
Uzman denetiminde kullanılan uyarıcılar bağımlılık yapmaz; tedavi edilmemiş DEHB'nin kendisi ileride madde kullanımı riskini artıran bir etkendir. Kararı doğru bilgiyle vermek gerekir.
Çocuğuna DEHB tanısı konulan ailelerin çoğu aynı cümleyle gelir: "İlaç vermek istemiyorum." Bu tereddüt anlaşılırdır. İnternette dolaşan bilgi kirliliği, "uyuşturucu", "bağımlılık yapar", "çocuğu robotlaştırır" gibi ifadelerle ailelerin kaygısını besler.
Bu yazı, DEHB ilaç tedavisi hakkında bilinmesi gerekenleri kanıta dayalı biçimde ele alır: ilaçlar nasıl çalışır, hangi yan etkiler görülür ve nasıl yönetilir, bağımlılık yapar mı, ne kadar süre kullanılır ve ilaç dışında neler yapılabilir.
Amaç ilaç kullanımına ikna etmek değil; kararınızı doğru bilgiyle vermenizi sağlamaktır. İlaç kullanmamak da meşru bir tercihtir, ancak bu tercihin de sonuçları vardır ve karar verirken her iki tarafın da bilinmesi gerekir.
Önemli Noktalar
- İlaç tedavisi DEHB'nin tek tedavisi değildir; davranışsal ebeveyn eğitimi, okul düzenlemeleri ve gerektiğinde terapi ile birlikte yürütülür.
- Uyarıcı ilaçlar DEHB'de etkinliği en iyi gösterilmiş tedavilerden biridir; çocukların büyük bölümünde belirgin düzelme sağlar.
- Uzman denetiminde, tanı konulmuş çocukta kullanılan uyarıcılar bağımlılık yapmaz. Aksine, tedavi edilmemiş DEHB ileride madde kullanımı riskini artırır.
- En sık yan etkiler iştah azalması ve uykuya dalmada gecikmedir; ikisi de doz ve zamanlama ayarıyla büyük ölçüde yönetilebilir.
- İlaç kişiliği değiştirmez. Çocuk "sönükleşiyorsa" doz yüksektir ve ayarlanması gerekir.
İlaç Ne Zaman Gündeme Gelir?
İlaç kararı tanı konulur konulmaz otomatik olarak verilmez. Belirleyici olan belirtilerin varlığı değil, işlevsellikteki bozulmanın derecesidir.
Altı yaş altındaki çocuklarda ilk basamak davranışsal ebeveyn eğitimidir; ilaç ancak bu yaklaşım yetersiz kaldığında ve belirtiler belirgin biçimde işlevselliği bozuyorsa düşünülür.
Okul çağındaki çocuklarda tablo farklıdır. Belirtiler akademik başarıyı, akran ilişkilerini ve öz saygıyı belirgin biçimde etkiliyorsa, ilaç tedavisi davranışsal yaklaşımlarla birlikte önerilir.
Karar Nasıl Verilir?
Karar üç bileşenle alınır: belirtilerin şiddeti, işlevsellikteki kayıp ve ailenin bilgilendirilmiş tercihi. Çocuğun kendi görüşü de yaşına uygun biçimde sürece dâhil edilir.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun Ankara'daki muayenehanesinde bu karar tek bir görüşmede alınmaz; aileye düşünmek ve soru sormak için zaman tanınır.
DEHB İlaçları Nasıl Çalışır?
DEHB'de beynin dikkat, dürtü kontrolü ve planlamadan sorumlu bölgelerinde — özellikle prefrontal korteks — dopamin ve noradrenalin iletiminde yetersizlik bulunur.
İlaçlar bu iletimi düzenler. Yani çocuğu sakinleştirmez ya da uyuşturmaz; beynin zaten yapmaya çalıştığı işi yapabilmesini sağlar. Bu nedenle uygun dozda ilaç alan çocuk "uyuşuk" değil, daha toparlanmış görünür.
İki Ana Grup
Uyarıcılar (stimulanlar): Metilfenidat ve amfetamin türevleri. Etkinliği en yüksek gruptur ve ilk tercih edilir. Etkisi hızlı başlar — genellikle ilk günden itibaren görülür.
Uyarıcı olmayanlar: Atomoksetin, guanfasin gibi ilaçlar. Etkileri daha yavaş başlar (birkaç hafta), ancak gün boyu süreklidir. Uyarıcıların tolere edilemediği, tik bozukluğu veya belirgin kaygının eşlik ettiği durumlarda tercih edilir.
Kısa ve Uzun Etkili Formlar
Uyarıcıların kısa etkili formu 3-4 saat, uzun etkili formu 8-12 saat etki gösterir. Uzun etkili formlar okul gününü kapsadığı için günde tek doz yeterlidir; bu hem okulda ilaç almayı gereksiz kılar hem de çocuğun mahremiyetini korur.
Doz Nasıl Belirlenir?
DEHB ilaçlarında doz, çocuğun kilosuna göre otomatik hesaplanmaz. Her çocuğun yanıtı farklıdır; bu nedenle düşük dozla başlanır ve kademeli olarak artırılır.
Hedef, belirtilerde en iyi düzelmenin en az yan etkiyle sağlandığı dozdur. Bu noktaya ulaşmak birkaç hafta sürebilir ve bu süre boyunca ailenin geri bildirimi belirleyicidir: hangi saatlerde etki başlıyor, ne zaman geçiyor, okulda ve evde ne değişti.
Bu nedenle tedavinin ilk döneminde günlük kısa notlar tutmak — uyku, iştah, ödev süresi, öfke patlaması sayısı — doz ayarını belirgin biçimde kolaylaştırır.
Yan Etkiler ve Yönetimi
Yan etkilerin çoğu ilk haftalarda görülür, doza bağlıdır ve yönetilebilir.
İştah Azalması
En sık görülen yan etkidir. İlacın etkili olduğu saatlerde çocuk acıkmaz.
Yönetimi: Kahvaltıyı ilaçtan önce yapmak, akşam yemeğini ilacın etkisi geçtikten sonraya almak, gün içinde yüksek kalorili küçük ara öğünler sunmak. Kilo ve boy her kontrolde takip edilir; büyüme eğrisinde belirgin sapma olursa doz gözden geçirilir ya da ilaç tatili düşünülür.
Uykuya Dalmada Gecikme
İkinci en sık yan etkidir.
Yönetimi: Dozu sabaha çekmek, uzun etkili formu daha erken saatte vermek, akşam ekran kullanımını sınırlamak ve uyku hijyenini düzenlemek. Bu düzenlemeler çoğu olguda yeterlidir.
Baş Ağrısı ve Karın Ağrısı
Genellikle ilk günlerde görülür ve kendiliğinden geçer. İlacı tok karnına almak ve gün içinde su tüketimini artırmak yardımcı olur.
Geri Tepme (Rebound)
İlacın etkisi geçerken, genellikle akşamüstü, belirtilerde geçici bir artış ve huzursuzluk görülebilir. Uzun etkili forma geçiş ya da akşamüstü küçük bir ek doz bu tabloyu yönetir.
Duygudurum Değişiklikleri
Bazı çocuklarda ağlamaklılık, sinirlilik ya da içe kapanma görülebilir. Çocuk sönük, tepkisiz ya da "kendisi gibi değil" görünüyorsa bu bir yan etkidir ve mutlaka bildirilmelidir. Doğru doz, çocuğun kişiliğini değiştirmez.
Tikler
Var olan tikler ilaçla artabilir. Tik bozukluğu bulunan çocuklarda uyarıcı olmayan seçenekler tercih edilebilir.
Nabız ve Tansiyon
Uyarıcılar nabzı ve tansiyonu hafif yükseltebilir; bu artış çoğu çocukta klinik olarak anlamsız düzeydedir ancak yine de izlenir. Bu nedenle tedavi öncesinde kalp hastalığı öyküsü ve ailede ani ölüm öyküsü sorgulanır; kontrollerde nabız ve tansiyon ölçülür.
Yan Etki Görülürse Ne Yapmalı?
İlaç kendi başınıza kesilmemelidir. Çoğu yan etki doz, zamanlama ya da form değişikliğiyle yönetilebilir; ilacı bırakmak çoğu zaman gerekmez.
Hemen bildirilmesi gereken durumlar: göğüs ağrısı, çarpıntı, bayılma, görme değişiklikleri, aşırı huzursuzluk, ciddi duygudurum değişiklikleri veya kendine zarar verme düşüncesi.
Bunlar dışındaki yan etkiler bir sonraki kontrolde ele alınabilir; ancak çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa beklenmemelidir.
En Sık Sorulan Endişeler
"Bağımlılık Yapar mı?"
Hayır. Tanı konulmuş çocukta, uzman denetiminde, ağızdan ve önerilen dozda kullanılan uyarıcılar bağımlılık yapmaz.
Dahası, araştırmalar tam tersini göstermektedir: tedavi edilen DEHB'de ileride madde kullanımı riski, tedavi edilmeyene göre daha düşüktür. Tedavi edilmemiş DEHB'nin kendisi, dürtüsellik ve öz saygı sorunları üzerinden riski artıran bir etkendir.
"Çocuğumun Kişiliğini Değiştirir mi?"
Hayır. Uygun dozda ilaç, çocuğu daha sakin ama aynı çocuk olarak bırakır. Neşesi, mizahı ve ilgileri yerinde kalır.
Çocuk sönükleştiyse, az konuşuyorsa ya da duygusal tepkisi azaldıysa bu doz fazlalığının işaretidir ve düzeltilmelidir. Bu bir yan etkidir, tedavinin kaçınılmaz sonucu değil.
"Boyunu Kısaltır mı?"
Uzun süreli uyarıcı kullanımında büyümede hafif bir yavaşlama bildirilmiştir; etki küçüktür ve genellikle geri dönüşlüdür. Bu nedenle her kontrolde boy ve kilo ölçülür, büyüme eğrisi izlenir.
Belirgin sapma görülürse doz azaltılır, ilaç değiştirilir ya da tatil planlanır.
"İlacı Unutursak Ne Olur?"
Uyarıcılar vücutta birikmez; etkileri alındıkları gün içinde başlar ve biter. Bir dozun atlanması tehlikeli değildir, o gün belirtiler eski hâline döner.
Atlanan doz, gün içinde geç saatte fark edilmişse alınmamalıdır; uykuyu bozar. Ertesi gün olağan düzene devam edilir.
Uyarıcı olmayan ilaçlarda durum farklıdır: bunlar düzenli kullanımla etki gösterir, atlanan dozlar etkinliği düşürür.
"Ömür Boyu mu Kullanacak?"
Hayır. Tedavi süresi belirtilere ve işlevselliğe göre belirlenir, yıllık olarak gözden geçirilir. Bazı çocuklarda ergenlikte belirtiler azalır ve ilaç bırakılabilir; bazılarında erişkinlikte de sürer.
Karar her yıl yeniden verilir; bir kez başlandı diye sonsuza dek sürmez.
İlaç Tatili
İlaç tatili, hafta sonları ya da yaz tatilinde ilacın kesilmesidir. Rutin olarak önerilmez; duruma göre değerlendirilir.
Düşünülebileceği durumlar: Belirgin iştah azalması ve büyüme yavaşlaması, belirtilerin öncelikle akademik alanı etkilemesi.
Uygun olmadığı durumlar: Dürtüsellik ve davranış sorunlarının ön planda olması, kaza riski, akran ilişkilerinde belirgin zorlanma. Bu çocuklarda belirtiler hafta sonu da sürer ve tatil zarar verir.
Karar mutlaka hekimle birlikte alınmalıdır; aile kendi başına ilacı kesmemelidir. Tatil denenecekse bu dönemde belirtilerin nasıl seyrettiğinin not edilmesi, kararın bir sonraki yıl için daha sağlam verilmesini sağlar.
İlaç Tek Başına Yeterli mi?
Hayır. Araştırmalar en iyi sonucun ilaç ve davranışsal yaklaşımların birlikte uygulandığı durumda alındığını göstermektedir.
İlaç dikkati ve dürtü kontrolünü iyileştirir, ancak beceri öğretmez. Çocuğun ödev düzeni kurması, zaman yönetimi, organizasyon ve sosyal beceriler ayrıca çalışılmalıdır.
Davranışsal Ebeveyn Eğitimi
Ailenin tutarlı sınır koyma, olumlu davranışı pekiştirme ve çatışmayı tırmandırmadan yönetme becerilerini geliştirir. DEHB tedavisinin vazgeçilmez bileşenidir.
Okul Düzenlemeleri
Öğretmenle iş birliği, oturma düzeni, yönergelerin bölünmesi, ek süre ve görsel hatırlatıcılar akademik işlevselliği doğrudan destekler. Okulla iletişim tedavinin parçasıdır.
Eşlik Eden Tabloların Tedavisi
DEHB çoğu zaman tek başına görülmez. Öğrenme güçlüğü, kaygı bozukluğu, karşıt olma karşıt gelme bozukluğu, uyku bozukluğu ve tik bozukluğu sık eşlik eder.
Bu tabloların atlanması, DEHB ilacının "işe yaramadığı" izlenimi yaratır. Örneğin tanınmamış bir öğrenme güçlüğü varsa dikkat düzelse bile akademik başarı artmaz; aile ilacın etkisiz olduğunu düşünür.
Bu nedenle tedavi planı yalnızca DEHB'yi değil, eşlik eden tabloların tamamını kapsamalıdır.
Uyku, Beslenme ve Hareket
Düzenli uyku ve fiziksel aktivite dikkat üzerinde ölçülebilir olumlu etki gösterir. Bunlar ilacın yerini tutmaz ama etkisini destekler.
Ergenlikte Tedavi
Ergenlik döneminde iki yeni konu öne çıkar. Birincisi gencin kendi kararıdır: ergen ilacı kullanmak istemiyorsa zorlamak işe yaramaz. Bu dönemde ilacın ne işe yaradığı doğrudan gençle konuşulmalı, karar sürecine dâhil edilmelidir.
İkincisi ilacın başkasına verilmesi ya da satılmasıdır. Uyarıcılar denetimli ilaçlardır ve akranlar arasında sınav döneminde talep görebilir. Bu konunun gençle açıkça konuşulması ve ilacın erişiminin ailece düzenlenmesi önerilir.
Ayrıca ehliyet dönemi geldiğinde, tedavi edilmemiş DEHB'nin trafik kazası riskini artırdığı bilinmelidir; bu, tedavi kararını etkileyen önemli bir etkendir.
İzlem: Ne Sıklıkla Kontrol?
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun Ankara'daki muayenehanesinde tedavinin başlangıcında kontroller sıktır; doz ayarlanana kadar yakın izlem gerekir. Tablo oturduktan sonra aralıklar açılır.
Her kontrolde şunlar değerlendirilir: belirtilerdeki değişim, boy ve kilo, nabız ve tansiyon, uyku ve iştah, yan etkiler, okul geri bildirimi ve çocuğun kendi ifadesi.
Aile ve öğretmen tarafından doldurulan davranış ölçekleri, ilerlemeyi öznel izlenimden çıkarıp ölçülebilir hâle getirir. Ankara'daki izlem görüşmelerinde bu ölçeklerin düzenli tekrarlanması, doz kararlarının tahmine değil veriye dayanmasını sağlar.
Çocuğa İlacı Nasıl Anlatmalı?
Çocuğun ilacı neden kullandığını bilmesi, tedaviye uyumu doğrudan etkiler. Gizlemek ya da "vitamin" demek, çocuk gerçeği öğrendiğinde güveni zedeler.
Açıklama yaşa uygun ve suçlayıcı olmayan bir dille yapılmalıdır. Küçük çocuk için: "Beynin çok hızlı çalışıyor ve bazen durup düşünmek zorlaşıyor. Bu ilaç ona yardım ediyor, böylece istediğin şeyi daha kolay yapabiliyorsun."
Okul çağındaki çocuğa dikkat gözlüğü benzetmesi işe yarar: gözlük görmeyi kolaylaştırır ama gözü değiştirmez; ilaç da dikkati toplamayı kolaylaştırır, çocuğu değiştirmez.
Kaçınılması gereken çerçeve, ilacı bir ceza ya da "yaramazlık ilacı" gibi sunmaktır. Bu, çocuğun kendini kusurlu görmesine yol açar ve ilacı reddetmesine neden olur.
Ayrıca çocuğun ilacı okulda alması gerekiyorsa mahremiyeti korunmalıdır; uzun etkili formların bir avantajı da budur.
Uzman Görüşü
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre DEHB ilaç tedavisiyle ilgili başvurularda en sık karşılaşılan durum, ailenin internetten edindiği bilgiyle karar vermeye çalışmasıdır. Bu bilgi çoğunlukla uç örneklerden ve kişisel anlatılardan oluşur; kanıta dayalı verinin yerini tutmaz.
Ankara'da yürütülen görüşmelerdeki klinik deneyim, ailelerin endişelerinin açıkça konuşulduğu durumlarda tedaviye uyumun belirgin biçimde arttığını göstermektedir. Kaygının bastırılması değil, adının konulması işe yarar.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu ayrıca, ilaç kararının aileye dayatılmadığını vurgular. Aile hazır değilse önce davranışsal yaklaşımlarla başlanır ve tablo birlikte izlenir. İlaç, ailenin ikna edildiği değil, bilgilendirildiği bir karardır.
Bir diğer önemli nokta, tedavi edilmemenin de bir seçim olduğudur ve bunun da sonuçları vardır: akademik başarısızlık, akran sorunları, düşük öz saygı ve kaza riski. Karar verirken yalnızca ilacın risklerini değil, tedavisizliğin risklerini de tartmak gerekir.
Ankara'da Değerlendirme ve Randevu Süreci
Ankara'da DEHB ilaç tedavisiyle ilgili başvuruların önemli bir bölümü, tanı başka bir merkezde konulduktan sonra ikinci görüş almak amacıyla gerçekleşir. Bu talep meşrudur; ilaç kararı öncesinde tanının doğruluğundan emin olmak gerekir.
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu tarafından Ankara'da yürütülen değerlendirmede önce tanı gözden geçirilir: belirtiler birden fazla ortamda mı görülüyor, ne zaman başlamış, eşlik eden bir öğrenme güçlüğü, kaygı bozukluğu veya uyku sorunu var mı. Dikkat sorunu görünümü veren başka tablolar ayrıca elenir.
İlaç gündeme geldiğinde kalp hastalığı öyküsü, ailede ani ölüm öyküsü ve tik öyküsü sorgulanır; başlangıç boy, kilo, nabız ve tansiyon değerleri kaydedilir.
Ankara'daki ailelerin ilk randevuya gelirken getirmesi yararlı olanlar: okul gözlem formu ve öğretmen görüşü, karneler, varsa önceki değerlendirme raporları ve dikkat testleri, kullanılan ilaçların listesi.
Ankara'da çocuğunuzun DEHB değerlendirmesi ve tedavi planı için çocuk psikiyatrisi hizmeti sayfamızı inceleyebilir, randevu talebi oluşturabilirsiniz.
Özetle
DEHB ilaç tedavisi, etkinliği en iyi gösterilmiş tedavilerden biridir ancak tek başına bir çözüm değildir; davranışsal ebeveyn eğitimi ve okul düzenlemeleriyle birlikte yürütülmelidir.
Uzman denetiminde kullanılan uyarıcılar bağımlılık yapmaz; tedavi edilmemiş DEHB'nin kendisi ileride madde kullanımı riskini artıran bir etkendir.
En sık yan etkiler iştah azalması ve uykuya dalmada gecikmedir; ikisi de doz ve zamanlama ayarıyla yönetilebilir. Çocuk sönükleşiyorsa bu doz fazlalığının işaretidir, tedavinin kaçınılmaz sonucu değil.
Karar aileye dayatılmaz. Hem ilacın hem tedavisizliğin sonuçları tartılarak, bilgilendirilmiş biçimde verilir ve her yıl yeniden gözden geçirilir. Bir kez başlanması sonsuza dek sürmesi anlamına gelmez; bırakma kararı da izlemin doğal parçasıdır.
DEHB'nin belirtileri, alt tipleri ve tanı süreci hakkında ayrıntılı bilgi için DEHB rehberimize bakabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
DEHB ilaçları bağımlılık yapar mı?
Hayır. Tanı konulmuş çocukta, uzman denetiminde, ağızdan ve önerilen dozda kullanılan uyarıcılar bağımlılık yapmaz. Araştırmalar tam tersini göstermektedir: tedavi edilen DEHB'de ileride madde kullanımı riski, tedavi edilmeyene göre daha düşüktür. Tedavi edilmemiş DEHB'nin kendisi, dürtüsellik ve öz saygı sorunları üzerinden riski artıran bir etkendir.
İlaç çocuğumun kişiliğini değiştirir mi?
Hayır. Uygun dozda ilaç çocuğu daha sakin ama aynı çocuk olarak bırakır; neşesi, mizahı ve ilgileri yerinde kalır. Çocuk sönükleştiyse, az konuşuyorsa ya da duygusal tepkisi azaldıysa bu doz fazlalığının işaretidir ve düzeltilmelidir. Bu bir yan etkidir, tedavinin kaçınılmaz sonucu değil.
En sık görülen yan etkiler neler?
En sık iştah azalması ve uykuya dalmada gecikme görülür. İştah azalması için kahvaltıyı ilaçtan önce yapmak, akşam yemeğini etkisi geçtikten sonraya almak ve gün içinde yüksek kalorili ara öğünler sunmak işe yarar. Uyku için dozu sabaha çekmek ve akşam ekran kullanımını sınırlamak çoğu olguda yeterlidir. Ayrıca baş ağrısı, karın ağrısı ve akşamüstü geri tepme görülebilir.
İlaç boyunu kısaltır mı?
Uzun süreli uyarıcı kullanımında büyümede hafif bir yavaşlama bildirilmiştir; etki küçüktür ve genellikle geri dönüşlüdür. Bu nedenle her kontrolde boy ve kilo ölçülür, büyüme eğrisi izlenir. Belirgin sapma görülürse doz azaltılır, ilaç değiştirilir ya da ilaç tatili planlanır.
Ömür boyu mu kullanacak?
Hayır. Tedavi süresi belirtilere ve işlevselliğe göre belirlenir ve yıllık olarak gözden geçirilir. Bazı çocuklarda ergenlikte belirtiler azalır ve ilaç bırakılabilir; bazılarında erişkinlikte de sürer. Bir kez başlanması sonsuza dek sürmesi anlamına gelmez.
İlacı unutursak ne olur?
Uyarıcılar vücutta birikmez; etkileri alındıkları gün içinde başlar ve biter. Bir dozun atlanması tehlikeli değildir, o gün belirtiler eski hâline döner. Atlanan doz gün içinde geç saatte fark edilmişse alınmamalıdır, uykuyu bozar. Uyarıcı olmayan ilaçlarda durum farklıdır; bunlar düzenli kullanımla etki gösterir.
Hafta sonu ilaç vermesek olur mu?
İlaç tatili rutin olarak önerilmez, duruma göre değerlendirilir. Belirgin iştah azalması ve büyüme yavaşlaması varsa düşünülebilir. Ancak dürtüsellik ve davranış sorunları ön plandaysa, kaza riski varsa ya da akran ilişkilerinde belirgin zorlanma yaşanıyorsa uygun değildir; bu çocuklarda belirtiler hafta sonu da sürer. Karar mutlaka hekimle birlikte alınmalıdır.
İlaç tek başına yeterli mi?
Hayır. Araştırmalar en iyi sonucun ilaç ve davranışsal yaklaşımların birlikte uygulandığı durumda alındığını göstermektedir. İlaç dikkati ve dürtü kontrolünü iyileştirir ancak beceri öğretmez. Ödev düzeni, zaman yönetimi, organizasyon ve sosyal beceriler ayrıca çalışılmalı; davranışsal ebeveyn eğitimi ve okul düzenlemeleri eşlik etmelidir.
Çocuğuma ilacı nasıl anlatmalıyım?
Gizlemek ya da 'vitamin' demek, çocuk gerçeği öğrendiğinde güveni zedeler. Yaşa uygun ve suçlayıcı olmayan bir dil kullanın. Okul çağındaki çocuğa gözlük benzetmesi işe yarar: gözlük görmeyi kolaylaştırır ama gözü değiştirmez; ilaç da dikkati toplamayı kolaylaştırır, çocuğu değiştirmez. İlacı ceza ya da 'yaramazlık ilacı' gibi sunmaktan kaçının.
Yan etki görürsek ilacı kesebilir miyiz?
İlaç kendi başınıza kesilmemelidir. Çoğu yan etki doz, zamanlama ya da form değişikliğiyle yönetilebilir. Hemen bildirilmesi gereken durumlar: göğüs ağrısı, çarpıntı, bayılma, görme değişiklikleri, aşırı huzursuzluk, ciddi duygudurum değişiklikleri veya kendine zarar verme düşüncesi. Diğer yan etkiler bir sonraki kontrolde ele alınabilir.
Kaynakça
- MTA Cooperative Group. (1999). A 14-Month Randomized Clinical Trial of Treatment Strategies for Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder. Archives of General Psychiatry, 56(12), 1073-1086.
- Cortese, S., Adamo, N., Del Giovane, C., et al. (2018). Comparative Efficacy and Tolerability of Medications for ADHD in Children, Adolescents, and Adults: A Systematic Review and Network Meta-analysis. The Lancet Psychiatry, 5(9), 727-738.
- National Institute for Health and Care Excellence. (2018, updated 2019). Attention Deficit Hyperactivity Disorder: Diagnosis and Management. NICE Guideline NG87.
- Wolraich, M. L., Hagan, J. F., Allan, C., et al. (2019). Clinical Practice Guideline for the Diagnosis, Evaluation, and Treatment of ADHD in Children and Adolescents. Pediatrics, 144(4), e20192528.
- Chang, Z., Lichtenstein, P., Halldner, L., et al. (2014). Stimulant ADHD Medication and Risk for Substance Abuse. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 55(8), 878-885.
- Faraone, S. V., Biederman, J., Morley, C. P., & Spencer, T. J. (2008). Effect of Stimulants on Height and Weight: A Review of the Literature. Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 47(9), 994-1009.
- Chang, Z., Quinn, P. D., Hur, K., et al. (2017). Association Between Medication Use for ADHD and Risk of Motor Vehicle Crashes. JAMA Psychiatry, 74(6), 597-603.
- Storebø, O. J., Pedersen, N., Ramstad, E., et al. (2018). Methylphenidate for Children and Adolescents with ADHD: Cochrane Systematic Review with Meta-analyses. Cochrane Database of Systematic Reviews.
- American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed., text rev.). DSM-5-TR.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
Doçent, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi. 15+ yıl klinik deneyim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Türk Psikiyatri Derneği üyesi.
Tam Profili Görüntüleİlgili Yazılar

Ankara'da DEHB Tedavisi: Kapsamlı Rehber

MOXO Dikkat Testi Nedir? DEHB Tanısında Bilgisayar Destekli Değerlendirme

DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu): Kapsamlı Ebeveyn Rehberi

Çocuklarda Karın ve Baş Ağrısı: Psikosomatik Belirtiler

Üstün Zekâlı Çocuklar: Belirtiler, Değerlendirme ve Destek


