Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Çocuklarda Yas ve Kayıp: Ölümü Çocuğa Nasıl Anlatmalı?

Ana SayfaBlog
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
30 Eylül 2026
Çocuklarda Yas ve Kayıp: Ölümü Çocuğa Nasıl Anlatmalı?

Çocuğu korumak için gerçeği saklamak çoğu zaman ters teper. Çocuklar evdeki değişimi fark eder ve açıklanmayan boşluğu kendi kurdukları senaryolarla doldurur.

Bir ölüm haberini çocuğa vermek, ebeveynlerin en zorlandığı anlardan biridir. Aile kendi yasını taşırken bir yandan da çocuğu korumaya çalışır. Bu koruma isteği çoğu zaman iyi niyetli bir hataya dönüşür: gerçeği yumuşatmak, ertelemek ya da hiç söylememek.

Oysa çocuklar evdeki değişimi fark eder. Açıklanmayan bir boşluk, çocuğun kendi kurduğu senaryolarla doldurulur ve bu senaryolar gerçekten çoğu zaman daha korkutucudur.

Bu yazı, ölümün yaşa uygun nasıl anlatılacağını, çocukların yası nasıl yaşadığını, hangi tepkilerin olağan olduğunu ve ne zaman profesyonel destek gerektiğini ele alır.

Önemli Noktalar

  • Çocuklara ölüm gerçeği, yaşa uygun ve açık bir dille anlatılmalıdır; "uyudu", "kayboldu", "bizi bıraktı gitti" gibi örtmeceler kaygı ve korku yaratır.
  • Çocukların yası yetişkinlerinkinden farklı seyreder: kesintili, dalgalı ve oyunla iç içedir. Oynamak yası inkâr ettiği anlamına gelmez.
  • Ölüm kavramının tam olarak anlaşılması bilişsel gelişime bağlıdır; okul öncesi çocuk ölümün geri dönüşsüz olduğunu kavrayamaz.
  • Çocuklar sık sık kendilerini suçlar: "kızdığım için oldu" düşüncesi bu yaş grubunda yaygındır ve mutlaka açıkça ele alınmalıdır.
  • Uzun süren işlevsellik kaybı, gerileme, ölüm isteği ifadeleri ya da sürekli bedensel yakınmalar uzman değerlendirmesi gerektirir.

Çocuklar Ölümü Nasıl Anlar?

Ölüm kavramının dört bileşeni vardır: geri dönüşsüzlük, işlevlerin durması, evrensellik (herkes ölür) ve nedensellik. Bu bileşenlerin kavranması yaşla gelişir.

0-2 Yaş

Bebek ölümü kavramsal olarak anlamaz ancak bakım veren kişinin yokluğunu ve evdeki duygusal iklimi hisseder. Tepkisi bedenseldir: uyku ve beslenme düzeninde bozulma, huzursuzluk, ayrılmaya karşı artan tepki.

Bu dönemde yapılacak şey açıklamak değil, rutini korumak ve bakım veren kişiyi sabit tutmaktır.

2-5 Yaş

Çocuk ölümün geri dönüşsüz olduğunu kavrayamaz. "Ne zaman gelecek?" sorusunu defalarca sorması inat değil, bilişsel bir sınırdır. Aynı soruyu her sorduğunda sabırla aynı yanıtı almaya ihtiyaç duyar.

Bu yaşta büyülü düşünce belirgindir: çocuk kendi düşüncelerinin olayları etkilediğine inanır. Bu nedenle "ben kızmıştım, o yüzden öldü" gibi bir suçluluk kurabilir.

6-11 Yaş

Ölümün geri dönüşsüz ve evrensel olduğu kavranır. Bu kavrayışla birlikte kaygı da gelir: anne babasının da ölebileceğini fark eder, ayrılık kaygısı artabilir, uykuya dalmakta zorlanabilir.

Bu yaşta çocuk ölüm hakkında somut ve ayrıntılı sorular sorar: bedene ne oluyor, acıyor mu, mezarda ne var. Bu sorular meraktır, patolojik değildir ve dürüstçe yanıtlanmalıdır.

Ergenlik

Ergen ölümü yetişkin gibi kavrar ancak duygusal tepkisi daha yoğundur. Yasını yetişkinlerden gizleme, arkadaş grubuna yönelme ya da tam tersine tamamen içe kapanma görülebilir. Bu dönemde varoluşsal sorgulamalar, adalet ve anlam arayışı öne çıkar.

Ölümü Anlatırken Neye Dikkat Edilmeli?

Açık ve Somut Dil Kullanın

"Öldü" kelimesini kullanmak zor gelir ama doğrusu budur. Örtmeceler çocukta yanlış anlamalar ve yeni korkular yaratır:

  • "Uyudu" → uykudan korkmaya başlayabilir
  • "Kayboldu" → kaybolma korkusu; kendisinin de kaybolabileceği kaygısı
  • "Bizi bıraktı gitti" → terk edilme duygusu, öfke
  • "Uzun bir yolculuğa çıktı" → geri dönmesini beklemek
  • "Allah onu çok sevdiği için yanına aldı" → sevilmenin tehlikeli olduğu düşüncesi

Bunun yerine somut açıklama: "Dedenin kalbi çalışmayı durdurdu. Bedeni artık çalışmıyor. Bu geri dönmez, dedeyi bir daha göremeyeceğiz."

Kim, Ne Zaman, Nerede Söylemeli?

Haberi çocuğa yakın olduğu bir yetişkin vermelidir; mümkünse ebeveyn. Tanıdık ve güvenli bir ortamda, çocuğun ağlayabileceği, soru sorabileceği bir zamanda söylenmelidir — okula gitmeden hemen önce ya da yatma saatinde değil.

Ertelemek işe yaramaz. Çocuk gerçeği başkasından, kulak misafiri olarak ya da sosyal medyadan öğrendiğinde güven zedelenir.

Sorularına Dürüst Yanıt Verin

Çocuk aynı soruyu tekrar tekrar sorabilir. Bu, cevabı anlamadığı için değil, gerçeği sindirme biçimidir.

Bilmediğiniz bir soruya "bilmiyorum" demek uygundur. "Ölünce ne oluyor" gibi sorulara ailenin inanç dünyasına uygun, ancak korkutucu olmayan bir çerçeve sunulabilir.

Kaçınılması Gereken Cümleler

İyi niyetle kurulan bazı cümleler çocuğa yardımcı olmaz:

  • "Artık evin erkeği sensin" / "Annene sen bakacaksın" — Çocuğa taşıyamayacağı bir sorumluluk yükler ve kendi yasını ertelemesine yol açar.
  • "Ağlama, güçlü ol" — Duygunun bastırılması gerektiğini öğretir.
  • "Daha iyi bir yerde" — Çocuk bunu "o hâlde neden üzülüyoruz" diye okuyabilir.
  • "Unutacaksın, zamanla geçer" — Çocuğun o anki acısını geçersiz kılar.

Bunların yerine duyguyu adlandıran ve yanında olduğunuzu bildiren cümleler işe yarar: "Çok üzüldüğünü biliyorum. Ben buradayım."

Kendi Yasınızı Gizlemeyin

Ebeveynin ağladığını görmek çocuğa zarar vermez; aksine üzülmenin normal olduğunu öğretir. Duygunun adını koymak yararlıdır: "Ağlıyorum çünkü dedeni çok özledim. Üzülmek normal."

Gizlenen yas, çocuğa duygularını da gizlemesi gerektiğini öğretir.

Çocuklarda Yas Nasıl Görünür?

Çocuk yası yetişkin yasından farklıdır ve aileler bu farkı çoğu zaman yanlış okur.

Kesintili Yas

Çocuk bir an ağlar, hemen ardından oyuna döner. Bu, üzülmediği ya da unuttuğu anlamına gelmez. Çocuklar yoğun duyguyu kesintisiz taşıyamaz; küçük parçalar hâlinde işler. Oyun, bu işlemenin en önemli aracıdır.

Olağan Tepkiler

  • Üzüntü, ağlama nöbetleri, öfke patlamaları
  • Ayrılık kaygısı: ebeveynin yanından ayrılmak istememe
  • Uyku sorunları, kâbuslar
  • Gerileme: alt ıslatma, bebeksi konuşma, parmak emme
  • Okul performansında geçici düşüş, dikkat dağınıklığı
  • Bedensel yakınmalar: karın ağrısı, baş ağrısı
  • Ölen kişiyle ilgili tekrarlayan oyunlar veya sorular
  • Ölen kişiyi gördüğünü ya da sesini duyduğunu söyleme

Bu tepkilerin tamamı yas sürecinin olağan parçasıdır ve çoğu haftalar içinde şiddetini yitirir. Ailenin bunları hastalık belirtisi olarak okumaması, gereksiz kaygıyı önler.

Suçluluk ve Kendini Sorumlu Tutma

Çocukların önemli bir bölümü ölümden kendini sorumlu tutar. "Sözünü dinlemediğim için", "hasta olduğunda onu ziyaret etmediğim için", "bir kere ona kızdığım için" gibi düşünceler yaygındır.

Bu düşünce çocuk tarafından dile getirilmeyebilir. Bu nedenle beklenmeden, doğrudan söylenmelidir: "Bunun olmasında senin hiçbir suçun yok. Kimsenin düşüncesi ya da kızgınlığı birinin ölmesine sebep olamaz."

Kardeş Kaybı

Kardeş kaybı çocuk için en karmaşık yas biçimlerinden biridir ve çoğu zaman gözden kaçar. Ailenin tüm dikkati kaybedilen çocuğa ve ebeveynlerin yasına yöneldiğinde, hayatta kalan kardeş sessizce geri çekilir.

Bu çocuklarda iki duygu sık görülür. Birincisi hayatta kalma suçluluğudur: "neden o değil de ben" düşüncesi. İkincisi, ebeveynlerini üzmemek için kendi yasını bastırmaktır; çocuk "güçlü olan" rolüne yerleşir.

Kardeşini kaybeden çocuğa ayrıca ve doğrudan alan açılmalıdır. Ailenin, kendi acısı içinde bile bu çocuğun yasını sorması belirleyicidir.

Evcil Hayvan Kaybı

Pek çok çocuk için ilk ölüm deneyimi bir evcil hayvanın ölümüdür. Bu kayıp küçümsenmemelidir; çocuk için gerçek bir yastır ve aynı zamanda ölüm kavramını öğrendiği ilk derstir.

Hemen yeni bir hayvan almak, iyi niyetli olsa da yasın atlanmasına yol açar. Önce veda edilmesi, üzülmeye izin verilmesi ve ancak sonrasında yeni bir hayvanın konuşulması daha sağlıklıdır.

Cenaze ve Veda

Çocuğun cenazeye katılıp katılmayacağı sık sorulan bir sorudur. Genel yaklaşım şudur: çocuğa seçenek sunulur, zorlanmaz.

Katılacaksa ne göreceği önceden anlatılmalıdır: kimler olacak, insanlar ağlayacak, tabut nasıl görünüyor, ne kadar sürecek. Hazırlıksız bir çocuk için cenaze travmatik olabilir; hazırlanmış bir çocuk içinse vedalaşmanın bir parçasıdır.

Çocuğun yanında, gerektiğinde onu ortamdan çıkarabilecek tanıdık bir yetişkin bulunmalıdır.

Cenazeye katılmayan ya da katılamayan çocuk için başka veda yolları kurulabilir: mektup yazmak, resim çizmek, anı kutusu hazırlamak, bir fidan dikmek.

Bağı Sürdürmek

Yasın hedefi ölen kişiyi unutmak değildir. Çağdaş yas anlayışı, kişiyle bağın yeni bir biçimde sürdürülmesini sağlıklı kabul eder.

Çocuk için bu bağ somut araçlarla kurulabilir: anı kutusu hazırlamak, birlikte çekilmiş fotoğrafları bir albümde toplamak, ölen kişiye mektup yazmak, onun sevdiği bir yemeği yapmak, doğum gününde mum yakmak.

Bu ritüeller yası uzatmaz; aksine çocuğa duygusunu ifade edebileceği öngörülebilir bir alan verir.

Yıl Dönümleri ve Özel Günler

Yas takvimle ilerlemez. Ölüm yıl dönümü, doğum günleri, bayramlar, anneler ve babalar günü, okulun ilk günü gibi zamanlarda tepkiler yeniden yoğunlaşabilir.

Bu geri dönüşler sürecin bozulduğu anlamına gelmez. Aileyi hazırlıklı olmaya davet eden doğal duraklardır. Bu günlerin önceden konuşulması ve nasıl geçirileceğinin çocukla birlikte planlanması, günü sürpriz bir çöküş olmaktan çıkarır.

Ne Zaman Uzman Desteği Gerekir?

Yas bir hastalık değildir ve çoğu çocuk aile desteğiyle bu süreci atlatır. Ancak aşağıdaki durumlarda bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurulmalıdır:

  • Belirtiler altı ayı aşmış ve şiddeti azalmıyorsa
  • Çocuk okula gidemiyor, arkadaşlarından tamamen kopmuşsa
  • Ölüm isteği ya da kendine zarar verme düşüncesi dile getiriyorsa
  • Gerileme belirtileri uzun süredir devam ediyorsa
  • Sürekli bedensel yakınmalar varsa ve tıbbi neden bulunamıyorsa
  • Ölen kişinin öldüğünü kabul etmiyorsa
  • Suçluluk düşüncesi ısrarlı ve yatıştırılamıyorsa
  • Ölüm travmatik bir olayla gerçekleştiyse (kaza, intihar, şiddet, afet)
  • Ölen kişi anne, baba ya da kardeşse

Son iki madde özellikle önemlidir: travmatik kayıplarda ve birinci derece yakın kayıplarında erken değerlendirme önerilir.

Tedavi Yaklaşımları

Yas Odaklı Psikoterapi

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun Ankara'daki muayenehanesinde çocuklarda yas çalışması çoğunlukla oyun, resim ve hikâye üzerinden yürütülür. Amaç yası ortadan kaldırmak değil, çocuğun duygusunu ifade edebileceği güvenli bir alan açmak ve kaybı anlamlandırmasına eşlik etmektir.

Travmatik Yas

Ölüm ani, şiddetli ya da tanık olunan bir olayla gerçekleştiyse tablo travmatik yasa dönüşebilir. Bu durumda çocuk kaybı düşünemez hâle gelir; her hatırlama travmatik sahneyi geri getirir. Travma odaklı bilişsel davranışçı terapi bu tabloda etkili bir yaklaşımdır.

Aile Çalışması

Ebeveynin kendi yası, çocuğa verilebilecek desteği doğrudan belirler. Bu nedenle aile görüşmeleri sürecin ayrılmaz parçasıdır. Yas tutan bir ebeveynin de desteğe ihtiyacı olabilir ve bunu kabul etmek çocuğa yardımın önkoşuludur.

İlaç Tedavisi

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun yaklaşımında yasın kendisi için ilaç kullanılmaz. İlaç tedavisi, yasa eklenen belirgin bir depresyon, kaygı bozukluğu ya da travma sonrası stres bozukluğu varsa gündeme gelir.

Ebeveyn Kaybı: Özel Bir Durum

Anne ya da baba kaybı, çocukluk çağının en ağır yaşam olaylarından biridir ve diğer kayıplardan farklı ele alınmalıdır.

Bu çocuklarda iki temel ihtiyaç öne çıkar. Birincisi güvenlik duygusunun yeniden kurulmasıdır: çocuk kendisine kimin bakacağını, hayatının nasıl devam edeceğini somut olarak bilmek ister. "Sana ben bakacağım, okuluna devam edeceksin, bu evde kalacağız" gibi net cümleler, soyut tesellilerden çok daha yatıştırıcıdır.

İkincisi rutinin korunmasıdır. Kayıptan sonraki dönemde okul, uyku ve beslenme düzeninin mümkün olduğunca sabit tutulması, çocuğa dünyanın tamamen dağılmadığı mesajını verir.

Bu çocuklarda sağ kalan ebeveynin kendi yası da belirleyicidir. Ebeveyn çökmüş durumdaysa çocuk çoğu zaman rol değiştirir ve onu koruma görevini üstlenir. Bu durum kısa vadede işlevsel görünse de çocuğun kendi yasını erteletir. Bu nedenle sağ kalan ebeveynin desteklenmesi, çocuğa yardımın doğrudan parçasıdır.

Okulun Rolü

Ailenin onayıyla okulla kurulan iletişim önemlidir. Öğretmenin durumdan haberdar olması, çocuğun dalgınlığını ya da öfkesini disiplin sorunu olarak okumasını önler.

Okulla paylaşılacak şey ayrıntı değil, çerçevedir: ne olduğu, çocuğun neye ihtiyaç duyabileceği ve zorlandığında kime başvurabileceği. Ankara'daki okullarda rehberlik servisiyle kurulan bu iletişim, özellikle çocuğun okula dönüşünün ilk haftalarında belirleyici olmaktadır. Sınıf önünde konuyu açmak ya da çocuğu özel muameleye tabi tutmak genellikle yardımcı olmaz.

Uzman Görüşü

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre çocuklarda yas başvurularında en sık karşılaşılan durum, ailenin çocuğu korumak amacıyla gerçeği sakladığı ve çocuğun bunu zaten sezdiği bir tablodur. Söylenmeyen şey çocuğu korumaz; yalnızca yalnız bırakır.

Ankara'da yürütülen görüşmelerdeki klinik deneyim, gerçeği açık bir dille öğrenen çocukların yası daha sağlıklı işlediğini göstermektedir. Belirsizlik, çocuğun kendi kurduğu senaryolarla dolar ve bu senaryolar gerçekten daha ağır olabilir.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu ayrıca ebeveynin kendi yasını gizlemesinin yaygın bir hata olduğunu vurgular. Ağlayan bir ebeveyn çocuğa zarar vermez; duygunun yaşanabilir olduğunu öğretir. Gizlenen yas ise çocuğa duygusunu saklaması gerektiğini öğretir.

Bir diğer önemli nokta, yasın takvimle ilerlemediğidir. Yıl dönümleri, doğum günleri ve bayramlar tepkileri yeniden yoğunlaştırabilir. Bu geri dönüşler süreç bozulduğu anlamına gelmez.

Ankara'da Değerlendirme ve Randevu Süreci

Ankara'da yas nedeniyle yapılan başvurular genellikle kayıptan birkaç ay sonra, aile çocuğun tepkilerinin azalmadığını fark ettiğinde gerçekleşir. Travmatik kayıplarda ise erken başvuru önerilir; beklemek gerekmez.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun Ankara'daki muayenehanesinde değerlendirme, kaybın nasıl gerçekleştiği ve çocuğa nasıl aktarıldığıyla başlar. Çocuğun ne bildiği, ne anladığı ve kendini sorumlu tutup tutmadığı ayrıca ele alınır. Ardından uyku, iştah, okul işlevselliği ve bedensel yakınmalar taranır. Ankara'daki başvurularda sık görülen bir durum, ailenin çocuğun tepkilerini kayıpla ilişkilendirmemesidir; okul başarısındaki düşüş ya da öfke patlamaları ayrı bir sorun sanılarak gelinir.

Ailenin kendi yas süreci de değerlendirmenin parçasıdır. Ankara'daki görüşmelerde ebeveynin desteklenmesi, çocuğa verilebilecek yardımın önkoşulu olarak ele alınır.

Ankara'da çocuğunuzun yas süreci için destek arıyorsanız, psikoterapi hizmeti sayfamızı inceleyebilir ve randevu talebi oluşturabilirsiniz.

Özetle

Çocuklar yası yetişkinlerden farklı yaşar: kesintili, dalgalı ve oyunla iç içe. Oynaması üzülmediği anlamına gelmez.

Ölüm gerçeği yaşa uygun ama açık bir dille anlatılmalı, örtmecelerden kaçınılmalıdır. Çocuğun kendini suçlayıp suçlamadığı beklenmeden, doğrudan sorulmalıdır.

Yas bir hastalık değildir ve çoğu çocuk aile desteğiyle atlatır. Belirtilerin altı ayı aşması, işlevsellikte belirgin kayıp, ölüm isteği ifadeleri ya da travmatik bir kayıp söz konusuysa bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurulmalıdır.

Travma sonrası stres bozukluğunun belirtileri ve tedavisi için travma sonrası stres bozukluğu rehberimize bakabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Ölümü çocuğa nasıl anlatmalıyım?

Yaşa uygun ama açık bir dille. 'Öldü' kelimesini kullanmak zor gelir ancak doğrusu budur. Somut bir açıklama yapın: 'Dedenin kalbi çalışmayı durdurdu. Bedeni artık çalışmıyor. Bu geri dönmez.' Haberi çocuğa yakın olduğu bir yetişkin, tanıdık ve güvenli bir ortamda, çocuğun ağlayabileceği ve soru sorabileceği bir zamanda vermelidir.

'Uyudu' veya 'bizi bıraktı gitti' demek neden yanlış?

Örtmeceler çocukta yanlış anlamalar ve yeni korkular yaratır. 'Uyudu' diyen bir çocuk uykudan korkmaya başlayabilir; 'kayboldu' kaybolma korkusu yaratır; 'bizi bıraktı gitti' terk edilme duygusu ve öfke doğurur; 'uzun bir yolculuğa çıktı' çocuğun geri dönmesini beklemesine yol açar.

Çocuğum ağladıktan hemen sonra oyuna dönüyor, üzülmüyor mu?

Bu tamamen olağandır ve çocuk yasının en tipik özelliğidir. Çocuklar yoğun duyguyu kesintisiz taşıyamaz; küçük parçalar hâlinde işler. Oyun bu işlemenin en önemli aracıdır. Oynaması üzülmediği ya da unuttuğu anlamına gelmez.

Çocuğum kendini suçluyor, ne yapmalıyım?

Çocukların önemli bir bölümü ölümden kendini sorumlu tutar; özellikle 2-5 yaş arasında büyülü düşünce nedeniyle 'ben kızdığım için oldu' gibi bir suçluluk kurabilir. Bu düşünce dile getirilmeyebilir, bu yüzden beklenmeden doğrudan söylenmelidir: 'Bunun olmasında senin hiçbir suçun yok. Kimsenin düşüncesi birinin ölmesine sebep olamaz.'

Çocuğumu cenazeye götürmeli miyim?

Genel yaklaşım çocuğa seçenek sunmak, zorlamamaktır. Katılacaksa ne göreceği önceden anlatılmalıdır: kimler olacak, insanlar ağlayacak, tabut nasıl görünüyor, ne kadar sürecek. Yanında, gerektiğinde onu ortamdan çıkarabilecek tanıdık bir yetişkin bulunmalıdır. Katılmayan çocuk için mektup yazma, resim çizme veya anı kutusu gibi başka veda yolları kurulabilir.

Çocuğumun yanında ağlamalı mıyım?

Ebeveynin ağladığını görmek çocuğa zarar vermez; aksine üzülmenin normal olduğunu öğretir. Duygunun adını koymak yararlıdır: 'Ağlıyorum çünkü dedeni çok özledim. Üzülmek normal.' Gizlenen yas ise çocuğa duygularını da gizlemesi gerektiğini öğretir.

Hangi tepkiler olağan, hangileri endişe verici?

Üzüntü, öfke patlamaları, ayrılık kaygısı, uyku sorunları, gerileme (alt ıslatma, bebeksi konuşma), okul performansında geçici düşüş ve bedensel yakınmalar olağandır; çoğu haftalar içinde şiddetini yitirir. Belirtiler altı ayı aşıyor, azalmıyor, çocuk okula gidemiyor, ölüm isteği dile getiriyor veya suçluluk yatıştırılamıyorsa uzman değerlendirmesi gerekir.

Kardeşini kaybeden çocuk için ne yapmalıyım?

Kardeş kaybı en karmaşık yas biçimlerinden biridir ve çoğu zaman gözden kaçar. Ailenin dikkati kaybedilen çocuğa ve ebeveyn yasına yönelirken hayatta kalan kardeş sessizce geri çekilir. Bu çocuklarda hayatta kalma suçluluğu ve kendi yasını bastırma sıktır. Ona ayrıca ve doğrudan alan açılmalı, yası sorulmalıdır.

Evcil hayvan ölümü de yas sayılır mı?

Evet. Pek çok çocuk için ilk ölüm deneyimi bir evcil hayvanın ölümüdür ve bu gerçek bir yastır. Küçümsenmemelidir. Hemen yeni bir hayvan almak, iyi niyetli olsa da yasın atlanmasına yol açar. Önce veda edilmesi, üzülmeye izin verilmesi ve sonrasında yeni bir hayvanın konuşulması daha sağlıklıdır.

Yıl dönümlerinde tepkiler yeniden artıyor, normal mi?

Evet. Yas takvimle ilerlemez. Ölüm yıl dönümü, doğum günleri, bayramlar ve okulun ilk günü gibi zamanlarda tepkiler yeniden yoğunlaşabilir. Bu geri dönüşler sürecin bozulduğu anlamına gelmez. Bu günlerin önceden konuşulması ve çocukla birlikte planlanması, günü sürpriz bir çöküş olmaktan çıkarır.

Kaynakça

  1. Worden, J. W. (1996). Children and Grief: When a Parent Dies. Guilford Press.
  2. Cohen, J. A., Mannarino, A. P., & Deblinger, E. (2017). Treating Trauma and Traumatic Grief in Children and Adolescents (2nd ed.). Guilford Press.
  3. Speece, M. W., & Brent, S. B. (1984). Children's Understanding of Death: A Review of Three Components of a Death Concept. Child Development, 55(5), 1671-1686.
  4. Dowdney, L. (2000). Annotation: Childhood Bereavement Following Parental Death. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 41(7), 819-830.
  5. Melhem, N. M., Porta, G., Shamseddeen, W., Walker Payne, M., & Brent, D. A. (2011). Grief in Children and Adolescents Bereaved by Sudden Parental Death. Archives of General Psychiatry, 68(9), 911-919.
  6. Kaplow, J. B., Layne, C. M., Pynoos, R. S., Cohen, J. A., & Lieberman, A. (2012). DSM-V Diagnostic Criteria for Bereavement-Related Disorders in Children and Adolescents. Psychiatry, 75(3), 243-266.
  7. Klass, D., Silverman, P. R., & Nickman, S. L. (1996). Continuing Bonds: New Understandings of Grief. Taylor & Francis.
  8. Christ, G. H., & Christ, A. E. (2006). Current Approaches to Helping Children Cope with a Parent's Terminal Illness. CA: A Cancer Journal for Clinicians, 56(4), 197-212.
  9. American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed., text rev.). DSM-5-TR.
YasKayıpÖlümü AnlatmakÇocuk Psikiyatrisi
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Doçent, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi. 15+ yıl klinik deneyim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Türk Psikiyatri Derneği üyesi.

Tam Profili Görüntüle
Bilimin Işığında, Şefkatle

Her Çocuk Anlaşılmayı Hak Eder

Ruh sağlığı yolculuğunda ailenizle birlikte yürüyoruz. Kanıta dayalı tedavi yöntemleri ve empatik yaklaşımımızla çocuğunuzun yanındayız.