Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Ergenlerde Kendine Zarar Verme: Ebeveynler İçin Rehber

Ana SayfaBlog
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
26 Eylül 2026
Ergenlerde Kendine Zarar Verme: Ebeveynler İçin Rehber

Kendine zarar verme çoğu olguda ölme amacı taşımaz; dayanılmaz bir duyguyu düzenleme girişimidir. Ancak ileride intihar riskini artıran güçlü bir belirteçtir ve hafife alınmamalıdır.

Bir ebeveynin karşılaşabileceği en sarsıcı anlardan biri, çocuğunun kolundaki izleri fark etmektir. İlk tepki genellikle panik, ardından suçluluk ve çaresizliktir: "Nasıl fark etmedim?"

Kendine zarar verme davranışı, ergenlik döneminde sanılandan daha yaygındır ve çoğu zaman intihar girişiminden farklı bir işlev taşır. Bu ayrımı anlamak, ailenin doğru tepki verebilmesi açısından belirleyicidir.

Bu yazı, davranışın neden ortaya çıktığını, nasıl fark edileceğini, ilk konuşmanın nasıl yapılması gerektiğini ve hangi durumlarda acil değerlendirme gerektiğini ele alır. Yöntem ayrıntılarına yer verilmemiştir; amaç tanımak ve doğru yönlendirmektir.

Önemli Noktalar

  • Kendine zarar verme çoğu olguda ölme amacı taşımaz; dayanılmaz bir duyguyu düzenleme girişimidir.
  • Ancak davranışın kendisi, ileride intihar girişimi riskini artıran en güçlü belirteçlerden biridir ve asla hafife alınmamalıdır.
  • Panik, öfke ve ceza içeren tepkiler gencin davranışı gizlemesine yol açar; gizlenen davranış daha risklidir.
  • Davranış genellikle altta yatan bir depresyon, kaygı bozukluğu, travma öyküsü veya duygu düzenleme güçlüğünün göstergesidir.
  • Uygun tedaviyle belirgin iyileşme sağlanır; kendine zarar verme kalıcı bir özellik değil, bir baş etme yöntemidir ve yerine başka yöntemler öğretilebilir.

Kendine Zarar Verme Nedir?

Klinik literatürde intihar amacı taşımayan kendine zarar verme olarak tanımlanan bu davranış, kişinin ölme niyeti olmaksızın kendi bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Ergenlik döneminde en sık başlar; başlangıç yaşı genellikle 12-15 aralığındadır.

Ebeveynlerin en çok zorlandığı nokta, davranışın mantıklı bir açıklamasının olmamasıdır. Oysa davranışın işlevi vardır ve gencin gözünden bakıldığında tutarlıdır.

Ne Kadar Yaygın?

Uluslararası çalışmalar, ergenlerin yaklaşık yüzde on beş ila yirmisinin yaşamlarının bir döneminde kendine zarar verme davranışında bulunduğunu göstermektedir. Kız ergenlerde bildirilme oranı daha yüksektir; ancak bu fark, erkeklerin davranışı daha az dile getirmesinden de kaynaklanıyor olabilir.

Bu yaygınlık iki şeyi gösterir. Birincisi, aileler sanıldığı kadar yalnız değildir. İkincisi, yaygın olması davranışın önemsiz olduğu anlamına gelmez; aksine, ergen ruh sağlığında en sık karşılaşılan ciddi belirtilerden biridir.

Davranışın İşlevi

Kendine zarar verme çoğunlukla şu işlevlerden birini görür:

  • Duygusal boşalma: Dayanılmaz düzeyde yoğun bir duyguyu, öfkeyi ya da kaygıyı geçici olarak azaltmak.
  • Hissizliği kırmak: Özellikle travma sonrası tablolarda ortaya çıkan uyuşma ve kopukluk hissini dağıtmak, "hâlâ hissettiğini" doğrulamak.
  • Cezalandırma: Kendini suçlu veya değersiz hisseden gencin bu duyguyu bedene yöneltmesi.
  • Kontrol duygusu: Yaşamının pek çok alanında denetimi olmadığını hisseden gencin, denetim kurabildiği tek alanı bedeni olarak görmesi.

Bu işlevler anlaşıldığında müdahalenin yönü de netleşir: davranışı yasaklamak değil, aynı işlevi gören daha sağlıklı yöntemler kazandırmak.

İntihar Girişiminden Farkı

İkisi farklı davranışlardır ancak birbirinden tamamen bağımsız değildir.

Kendine zarar verme genellikle ölme niyeti taşımaz, tekrarlayıcıdır ve duyguyu düzenleme amacı güder. İntihar girişimi ise yaşamı sonlandırma niyetiyle yapılır.

Buna karşın araştırmalar, kendine zarar verme öyküsü bulunan ergenlerde ileride intihar girişimi riskinin belirgin biçimde arttığını göstermektedir. Bu nedenle "ölmek istemiyormuş, o zaman tehlikeli değil" yorumu hatalıdır ve değerlendirmeyi geciktirir.

Neden Ortaya Çıkar?

Duygu Düzenleme Güçlüğü

Temel etken, yoğun duygularla baş etme becerisinin yetersiz kalmasıdır. Ergenlik döneminde duygusal tepkilerin yoğunluğu artarken, bu tepkileri dengeleyen bilişsel denetim sistemleri henüz olgunlaşmamıştır. Bu dengesizlik, dürtüsel baş etme yöntemlerine zemin hazırlar.

Eşlik Eden Ruhsal Tablolar

Kendine zarar verme tek başına bir tanı değil, bir belirtidir. Sıklıkla şu tablolara eşlik eder: depresyon, kaygı bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, yeme bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu.

Değerlendirmenin en önemli bölümü, davranışın altında yatan bu tablonun belirlenmesidir; çünkü tedavi planı buna göre kurulur.

Travma ve Olumsuz Yaşantılar

İhmal, istismar, kayıp, akran zorbalığı ve ailede şiddete tanık olma gibi yaşantılar riski belirgin biçimde artırır. Özellikle uzun süreli akran zorbalığı, ergenlerde kendine zarar verme davranışıyla güçlü ilişki gösterir.

Akran Etkisi ve Dijital Ortam

Ergenlerde davranış, akran grupları ve çevrimiçi içerikler aracılığıyla yayılabilir. Sosyal medyada bu davranışı normalleştiren ya da yücelten içeriklere maruz kalma, riski artıran bir etkendir. Bu, gencin "özentiden" yaptığı anlamına gelmez; maruz kalma yalnızca zaten var olan zorlanmaya bir biçim kazandırır.

Neden Gizlenir?

Gençlerin büyük bölümü davranışı aylarca gizler. Bunun başlıca nedenleri utanç duygusu, ailenin tepkisinden korkma ve "anlaşılmayacağım" beklentisidir.

Bir diğer neden, gencin davranışı işe yarayan bir baş etme yöntemi olarak görmesidir. Elinden alınacağı korkusu, tıpkı bir destekten mahrum kalma korkusu gibi yaşanır. Bu nedenle ilk konuşmada "bunu hemen bırakacaksın" mesajı vermek yerine, yerine ne koyulacağının konuşulacağını belirtmek daha işlevseldir.

Belirtiler: Nasıl Fark Edilir?

Davranış çoğu zaman özenle gizlenir. Aşağıdaki işaretler dikkat çekmelidir:

  • Mevsime uygun olmayan giyim; sıcak havalarda uzun kollu kıyafette ısrar
  • Kol, bacak veya karın bölgesinde açıklanamayan izler, yanıklar, çizikler
  • Sık tekrarlanan ve tutarsız kaza açıklamaları
  • Odada kesici aletlerin bulunması veya banyoda uzun süre yalnız kalma
  • Kapıyı kilitleme, mahremiyet talebinde belirgin artış
  • Duygudurumda dalgalanma, içe kapanma, arkadaş ilişkilerinden çekilme
  • Uyku ve iştah düzeninde değişiklik
  • Değersizlik, suçluluk veya umutsuzluk ifadeleri

Bu işaretlerin tek başına bulunması davranışı kanıtlamaz; ancak birkaçının birlikte görülmesi konuşma açmayı gerektirir.

İlk Konuşma Nasıl Yapılmalı?

Ailenin ilk tepkisi, gencin yardım alıp almayacağını belirleyen en önemli etkendir.

Yapılması Gerekenler

  • Sakin kalın. Panik tepkisi gencin suçluluk duygusunu artırır ve davranışı daha derin gizlemesine yol açar.
  • Doğrudan ve yargılamadan sorun. "Kendine zarar verdiğini düşünüyorum, bunu konuşmak istiyorum" cümlesi, dolaylı imalardan daha işlevseldir.
  • Duyguyu kabul edin. "Bu kadar kötü hissettiğini bilmiyordum, anlatmak ister misin" yaklaşımı kapıyı açık tutar.
  • Yardım alacağınızı net söyleyin. Bu bir ceza değil, bir destek kararıdır: "Bunu tek başımıza çözemeyiz, bir uzmanla görüşeceğiz."
  • Güvenliği sağlayın. Evdeki riskli aletlere erişimi sessizce sınırlayın; bunu gençle çatışma konusu yapmadan yapın.

Kaçınılması Gerekenler

  • Ceza ve tehdit: Telefonun alınması veya kısıtlama getirilmesi davranışı durdurmaz, yalnızca gizler.
  • Suçlama ve utandırma: "Bize bunu nasıl yaparsın" ifadesi gencin yükünü artırır.
  • Söz aldırma: "Bir daha yapmayacağına söz ver" istemi çoğu zaman tutulamaz ve başarısızlık hissi yaratır.
  • Görmezden gelme: "Dikkat çekmek için yapıyor, ilgilenmezsek geçer" yaklaşımı tehlikelidir. Dikkat çekme amacı bulunsa bile bu, gencin ihtiyacının gerçek olmadığı anlamına gelmez.
  • Sır tutma sözü vermek: Gencin güvenini kazanmak için gizlilik sözü vermek, güvenlik gerektiren durumlarda ebeveyni açmaza sokar.

Acil Değerlendirme Gerektiren Durumlar

Aşağıdaki durumlarda gecikmeden acil sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:

  • Yara derin, kanama kontrol edilemiyor veya tıbbi müdahale gerektiriyorsa
  • Genç ölmek istediğini ifade ediyorsa veya bir plandan söz ediyorsa
  • Veda niteliği taşıyan davranışlar varsa: eşyalarını dağıtma, vedalaşır gibi mesajlar yazma
  • Davranışın sıklığı veya şiddeti hızla artıyorsa
  • Alkol veya madde kullanımı tabloya eklenmişse
  • Genç kendini güvende hissetmediğini söylüyorsa

Bu durumlarda randevu beklenmez; acil servise başvurulur. Ankara'da en yakın hastanenin acil servisine ya da 112 üzerinden acil sağlık hizmetlerine ulaşılabilir; gencin bu süreçte yalnız bırakılmaması gerekir.

Tedavi Yaklaşımları

Psikoterapi

İlk basamak psikoterapidir. Kendine zarar verme davranışında etkinliği en iyi gösterilmiş yaklaşım, ergenler için uyarlanmış diyalektik davranışçı terapidir. Bu yöntem dört temel beceri alanını çalışır: sıkıntıya dayanma, duygu düzenleme, kişilerarası etkililik ve farkındalık.

Bilişsel davranışçı terapi ve travma odaklı yaklaşımlar da tabloya göre kullanılır. Ortak hedef, davranışı yasaklamak değil, aynı işlevi gören alternatif baş etme yöntemleri kazandırmaktır.

Güvenlik Planı

Tedavinin erken aşamasında gençle birlikte yazılı bir güvenlik planı oluşturulur. Bu plan, dürtünün geldiği anda izlenecek adımları içerir: hangi belirtilerin uyarı işareti olduğu, hangi alternatif davranışların deneneceği, kimin aranacağı ve hangi durumda acil yardım istenecegi.

Planın gençle birlikte yazılması, ona dayatılmasından belirgin biçimde etkilidir.

İlaç Tedavisi

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun klinik yaklaşımında ilaç kararı, davranışın kendisine değil altta yatan tabloya göre verilir. Kendine zarar verme davranışının kendisine yönelik özgül bir ilaç yoktur. İlaç tedavisi, eşlik eden depresyon, kaygı bozukluğu veya diğer tablolara yönelik olarak planlanır ve psikoterapiyle birlikte yürütülür.

Ailenin Rolü

Aile tedavinin dışında bir gözlemci değil, parçasıdır. Ebeveynlere duygu düzenleme, çatışmayı tırmandırmadan iletişim kurma ve kriz anında nasıl davranacaklarına dair çalışma yapılır. Ailenin kendi kaygısını yönetebilmesi, gencin iyileşmesini doğrudan etkiler.

Okulun Rolü

Ergenin zamanının büyük bölümü okulda geçer ve davranış çoğu zaman önce bir arkadaş ya da öğretmen tarafından fark edilir. Ailenin onayıyla okul rehberlik servisiyle kurulan iletişim, izlemin önemli bir bileşenidir.

Burada dikkat edilmesi gereken, bilginin sınırlı ve gencin mahremiyetini koruyacak biçimde paylaşılmasıdır. Okulun bilmesi gereken, tanının ayrıntısı değil, hangi durumlarda ne yapacağıdır: gencin zorlandığı anda başvurabileceği bir kişi belirlenmesi ve kriz durumunda aileye nasıl ulaşılacağının netleştirilmesi yeterlidir.

Davranışın sınıf içinde konuşulması ya da gencin akranları önünde bu konuyla anılması kesinlikle kaçınılması gereken bir durumdur.

Kardeşler ve Diğer Aile Üyeleri

Kendine zarar verme yalnızca genci değil tüm aileyi etkiler. Kardeşler çoğu zaman durumu kısmen bilir, tam olarak anlamaz ve kendi kaygılarını dile getiremez. Ailenin tüm dikkati zorlanan gence yöneldiğinde, kardeş sessizce geri çekilir.

Kardeşlere yaşa uygun, dürüst ve sınırlı bir açıklama yapılması önerilir: ne olduğunu bilmeleri, suçluluk hissetmemeleri ve sorularını sorabilecekleri bir alan bulmaları gerekir. Gizlilik, kardeşin daha kötü senaryolar kurmasına yol açar.

İzlem ve Tekrarlar

Tedavi süreci doğrusal ilerlemez. Özellikle sınav dönemleri, ilişki sonlanmaları ve aile içi gerginliklerin arttığı zamanlarda tekrarlar görülebilir.

Bu durumda ailenin tepkisi yine belirleyicidir. Tekrarı bir çöküş olarak değil, planın gözden geçirilmesi gereken bir nokta olarak ele almak gerekir. İzlemde bakılan ölçüt tek bir olay değil, davranışın sıklığındaki ve şiddetindeki genel eğilimdir.

Alternatif Baş Etme Yöntemleri

Tedavinin merkezinde, davranışın yerine geçecek yöntemlerin kazandırılması yer alır. Bu yöntemler gençle birlikte belirlenir; hangisinin işe yarayacağı kişiden kişiye değişir.

  • Yoğun duyusal uyaran: Buz tutma, soğuk suyla yüz yıkama gibi yöntemler, dürtünün en yoğun olduğu dakikaları güvenli biçimde geçirmeye yardımcı olabilir.
  • Fiziksel boşalma: Hızlı yürüyüş, koşu veya yastığa vurma gibi hareketler biriken gerginliği dağıtır.
  • Yazma: Duyguyu bir deftere ya da telefona yazmak, onu dışarı çıkarmanın bedensel olmayan bir yoludur.
  • Geciktirme tekniği: Dürtü geldiğinde on beş dakika bekleme kararı almak. Dürtü dalga biçiminde gelir ve genellikle bu süre içinde şiddeti azalır.
  • Bağlantı kurma: Önceden belirlenmiş bir kişiye mesaj atmak; bu kişi aile üyesi olmak zorunda değildir.

Bu yöntemlerin hiçbiri tek başına yeterli değildir ve tedavinin yerini tutmaz. İşlevleri, gencin kriz anında kullanabileceği bir araç setine sahip olmasıdır.

Uzman Görüşü

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre kendine zarar verme başvurularında ailelerin en sık düştüğü yanılgı, davranışı bir "ergenlik dönemi davranışı" ya da dikkat çekme girişimi olarak değerlendirmektir. Bu yorum, değerlendirmenin aylarca ertelenmesine yol açar.

Ankara'da yürütülen görüşmelerdeki klinik deneyim, ailenin ilk tepkisinin sürecin gidişatını belirlediğini göstermektedir. Panik ve ceza içeren tepkilerden sonra gençler davranışı daha derin gizler ve yardım isteme olasılıkları azalır; sakin, yargılamayan ve yardım almaya yönelen bir tepki ise tedaviye katılımı belirgin biçimde artırır.

Bir diğer önemli nokta, iyileşmenin doğrusal olmamasıdır. Tedavi sürecinde tekrarlar yaşanabilir ve bu, tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Değerlendirilmesi gereken, davranışın sıklığındaki ve şiddetindeki genel eğilimdir.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu, gencin görüşmenin bir bölümünde yalnız görülmesinin bu tabloda özellikle önemli olduğunu vurgular; çünkü davranışın altındaki asıl zorlanma çoğu zaman aile yanında dile getirilemez.

Ankara'da Değerlendirme ve Randevu Süreci

Ankara'da kendine zarar verme nedeniyle yapılan başvuruların önemli bir bölümü, aile davranışı tesadüfen fark ettikten sonra gerçekleşir. Ankara'daki okul rehberlik servislerinden gelen yönlendirmeler de başvuruların kayda değer bir bölümünü oluşturur. Bu, gencin yardım istemediği anlamına gelmez; çoğu zaman nasıl isteyeceğini bilmediği anlamına gelir.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun Ankara'daki muayenehanesinde değerlendirme, gencin güvenliğinin gözden geçirilmesiyle başlar. Davranışın sıklığı, süresi, tetikleyicileri ve ölme düşüncesinin bulunup bulunmadığı doğrudan ve açık biçimde ele alınır. Bu soruların sorulması riski artırmaz; aksine gencin konuşabileceği bir alan açar.

Ardından eşlik eden tablolar taranır: depresyon, kaygı bozuklukları, travma öyküsü ve dikkat sorunları ayrı ayrı değerlendirilir. Ailenin durumu nasıl karşıladığı ve evdeki iletişim düzeni de sürecin parçasıdır. Doç. Dr. Mehtap Eroğlu tarafından yürütülen görüşmelerde ebeveynlere, kriz anında nasıl davranacaklarına dair somut bir çerçeve de aktarılır; bu, ailenin çaresizlik hissini azaltan en etkili adımlardan biridir.

Ankara'daki görüşmelerde izlem sıklığı, riskin düzeyine göre belirlenir; erken dönemde görüşmeler daha sık planlanır ve tablo istikrar kazandıkça aralıklar açılır. Randevuya gelirken varsa önceki değerlendirme raporları, kullanılan ilaçların listesi ve okul rehberlik servisinin gözlemleri getirilmelidir. Gencin görüşmeye kendi rızasıyla gelmesi ideal olmakla birlikte, güvenlik riski varsa beklenmemelidir.

Ankara'da gencinizin durumu için değerlendirme planlamak isterseniz, ergen psikiyatrisi hizmeti sayfamızı inceleyebilir ve randevu talebi oluşturabilirsiniz.

Özetle

Kendine zarar verme, ergenin dayanılmaz bulduğu bir duyguyu düzenlemek için başvurduğu bir baş etme yöntemidir. Kalıcı bir kişilik özelliği değil, öğrenilmiş ve değiştirilebilir bir davranıştır.

Davranış çoğu olguda ölme amacı taşımasa da, ileride intihar girişimi riskini artıran güçlü bir belirteçtir; bu nedenle hiçbir düzeyi hafife alınmamalıdır.

Ailenin sakin, yargılamayan ve yardım almaya yönelen bir tepki vermesi, gencin tedaviye katılımını belirleyen en önemli etkendir. Uygun psikoterapi ve gerektiğinde eşlik eden tablolara yönelik tedaviyle belirgin iyileşme sağlanır.

Ergenlik depresyonunun belirtileri, risk faktörleri ve tedavi yaklaşımları için ergenlik depresyonu rehberimize bakabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Kendine zarar verme intihar girişimi midir?

İkisi farklı davranışlardır. Kendine zarar verme çoğunlukla ölme niyeti taşımaz, tekrarlayıcıdır ve dayanılmaz bir duyguyu düzenleme amacı güder. Ancak araştırmalar, kendine zarar verme öyküsü bulunan ergenlerde ileride intihar girişimi riskinin belirgin biçimde arttığını göstermektedir. Bu nedenle davranışın hiçbir düzeyi hafife alınmamalıdır.

Çocuğumun kendine zarar verdiğini fark ettim, ilk ne yapmalıyım?

Sakin kalmak en önemli adımdır. Doğrudan ve yargılamadan yaklaşın: 'Kendine zarar verdiğini düşünüyorum, bunu konuşmak istiyorum.' Ceza, tehdit veya suçlama içeren tepkiler davranışı durdurmaz, yalnızca daha derin gizlenmesine yol açar. Yardım alacağınızı net biçimde söyleyin ve evdeki riskli aletlere erişimi sessizce sınırlayın.

Bu davranış dikkat çekmek için mi yapılıyor?

Bazı olgularda iletişim kurma işlevi bulunabilir; ancak bu, ihtiyacın gerçek olmadığı anlamına gelmez. Davranış çoğunlukla yoğun bir duyguyu azaltmak, hissizliği kırmak, kendini cezalandırmak veya kontrol duygusu kazanmak amacıyla yapılır. 'İlgilenmezsek geçer' yaklaşımı tehlikelidir ve yardım alma sürecini geciktirir.

Hangi durumlarda acil servise başvurmalıyım?

Yara derinse veya kanama kontrol edilemiyorsa, genç ölmek istediğini ifade ediyor ya da bir plandan söz ediyorsa, eşyalarını dağıtma gibi veda niteliğinde davranışlar varsa, davranışın sıklığı hızla artıyorsa, alkol veya madde kullanımı eklendiyse ya da genç kendini güvende hissetmediğini söylüyorsa randevu beklenmeden acil servise başvurulmalıdır.

Kendine zarar verme ne kadar yaygın?

Uluslararası çalışmalar ergenlerin yaklaşık yüzde on beş ila yirmisinin yaşamlarının bir döneminde kendine zarar verme davranışında bulunduğunu göstermektedir. Kız ergenlerde bildirilme oranı daha yüksektir; bu fark kısmen erkeklerin davranışı daha az dile getirmesinden kaynaklanıyor olabilir.

Tedavi nasıl yapılır, ilaç gerekir mi?

İlk basamak psikoterapidir; etkinliği en iyi gösterilmiş yaklaşım ergenler için uyarlanmış diyalektik davranışçı terapidir. Kendine zarar verme davranışının kendisine yönelik özgül bir ilaç yoktur. İlaç tedavisi, eşlik eden depresyon veya kaygı bozukluğu gibi tablolara yönelik olarak planlanır ve psikoterapiyle birlikte yürütülür.

Çocuğumdan bir daha yapmayacağına dair söz almalı mıyım?

Söz aldırmak genellikle işe yaramaz. Bu tür sözler çoğu zaman tutulamaz ve tutulamadığında gençte başarısızlık ve suçluluk duygusu yaratır. Daha işlevsel olan, gençle birlikte yazılı bir güvenlik planı oluşturmaktır: dürtü geldiğinde hangi adımların izleneceği, hangi alternatiflerin deneneceği ve kimin aranacağı önceden belirlenir.

Okula haber vermeli miyim?

Ailenin onayıyla okul rehberlik servisiyle iletişim kurulması izlemin önemli bir parçasıdır. Ancak bilgi sınırlı ve gencin mahremiyetini koruyacak biçimde paylaşılmalıdır. Okulun bilmesi gereken tanının ayrıntısı değil, gencin zorlandığında başvurabileceği bir kişinin belirlenmesi ve kriz durumunda aileye nasıl ulaşılacağıdır.

Tedavi sırasında tekrar ederse ne anlama gelir?

İyileşme doğrusal ilerlemez. Özellikle sınav dönemleri, ilişki sonlanmaları ve aile içi gerginliğin arttığı zamanlarda tekrarlar görülebilir. Bu, tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Değerlendirilmesi gereken tek bir olay değil, davranışın sıklığındaki ve şiddetindeki genel eğilimdir.

Kardeşlerine ne söylemeliyim?

Kardeşlere yaşa uygun, dürüst ve sınırlı bir açıklama yapılması önerilir. Ne olduğunu bilmeleri, suçluluk hissetmemeleri ve sorularını sorabilecekleri bir alan bulmaları gerekir. Tam gizlilik, kardeşin daha kötü senaryolar kurmasına ve kendi kaygısını dile getirememesine yol açar.

Kaynakça

  1. Nock, M. K. (2010). Self-Injury. Annual Review of Clinical Psychology, 6, 339-363.
  2. Hawton, K., Saunders, K. E. A., & O'Connor, R. C. (2012). Self-harm and Suicide in Adolescents. The Lancet, 379(9834), 2373-2382.
  3. Swannell, S. V., Martin, G. E., Page, A., Hasking, P., & St John, N. J. (2014). Prevalence of Nonsuicidal Self-Injury in Nonclinical Samples: Systematic Review, Meta-Analysis and Meta-Regression. Suicide and Life-Threatening Behavior, 44(3), 273-303.
  4. Mehlum, L., Tørmoen, A. J., Ramberg, M., et al. (2014). Dialectical Behavior Therapy for Adolescents With Repeated Suicidal and Self-Harming Behavior: A Randomized Trial. Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 53(10), 1082-1091.
  5. National Institute for Health and Care Excellence. (2022). Self-harm: Assessment, Management and Preventing Recurrence. NICE Guideline NG225.
  6. Whitlock, J., Muehlenkamp, J., Eckenrode, J., et al. (2013). Nonsuicidal Self-Injury as a Gateway to Suicide in Young Adults. Journal of Adolescent Health, 52(4), 486-492.
  7. Plener, P. L., Schumacher, T. S., Munz, L. M., & Groschwitz, R. C. (2015). The Longitudinal Course of Non-Suicidal Self-Injury and Deliberate Self-Harm: A Systematic Review of the Literature. Borderline Personality Disorder and Emotion Dysregulation, 2, 2.
  8. Klonsky, E. D., Victor, S. E., & Saffer, B. Y. (2014). Nonsuicidal Self-Injury: What We Know, and What We Need to Know. Canadian Journal of Psychiatry, 59(11), 565-568.
  9. American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed., text rev.). DSM-5-TR.
Kendine Zarar VermeErgen Ruh SağlığıDuygu DüzenlemeErgen Psikiyatrisi
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Doçent, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi. 15+ yıl klinik deneyim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Türk Psikiyatri Derneği üyesi.

Tam Profili Görüntüle
Bilimin Işığında, Şefkatle

Her Çocuk Anlaşılmayı Hak Eder

Ruh sağlığı yolculuğunda ailenizle birlikte yürüyoruz. Kanıta dayalı tedavi yöntemleri ve empatik yaklaşımımızla çocuğunuzun yanındayız.