir.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu tarafından Ankara'da yürütülen değerlendirmede önce tıbbi durum netleştirilir: kilo seyri, büyüme eğrisi ve varsa âdet düzeni. Ardından beden algısının şiddeti ve işlevselliğe etkisi ele alınır. Sosyal medya kullanımı bu tablonun içinde değerlendirilir; tek başına bir neden olarak değil, katkıda bulunan bir etken olarak ele alınır.

Ankara'daki ailelerin sık sorduğu soru, telefonun alınıp alınmayacağıdır. Klinik deneyim, tam kesintinin işe yaramadığını göstermektedir. Hedef, akışın içeriğini değiştirmek ve kullanım biçimini pasiften aktife kaydırmaktır.

Ankara'daki ailelerin getirmesi yararlı olanlar: varsa büyüme ve kilo kayıtları, bir haftalık yeme ve uyku gözlemi, okul rehberlik notu.

Ankara'da ergeniniz için değerlendirme planlamak isterseniz, ergen psikiyatrisi hizmeti hakkında bilgi alabilir ve randevu talebi oluşturabilirsiniz.

Özetle

Sosyal medyanın beden algısı üzerindeki etkisi süreye değil kullanım biçimine bağlıdır; pasif gezinme ve görünüm temelli karşılaştırma en zararlı örüntüdür.

Ailenin evdeki dili algoritmadan daha doğrudan etki eder. Kilo ve görünüm üzerine yapılan yorumların azaltılması, görünüm dışı alanların değerlendirilmesi koruyucudur.

Yasak yerine eleştirel okuryazarlık ve akış düzenlemesi işe yarar. Belirgin kilo kaybı, âdet düzensizliği, kusma ya da katı kalori kısıtlaması varsa vakit kaybetmeden değerlendirme gerekir.

Eşlik eden depresyon belirtileri için ergenlik depresyonu yazımıza bakabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Günde kaç saat sosyal medya zararlı?

Etki süreye değil kullanım biçimine bağlıdır. Pasif gezinme, yani konuşmadan ve etkileşim kurmadan akışta ilerlemek, aktif kullanımdan belirgin biçimde daha olumsuz etki taşır. Aynı süre, mesajlaşarak ve arkadaşlarla iletişim kurarak geçirildiğinde sosyal bağı güçlendirebilir. Bu nedenle 'kaç saat' sorusu tek başına yetersizdir.

Telefonu tamamen alsam olur mu?

Tam kesinti çoğu ergende işe yaramaz. Gizli kullanıma ve güven kaybına yol açar; ayrıca sosyal medya bu yaş grubunda gerçek bir sosyal alan olduğu için tam kesinti akran ilişkisini de keser. Hedef, akışın içeriğini değiştirmek ve kullanımı pasiften aktife kaydırmaktır.

Ergenime 'sen çok güzelsin' demek işe yarar mı?

Genellikle hayır. Bu cümle ergenin yaşadığını geçersiz kılar ve konuşmayı kapatır. Daha işe yarar yol meraklı ve yargısız bir soru sormaktır: 'Bu hesapları takip etmek seni nasıl hissettiriyor?' Bu soru ergenin kendi deneyimini fark etmesine alan açar.

Evde nelere dikkat etmeliyim?

Kilo ve görünüm üzerine yorum yapmaktan kaçının; bu yorumlar algoritmadan daha doğrudan etki eder. Kendi bedeniniz hakkında olumsuz konuşmak da aynı etkiyi taşır. 'Zayıflamışsın ne güzel olmuşsun' gibi kilo kaybını öven ifadeler de risklidir; kısıtlayıcı yeme davranışını pekiştirebilir.

Erkek ergenlerde de görülür mü?

Evet, ancak yönü farklıdır. Erkeklerde tema çoğu zaman kas kütlesidir ve bu nedenle tablo gözden kaçar; spor salonuna gitmek sağlıklı davranış olarak yorumlanır. Yaralanmaya rağmen antrenmana devam etme, takviye kullanımının kontrolsüz hâle gelmesi ve kas geliştirici madde kullanımı uyarıcı olmalıdır.

Sosyal medyaya ara vermek işe yarar mı?

Kısa süreli aralar, özellikle ergenin kendi kararıyla verildiğinde ruh hâlinde olumlu değişim sağlayabilir. Ancak ara bittiğinde akış aynı kaldığı için etki kalıcı olmaz. Arayı akışı gözden geçirmek ve kötü hissettiren hesapları çıkarmak için kullanmak daha işlevseldir. Ceza olarak uygulanan kesintiler ters etki yapar.

Ne zaman yeme bozukluğundan şüphelenmeliyim?

Belirgin ve hızlı kilo kaybı, büyüme eğrisinden sapma, kızlarda âdet düzensizliği veya kesilmesi, kalori kısıtlamasının katı kurallara dönüşmesi, tıkınırcasına yeme atakları, kusma veya laksatif kullanımı ve kilo vermeye rağmen memnuniyetsizliğin sürmesi durumunda vakit kaybetmeden değerlendirme gerekir.

Ergenim estetik yaptırmak istiyor, ne yapmalıyım?

Öncesinde psikiyatrik değerlendirme önemlidir. Başkalarının fark etmediği küçük bir özelliğe odaklanma, aynada saatlerce kontrol ya da tam kaçınma, sürekli güvence arama varsa beden dismorfik bozukluğu düşünülmelidir. Bu tabloda girişim sonrası memnuniyetsizlik genellikle geçmez, odak başka bir bölgeye kayar.

Algoritma neden beden içeriği gösteriyor?

Ergen diyet, egzersiz veya beden içerikleriyle bir kez etkileşime girdiğinde akış bu içerikle dolmaya başlar. Artık seçim ergenin değil sistemin yaptığı bir seçimdir. Bu bir sarmal yaratır: ilgi arttıkça içerik artar, içerik arttıkça memnuniyetsizlik derinleşir. Çözüm, etkileşimi azaltarak akışı yeniden yönlendirmektir.

Okulla ne konuşmalıyım?

Sınıf içinde görünüm üzerine yapılan alaya nasıl müdahale edildiği, beden eğitimi derslerinde kilo ve ölçüm uygulamalarının nasıl yürütüldüğü ve rehberlik servisinin farkındalık çalışmaları konuşulabilir. Akran zorbalığı görünüm üzerinden yürüyorsa okulla ortak bir plan yapılması gerekir.

Kaynakça

  1. Fardouly, J., & Vartanian, L. R. (2016). Social Media and Body Image Concerns: Current Research and Future Directions. Current Opinion in Psychology, 9, 1-5.
  2. Holland, G., & Tiggemann, M. (2016). A Systematic Review of the Impact of the Use of Social Networking Sites on Body Image and Disordered Eating Outcomes. Body Image, 17, 100-110.
  3. Verduyn, P., Ybarra, O., Resibois, M., Jonides, J., & Kross, E. (2017). Do Social Network Sites Enhance or Undermine Subjective Well-Being? A Critical Review. Social Issues and Policy Review, 11(1), 274-302.
  4. Stice, E., Marti, C. N., & Durant, S. (2011). Risk Factors for Onset of Eating Disorders: Evidence of Multiple Risk Pathways from an 8-Year Prospective Study. Behaviour Research and Therapy, 49(10), 622-627.
  5. Neumark-Sztainer, D., Bauer, K. W., Friend, S., Hannan, P. J., Story, M., & Berge, J. M. (2010). Family Weight Talk and Dieting: How Much Do They Matter for Body Dissatisfaction and Disordered Eating Behaviors in Adolescent Girls? Journal of Adolescent Health, 47(3), 270-276.
  6. Tiggemann, M., & Slater, A. (2014). NetTweens: The Internet and Body Image Concerns in Preteenage Girls. Journal of Early Adolescence, 34(5), 606-620.
  7. Phillips, K. A. (2005). The Broken Mirror: Understanding and Treating Body Dysmorphic Disorder (Revised ed.). Oxford University Press.
  8. Rodgers, R. F., Slater, A., Gordon, C. S., McLean, S. A., Jarman, H. K., & Paxton, S. J. (2020). A Biopsychosocial Model of Social Media Use and Body Image Concerns. Journal of Youth and Adolescence, 49(2), 399-409.
  9. Murray, S. B., Nagata, J. M., Griffiths, S., et al. (2017). The Enigma of Male Eating Disorders: A Critical Review and Synthesis. Clinical Psychology Review, 57, 1-11.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bireysel tıbbi değerlendirmenin yerine geçmez. Çocuğunuzla ilgili bir endişeniz varsa bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurun. Acil durumlarda 112'yi arayın.

Beden AlgısıSosyal MedyaErgenlikYeme Bozukluğu
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Doçent, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi. Uzmanlık eğitimini Ankara Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında tamamladı. 15 yılı aşkın klinik deneyim. Türk Psikiyatri Derneği üyesi.

Tam Profili Görüntüle
Bilimin Işığında, Şefkatle

Her Çocuk Anlaşılmayı Hak Eder

Ruh sağlığı yolculuğunda ailenizle birlikte yürüyoruz. Kanıta dayalı tedavi yöntemleri ve empatik yaklaşımımızla çocuğunuzun yanındayız.