
Ayrılık sırasında ağlamak beklenen bir tepkidir. Kademeli uyum programı, ayrılık anında ne yapılmalı, kurum seçimi ve ne zaman değerlendirme gerekir.
Kreşin kapısında ağlayan çocuğu bırakıp işe giden ebeveynin o günü nasıl geçirdiğini herkes bilir. Suçluluk, tereddüt ve "yanlış mı yapıyorum?" sorusu, uyum döneminin en yorucu tarafıdır.
Ağlamak, bu dönemde beklenen bir tepkidir. Çocuk için kreş, bakım verenden ilk kez uzun süre ayrılmak demektir ve bu ayrılığa verilen tepki, gelişimsel olarak sağlıklı bir bağlanmanın işaretidir.
Bu yazı, uyum sürecinin nasıl ilerlediğini, hangi tepkilerin beklenen olduğunu, ailenin ve kurumun ne yapması gerektiğini ve ne zaman değerlendirme gerektiğini anlatıyor.
Önemli Noktalar
- Ayrılık sırasında ağlamak beklenen bir tepkidir; sağlıklı bağlanmanın göstergesidir.
- Belirleyici olan ağlama değil, çocuğun ebeveyn gittikten sonra ne kadar sürede yatıştığıdır.
- Kaçarak gitmek güveni zedeler; veda kısa ama mutlaka yapılmalıdır.
- Uyum süresi çocuktan çocuğa değişir; iki-dört hafta yaygın bir aralıktır.
- Ebeveynin kendi kaygısı, çocuğa doğrudan geçer.
- Dört-altı haftayı aşan ve derinleşen belirtiler değerlendirme gerektirir.
Kreşe Ne Zaman Başlamalı?
Tek bir doğru yaş yoktur. Karar, ailenin ihtiyaçları ve çocuğun gelişimsel durumu birlikte değerlendirilerek verilir.
Üç yaş civarında çoğu çocuk için akran ilişkisi gelişimsel bir ihtiyaç hâline gelir; bu yaştan sonra kreş, yalnızca bakım değil gelişimsel katkı da sağlar.
Daha küçük yaşlarda kreş elbette mümkündür ancak bu yaşlarda önemli olan grubun kalabalığı, bakım verenin sürekliliği ve çocuk başına düşen ilgi miktarıdır. Küçük yaş grubunda kurumdaki bakım verenin sık değişmemesi belirleyici bir etkendir.
Hangi Dönemde Başlamamalı?
Şu dönemlerde başlamak uyumu zorlaştırır:
- Kardeş doğumundan hemen önce ya da sonra
- Taşınma sürecinde
- Ailede kayıp, ayrılık ya da yoğun gerginlik varken
- Tuvalet eğitiminin tam ortasında
- Uzun bir hastalık döneminin hemen ardından
Mümkünse bu değişimler arasında birkaç hafta bırakmak, çocuğun her birine ayrı ayrı uyum sağlamasını kolaylaştırır.
Başlamadan Önce Hazırlık
Çocuğu Hazırlamak
Önceden konuşun ama çok erken başlamayın. Küçük çocuklarda zaman algısı sınırlıdır; bir hafta önce konuşmaya başlamak çoğu yaş için yeterlidir. Aylar öncesinden konuşmak kaygıyı gereksiz yere uzatır.
Kreşi önceden görün. Mümkünse başlamadan önce birlikte ziyaret edin. Bahçeyi, sınıfı ve öğretmeni görmek, bilinmezliği azaltır.
Günü somutlaştırın. "Sabah bırakacağım, sen oyun oynayacaksın, yemek yiyeceksin, uyuyacaksın, sonra ben geleceğim." Sıra bilmek, küçük çocukta zaman belirsizliğinin yerini alır.
Ayrılık oyunları oynayın. Saklambaç ve benzeri oyunlar, gidenin geri geleceği fikrini oyun yoluyla pekiştirir.
Kısa ayrılıklarla deneyin. Başlamadan önce güvendiğiniz biriyle kısa süreli ayrılıklar, uyumu kolaylaştırır.
Aileyi Hazırlamak
Ebeveynin kendi kaygısı, uyum sürecinin en belirleyici değişkenlerinden biridir. Kapıda tereddüt eden, defalarca geri dönen ya da ağlayan bir ebeveyn, çocuğa "burası güvenli değil" mesajını verir.
Bu, ebeveynin hiç üzülmemesi gerektiği anlamına gelmez; üzüntünün çocuğun önünde yönetilmesi gerektiği anlamına gelir.
Kademeli Uyum Programı
Çoğu kurumda uygulanan ve işe yarayan yaklaşım kademeli geçiştir.
Birinci aşama: Ebeveynle birlikte kısa ziyaretler. Çocuk ortamı ebeveyni yanındayken tanır.
İkinci aşama: Ebeveyn kurumda ama sınıf dışında. Çocuk kısa süre tek başına kalır.
Üçüncü aşama: Kısa süreli tam ayrılık. Bir-iki saatlik dönemler.
Dördüncü aşama: Sürenin kademeli uzatılması, öğle yemeğine kadar.
Beşinci aşama: Uyku ve tam gün.
Bu aşamaların her biri için sabit bir süre yoktur; geçiş çocuğun tepkisine göre ayarlanır. Bir aşamada zorlanma varsa bir önceki aşamada kalmak, ileri gitmekten daha iyi sonuç verir.
Ayrılık Anı: Ne Yapmalı?
Uyum sürecinin en kritik anı, kapıdaki ayrılıktır.
Kısa ve net veda edin. Uzun veda, ayrılığı kolaylaştırmaz; uzatır. Belirli bir cümle ve belirli bir hareket belirleyin ve her gün aynısını yapın: bir sarılma, bir öpücük, "görüşürüz, öğleden sonra geleceğim."
Asla kaçarak gitmeyin. Çocuk oyalanmışken sessizce çıkmak o an kolaydır ama ertesi gün daha kötü sonuç verir. Kaçarak giden ebeveynin çocuğu, bir daha gözünü ondan ayırmaz ve ayrılık kaygısı derinleşir.
Geri dönmeyin. Çıktıktan sonra ağlama sesini duyup geri dönmek, ağlamanın işe yaradığı mesajını verir.
Aynı kişi bıraksın. Mümkünse uyum döneminde bırakma işini hep aynı kişi yapsın; öngörülebilirlik kaygıyı azaltır.
Geçiş nesnesi verin. Evden getirilen küçük bir oyuncak, ebeveynin bir eşyası ya da aile fotoğrafı, çocuğun bağlantıyı sürdürmesini sağlar.
Alma saatine sadık kalın. Söylediğiniz saatte gelmek, güvenin temelidir. Gecikme çocukta belirsizliği ve kaygıyı artırır.
Beklenen Tepkiler
Uyum döneminde şunlar olağandır:
- Ayrılık sırasında ağlama, sarılıp bırakmama
- Sabahları karın ağrısı, "hastayım" demesi
- Evde huzursuzluk, sinirlilik, artan öfke nöbetleri
- Gerileme: alt ıslatma, parmak emme, bebeksi konuşma
- Uykuya dalmakta güçlük, gece uyanmaları
- İştahta geçici azalma
- Ebeveyne yapışkanlık, akşamları bırakmama
- Kreşte anlatılanlara ilgisizlik, "hiçbir şey yapmadık" demesi
Bu tepkiler genellikle ilk iki-üç haftada yoğunlaşır ve sonra azalır.
Bu tepkilerin hepsinin aynı anda görülmesi gerekmez; çocuğa göre biri baskın çıkar. Evde huzursuzluk artarken kreşte sorunsuz görünen bir çocuk da uyum sürecindedir; zorlanmasını güvendiği ortamda dışa vurur ve bu olumsuz bir işaret değildir.
Tepkilerin ilk gün değil, üçüncü ya da dördüncü haftada belirmesi de görülebilir. Başlangıçtaki yenilik merakı geçtikten sonra durumun kalıcı olduğunu kavrayan çocukta gecikmiş bir tepki ortaya çıkar; bu da beklenen bir seyirdir.
Belirleyici Ölçüt
Ağlamanın kendisi değil, sonrası belirleyicidir. Öğretmenden öğrenilmesi gereken soru şudur: "Ben gittikten sonra ne kadar sürede yatıştı?"
Birkaç dakika içinde yatışıp oyuna katılan çocukta süreç beklendiği gibi ilerliyordur. Gün boyu ağlayan, hiç oyuna katılmayan, yemek yemeyen ve uyumayan çocukta ise farklı bir tablo söz konusudur.
Uyum Zorlanıyorsa
Süreç beklenenden uzun sürüyorsa birkaç noktaya bakılır.
Kurum uygun mu? Grup kalabalıklığı, bakım verenin sık değişmesi, çocuk başına düşen ilgi ve öğretmenin uyum konusundaki tutumu belirleyicidir.
Evdeki düzen destekliyor mu? Uyku düzeninin bozulması, sabah telaşı ve gece geç yatma uyumu doğrudan zorlaştırır. Kreşe başlamadan bir-iki hafta önce uyku saatlerinin kreş düzenine yaklaştırılması işe yarar.
Ebeveynin kaygısı yönetilebiliyor mu? Ebeveyn kaygısı yüksekse, bu kaygıya yönelik ayrı bir çalışma sürecin tamamlayıcısıdır.
Başka bir değişim var mı? Aynı döneme denk gelen kardeş doğumu, taşınma ya da aile içi bir gerginlik, uyumu belirgin biçimde zorlaştırır.
Çocuğun mizacı nasıl? Yeniliğe yavaş ısınan mizaçtaki çocuklar daha uzun süreye ihtiyaç duyar. Bu bir sorun değil, bir farklılıktır ve plan buna göre uzatılır.
Kurum Seçerken Nelere Bakmalı?
Uyum sürecinin kolaylığı, büyük ölçüde kurumun yapısına bağlıdır. Fiziksel imkânlar çoğu ailenin dikkatini ilk çeken şeydir; oysa belirleyici olan başka ölçütlerdir.
Bakım verenin sürekliliği. Özellikle küçük yaş grubunda aynı kişinin sürekli olması, çocuğun bağ kurabilmesi için gereklidir. Personel değişiminin sık olduğu kurumlarda uyum her seferinde baştan başlar.
Çocuk başına düşen ilgi. Grup büyüklüğü ve öğretmen sayısı oranı, küçük yaşlarda en önemli ölçüttür.
Uyum programı var mı? Kurumun kademeli uyum uygulayıp uygulamadığı, ilk gün tam gün mü beklediği sorulmalıdır. "İlk gün bırakın, ağlar sonra geçer" yaklaşımı iyi bir işaret değildir.
İletişim biçimi. Gün içinde bilgi paylaşımının nasıl yapıldığı, ailenin arayıp sorabilmesi ve öğretmenin gözlemini aktarabilmesi önemlidir.
Günlük akış. Serbest oyun süresi, açık hava zamanı, uyku düzeni ve etkinliklerin yaşa uygunluğu değerlendirilmelidir. Okul öncesinde akademik içeriğin yoğunluğu bir üstünlük değildir.
Disiplin yaklaşımı. Kurumun istenmeyen davranışa nasıl tepki verdiği açıkça sorulmalıdır.
İlk Haftalarda Evdeki Düzen
Uyum yalnızca kreşte değil, evde de desteklenir.
Uyku Düzenini Önceden Kurun
Kreşe başlamadan bir-iki hafta önce uyku saatlerinin kreş düzenine yaklaştırılması, sabah telaşını ve buna bağlı gerginliği belirgin biçimde azaltır. Yorgun bir çocuk için ayrılık çok daha zordur.
Gündüz uykusu kreşte hangi saatte ise, evde de o saate yaklaştırılmalıdır.
Sabahları Acele Etmeyin
Sabah telaşı, ayrılık anını doğrudan zorlaştırır. On beş dakika erken kalkmak, kapıdaki gerginliğin çoğunu ortadan kaldırır.
Giysi seçimi, çanta hazırlığı gibi işlerin akşamdan yapılması bu telaşı azaltır.
Akşamları Yakınlığı Artırın
Gün içinde ayrı kalan çocuk, akşam daha fazla temas ve ilgi ister. Bu dönemde akşam saatlerinde kısa ama bölünmemiş bir birlikte zaman ayırmak, gün içindeki ayrılığı dengeler.
Telefonun bir kenara bırakıldığı yirmi dakika, dağınık geçen iki saatten daha işlevlidir.
Çok Soru Sormayın
"Bugün ne yaptın?" sorusuna küçük çocuklar genellikle "hiçbir şey" diye cevap verir; bu ilgisizlik değil, hatırlamayı sözle organize edememektir.
Daha işe yarar sorular somut olanlardır: "Bugün bahçeye çıktınız mı?", "Yemekte ne vardı?", "Kimin yanında oturdun?"
Sık Karşılaşılan Özel Durumlar
Hastalıkların Sıklaşması
Kreşe başlayan çocukta ilk aylarda enfeksiyonların artması beklenen bir durumdur; bağışıklık sistemi yeni etkenlerle karşılaşmaktadır. Ancak sık hastalanma uyum sürecini doğrudan zorlaştırır: her hastalıktan sonra ayrılık yeniden zorlaşır ve kademeli olarak kurulan düzen bozulur.
Bu dönemde yapılabilecek olan, iyileşme sonrası dönüşü mümkün olduğunca hızlı ve aynı rutinle yapmaktır. Uzun aralar, uyumu baştan kurmayı gerektirir.
Kreşte Konuşmama
Evde rahat konuşan bir çocuğun kreşte hiç konuşmaması, ilk haftalarda olağan karşılanabilir. Bir ayı aşarak sürmesi ve çocuğun öğretmene ya da akranlarına hiç ses çıkarmaması durumunda seçici konuşmazlık düşünülmeli ve değerlendirme yapılmalıdır.
Bu tabloda çocuğu konuşmaya zorlamak ya da ödüllendirmek işe yaramaz; kaygıyı artırır.
Akran Isırma ve Vurma
İki-üç yaş grubunda ısırma ve vurma, dil becerisi yetersiz olduğu için başvurulan bir ifade biçimidir ve bu yaşta olağandır. Dört yaşından sonra sürmesi ve sıklaşması değerlendirme gerektirir.
Kurumla ortak bir yaklaşım kurulması önemlidir: davranışın anında ve sakin biçimde durdurulması, çocuğa alternatif bir ifade yolu öğretilmesi ve uzun açıklamalardan kaçınılması.
Kardeşin Evde Kalması
Kreşe giden çocuğun küçük kardeşi evde kalıyorsa, çocukta "ben gönderiliyorum, o kalıyor" düşüncesi oluşabilir. Bu durumda kreşin bir ceza ya da dışlanma değil, kendisine ait bir ayrıcalık olarak çerçevelenmesi yararlıdır.
Ne Zaman Değerlendirme Gerekir?
- Belirtilerin dört-altı haftayı aşması ve azalmaması
- Çocuğun gün boyu ağlaması, hiç oyuna katılmaması
- Kreşte hiç yemek yememesi, tuvalete gitmemesi, hiç konuşmaması
- Evde belirgin gerileme ve bunun sürmesi
- Uykunun kalıcı biçimde bozulması, kâbuslar
- Bedensel yakınmaların sabahları dışında da sürmesi
- Ayrılık kaygısının kreş dışındaki her ayrılığa yayılması
- Öğretmenin gelişimsel bir konuda kaygı bildirmesi
Ayrılık kaygısı belirtileri hakkında ayrıntılı bilgi için ayrılma kaygısı bozukluğu yazımıza bakabilirsiniz.
Değerlendirmede Ne Yapılır?
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun yaklaşımında değerlendirme, uyum sürecinin ayrıntılı haritalanmasıyla başlar: ne zaman başlandı, kademeli geçiş uygulandı mı, ayrılık anı nasıl yürüyor, ebeveyn gittikten sonra ne oluyor.
Ardından gelişimsel tarama yapılır. Kreşe uyum güçlüğü, bazen ilk kez fark edilen bir gelişimsel farklılığın işareti olabilir: dil gecikmesi, sosyal iletişimde güçlük ya da duyusal hassasiyet. Kalabalık ve uyaranı yoğun bir ortam, evde fark edilmeyen bir güçlüğü görünür kılar.
Ailedeki değişimler, ebeveynin kaygı düzeyi ve uyku düzeni de değerlendirmenin parçasıdır.
Uzman Görüşü
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre ailelerin en sık yaptığı hata, çocuk oyalanmışken sessizce çıkmaktır. Bu, o an için kolaydır ancak ertesi gün çocuğu daha tedirgin hâle getirir; çocuk artık ebeveyninin her an kaybolabileceğini öğrenmiştir ve gözünü ondan ayırmaz.
İkinci sık hata, ilk günlerdeki ağlamayı ölçüt almaktır. Asıl bakılması gereken, ebeveyn gittikten sonra çocuğun ne kadar sürede yatıştığıdır. Bu bilgi öğretmenden alınmalıdır.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu ayrıca ebeveyn kaygısının sürecin en belirleyici değişkenlerinden biri olduğunu vurgulamaktadır. Kapıda tereddüt eden, defalarca geri dönen bir ebeveyn, çocuğa ortamın güvenli olmadığı mesajını verir. Ebeveynin kendi kaygısını düzenleyebilmesi, çoğu zaman çocuğa yönelik herhangi bir müdahaleden daha etkilidir.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu, uyum sürecinde ailelerin kurumun fiziksel imkânlarına gereğinden fazla ağırlık verdiğini belirtmektedir. Küçük yaş grubunda belirleyici olan bahçenin büyüklüğü değil, bakım verenin sürekliliği ve çocuk başına düşen ilgi miktarıdır.
Dördüncü nokta, uzun süren uyum güçlüğünün bazen başka bir şeyin işareti olduğudur. Kalabalık ve uyaranı yoğun bir ortam, evde fark edilmeyen bir dil gecikmesini, sosyal iletişim güçlüğünü ya da duyusal hassasiyeti görünür kılabilir.
Ankara'da Değerlendirme ve Randevu Süreci
Ankara'da kreşe uyum nedeniyle yapılan başvurular eylül ve ekim aylarında belirgin biçimde artar; Ankara'daki kurumların öğretim yılı takvimiyle aynı dönemde başlaması bu yığılmayı açıklar. Bu başvuruların önemli bölümü, birkaç haftalık sabırlı bir uyum programıyla çözülür ve klinik bir tablo içermez.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu tarafından Ankara'da yürütülen değerlendirmede ilk amaç, bu ayrımı yapmaktır: beklenen bir uyum tepkisi mi, yoksa klinik bir kaygı bozukluğu ya da fark edilmemiş bir gelişimsel farklılık mı.
Ankara'daki ailelerin sık sorduğu bir konu, uyum sağlayamayan çocuğun kreşten alınıp alınmayacağıdır. Erken çekilme çoğu zaman kaçınmayı pekiştirir ve bir sonraki denemeyi zorlaştırır. Ancak kurumun yapısı uygun değilse, kurum değişikliği ayrı bir seçenektir ve bu iki durum karıştırılmamalıdır.
Ankara'da özellikle eylül ayında başvuran ailelerin bir bölümünde asıl zorlanan tarafın çocuk değil ebeveyn olduğu görülür; bu durumda çalışma doğrudan ebeveyn kaygısına yönelir.
Ankara'daki ailelerin getirmesi yararlı olanlar: öğretmenin gün içi gözlemi, çocuğun ebeveyn gittikten sonraki tepkisine dair bilgi, evdeki uyku ve davranış değişikliklerine dair bir haftalık kayıt.
Ankara'da çocuğunuzun uyum süreci için değerlendirme planlamak isterseniz, çocuk psikiyatrisi hizmeti hakkında bilgi alabilir ve randevu talebi oluşturabilirsiniz.
Özetle
Ayrılık sırasında ağlamak beklenen bir tepkidir ve sağlıklı bağlanmanın göstergesidir. Belirleyici olan ağlama değil, ebeveyn gittikten sonra çocuğun ne kadar sürede yatıştığıdır.
Kademeli geçiş, kısa ve net veda, aynı kişinin bırakması ve alma saatine sadık kalmak uyumu belirgin biçimde kolaylaştırır. Kaçarak gitmek ise en sık yapılan ve en çok zarar veren hatadır.
Belirtiler genellikle ilk iki-üç haftada yoğunlaşır ve azalır. Dört-altı haftayı aşan, derinleşen ve kreş dışına yayılan belirtiler değerlendirme gerektirir.
Okul çağındaki devamsızlık ve reddetme için okul reddi yazımıza bakabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Çocuğum kreşte her gün ağlıyor, normal mi?
Ayrılık sırasında ağlamak beklenen bir tepkidir ve sağlıklı bağlanmanın göstergesidir. Belirleyici olan ağlamanın kendisi değil, sonrasıdır. Öğretmenden şunu öğrenin: 'Ben gittikten sonra ne kadar sürede yatıştı?' Birkaç dakikada yatışıp oyuna katılıyorsa süreç beklendiği gibi ilerliyordur.
Çocuk oyalanmışken sessizce çıkmak daha mı iyi?
Hayır, en çok zarar veren hatadır. O an kolaydır ama ertesi gün daha kötü sonuç verir: çocuk ebeveyninin her an kaybolabileceğini öğrenir ve bir daha gözünü ondan ayırmaz. Veda kısa ve net olmalı ama mutlaka yapılmalıdır. Her gün aynı cümle ve aynı hareket işe yarar.
Uyum ne kadar sürer?
Çocuktan çocuğa değişir; iki-dört hafta yaygın bir aralıktır. Tepkiler genellikle ilk iki-üç haftada yoğunlaşır ve sonra azalır. Yeniliğe yavaş ısınan mizaçtaki çocuklar daha uzun süreye ihtiyaç duyar; bu bir sorun değil, bir farklılıktır.
Kreşe kaç yaşında başlamalı?
Tek bir doğru yaş yoktur; karar ailenin ihtiyaçları ve çocuğun gelişimsel durumu birlikte değerlendirilerek verilir. Üç yaş civarında akran ilişkisi gelişimsel bir ihtiyaç hâline gelir. Daha küçük yaşlarda belirleyici olan grubun kalabalığı, bakım verenin sürekliliği ve çocuk başına düşen ilgidir.
Kurum seçerken neye bakmalıyım?
Fiziksel imkânlar ilk dikkat çeken şeydir ama belirleyici değildir. Asıl ölçütler: bakım verenin sürekliliği, çocuk başına düşen ilgi, kademeli uyum programı uygulanıp uygulanmadığı, gün içi iletişim biçimi, serbest oyun ve açık hava süresi, ve kurumun istenmeyen davranışa nasıl tepki verdiği.
Evde huzursuz ama kreşte sorun yok, bu kötü mü?
Hayır. Çocuk zorlanmasını en güvendiği ortamda dışa vurur. Kreşte sorunsuz görünüp evde huzursuzlaşan çocuk da uyum sürecindedir ve bu olumsuz bir işaret değildir. Akşamları kısa ama bölünmemiş bir birlikte zaman ayırmak bu dönemde dengeleyici olur.
Ne zaman değerlendirme gerekir?
Belirtiler dört-altı haftayı aşıp azalmıyorsa; çocuk gün boyu ağlıyor, hiç oyuna katılmıyor, kreşte hiç yemek yemiyor ya da hiç konuşmuyorsa; evde belirgin gerileme sürüyorsa; uyku kalıcı biçimde bozulduysa ya da ayrılık kaygısı kreş dışındaki her ayrılığa yayıldıysa değerlendirme gerekir.
Uyum sağlayamıyorsa kreşten almalı mıyım?
Erken çekilme çoğu zaman kaçınmayı pekiştirir ve bir sonraki denemeyi zorlaştırır. Ancak kurumun yapısı uygun değilse, kurum değişikliği ayrı bir seçenektir. Bu iki durum karıştırılmamalıdır: uyum güçlüğü nedeniyle vazgeçmek ile uygun olmayan bir kurumdan ayrılmak farklı kararlardır.
Kreşte hiç konuşmuyor, ne yapmalıyım?
İlk haftalarda olağan karşılanabilir. Bir ayı aşarak sürüyor ve çocuk öğretmene ya da akranlarına hiç ses çıkarmıyorsa seçici konuşmazlık düşünülmeli ve değerlendirme yapılmalıdır. Bu tabloda çocuğu konuşmaya zorlamak ya da ödüllendirmek işe yaramaz; kaygıyı artırır.
Sık hastalanması uyumu etkiler mi?
Evet. İlk aylarda enfeksiyonların artması beklenen bir durumdur ancak her hastalıktan sonra ayrılık yeniden zorlaşır ve kademeli kurulan düzen bozulur. Yapılabilecek olan, iyileşme sonrası dönüşü mümkün olduğunca hızlı ve aynı rutinle yapmaktır; uzun aralar uyumu baştan kurmayı gerektirir.
Kaynakça
- Bowlby, J. (1988). A Secure Base: Parent-Child Attachment and Healthy Human Development. Basic Books.
- Ahnert, L., Gunnar, M. R., Lamb, M. E., & Barthel, M. (2004). Transition to Child Care: Associations with Infant-Mother Attachment, Infant Negative Emotion, and Cortisol Elevations. Child Development, 75(3), 639-650.
- NICHD Early Child Care Research Network (2003). Does Amount of Time Spent in Child Care Predict Socioemotional Adjustment During the Transition to Kindergarten? Child Development, 74(4), 976-1005.
- Datler, W., Ereky-Stevens, K., Hover-Reisner, N., & Malmberg, L. E. (2012). Toddlers' Transition to Out-of-Home Day Care: Settling into a New Care Environment. Infant Behavior and Development, 35(3), 439-451.
- Vermeer, H. J., & van IJzendoorn, M. H. (2006). Children's Elevated Cortisol Levels at Daycare: A Review and Meta-Analysis. Early Childhood Research Quarterly, 21(3), 390-401.
- Thomas, A., & Chess, S. (1977). Temperament and Development. Brunner/Mazel.
- American Academy of Pediatrics (2019). Quality Early Education and Child Care from Birth to Kindergarten. Pediatrics, 144(2), e20191766.
- Kearney, C. A. (2008). School Absenteeism and School Refusal Behavior in Youth: A Contemporary Review. Clinical Psychology Review, 28(3), 451-471.
- Muris, P., & Ollendick, T. H. (2015). Children Who Are Anxious in Silence: A Review on Selective Mutism. Clinical Child and Family Psychology Review, 18(2), 151-169.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bireysel tıbbi değerlendirmenin yerine geçmez. Çocuğunuzla ilgili bir endişeniz varsa bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurun. Acil durumlarda 112'yi arayın.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
Doçent, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi. Uzmanlık eğitimini Ankara Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında tamamladı. 15 yılı aşkın klinik deneyim. Türk Psikiyatri Derneği üyesi.
Tam Profili Görüntüleİlgili hizmet: Ankara'da ebeveyn danışmanlığı









