Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Çocuklarda Yalan Söyleme: Nedenleri ve Ebeveyn Yaklaşımı

Ana SayfaBlog
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
24 Eylül 2026
Çocuklarda Yalan Söyleme: Nedenleri ve Ebeveyn Yaklaşımı

Yalan söyleme, ebeveynlerin ahlaki bir sorun olarak okuduğu ancak gelişimsel bir beceriye dayanan bir davranıştır. Önemli olan davranışın kendisi değil; sıklığı, işlevi ve süregenliğidir.

"Kırmadım" diyen çocuğun elinde hâlâ kırık parçalar dururken, ebeveynin aklından geçen ilk şey genellikle şudur: "Bana neden yalan söylüyor?"

Yalan söyleme, ebeveynlerin ahlaki bir sorun olarak okuduğu ancak gelişimsel bir beceriye dayanan bir davranıştır. Çocuğun yalan söyleyebilmesi için karşısındakinin kendisinden farklı bir şey bildiğini kavraması, bu bilgiyi zihninde tutması ve tutarlı bir alternatif anlatı kurması gerekir. Bu, küçümsenecek bir bilişsel işlem değildir.

Bu yazı yalanın hangi yaşta hangi anlama geldiğini, hangi aile tutumlarının onu farkında olmadan artırdığını ve ne zaman klinik bir değerlendirme gerektiğini ele alır.

Önemli Noktalar

  • Yalan söyleme, zihin kuramının gelişmesiyle ortaya çıkan gelişimsel bir beceridir; ilk yalanlar genellikle 3-4 yaş civarında görülür.
  • Küçük çocuklarda hayal ile gerçeğin karışması yalan değildir ve aynı şekilde ele alınmamalıdır.
  • Cezanın şiddeti yalanı azaltmaz; aksine yakalanmamak için daha ustalıklı yalan söylemeye yol açar.
  • Sık ve gereksiz yalan, çoğu zaman altta yatan bir kaygı, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü veya davranım sorununun göstergesidir.
  • Çocuğun doğruyu söylediğinde ne olacağını öngörebilmesi, yalanı azaltan en güçlü etkendir.

Yalan Söyleme Gelişimsel Olarak Ne Anlama Gelir?

Çocuğun yalan söyleyebilmesi, zihin kuramı adı verilen bilişsel kapasitenin gelişmesine bağlıdır: başkasının benim bildiğimden farklı bir şey bildiğini ve bu bilgiyi değiştirebileceğimi kavramak.

Bu nedenle gelişim psikolojisinde ilk yalanlar, endişe verici bir işaret değil, beklenen bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Araştırmalar, yalan söyleyebilen çocukların yürütücü işlev ölçümlerinde daha iyi performans gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Elbette bu, yalanın desteklenmesi gerektiği anlamına gelmez. Anlamı şudur: davranışın kendisi değil, sıklığı, işlevi ve süregenliği değerlendirilmelidir.

Hayal Gücü ile Yalanı Ayırmak

Üç yaş altındaki çocukta hayal ile gerçek arasındaki sınır henüz netleşmemiştir. "Odamda bir aslan vardı" ifadesi bir yalan değil, hayal ürünüdür.

Benzer biçimde, küçük çocuklar isteklerini gerçekmiş gibi anlatabilir. "Babam bana araba aldı" cümlesi, gerçekleşmesini istediği bir durumu dile getirme biçimi olabilir. Bu ifadeleri yalan olarak adlandırıp cezalandırmak, çocuğun kendini ifade etmesini bastırır.

Yaşa Göre Yalanın Niteliği

3-4 yaş: İlk yalanlar ortaya çıkar. Basit, tutarsız ve kolayca çürütülebilirdir. Çocuk genellikle sonuçları öngöremez.

5-7 yaş: Yalanlar daha tutarlı hale gelir. Çocuk artık anlatısını savunabilir ancak ayrıntılarda çelişir. Ceza kaçınma amacı belirginleşir.

8-11 yaş: Yalan sosyal işlevler kazanır: akran grubuna uyum, utançtan korunma, başkasını korumak. Bu dönemde "beyaz yalan" kavramı da gelişir.

Ergenlik: Yalanın işlevi çoğunlukla özerklik alanı yaratmaktır. Ergen, denetimden kaçınmak ve kendine ait bir alan açmak için bilgi saklar ya da çarpıtır. Bu, gelişimsel olarak beklenen bir mücadeledir ancak güvenlik konularına uzandığında ele alınmalıdır.

Çocuklar Neden Yalan Söyler?

Cezadan Kaçınma

En yaygın nedendir. Çocuk doğruyu söylediğinde başına geleceklerin, yalan söylediğinde başına geleceklerden daha kötü olduğunu öngörüyorsa yalanı seçer. Bu basit bir maliyet hesabıdır; çocuk hesabı bilinçli olarak yapmasa da davranışı ona göre şekillenir.

Ceza ne kadar ağırsa, doğruyu söyleme maliyeti o kadar yükselir. Bu nedenle sert cezalandırma yalanı azaltmaz, yalnızca daha iyi gizlenmesini sağlar.

Onay Kaybetme Korkusu

Bazı çocuklar cezadan değil, ebeveynin hayal kırıklığından kaçınır. Özellikle başarı üzerinden onay alan çocuklarda, düşük bir not ya da bir hata gizlenir. Burada yalanın kaynağı korku değil, sevgiyi kaybetme kaygısıdır.

Beklentiyi Karşılayamama

Ailenin beklentisi çocuğun kapasitesinin üzerindeyse, çocuk aradaki farkı yalanla kapatmaya çalışır. Ödevini yaptığını söylemek, aslında yapamadığını itiraf etmekten kolaydır. Bu tablo özellikle tanınmamış öğrenme güçlüğü veya dikkat eksikliği olan çocuklarda sıktır.

Sosyal Kabul Arayışı

Okul çağında abartılı anlatılar, akran grubunda yer edinme çabasının bir parçası olabilir. Çocuk sahip olmadığı bir eşyadan, gitmediği bir tatilden söz eder. Bunun altında çoğu zaman özgüven eksikliği ve dışlanma kaygısı bulunur.

Dürtüsellik

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda yalan, planlı bir aldatma olmaktan çok anlık bir tepkidir. Çocuk düşünmeden yanıt verir, sonra söylediğini savunmak zorunda kalır. Bu çocuklar çoğu zaman yalanı sürdürmekte de zorlanır ve kolayca yakalanır.

Model Alma

Çocuklar, dürüstlüğü söylenenden çok görülenden öğrenir. Ebeveynin küçük yalanlarını gözlemler: telefonda "evde değilim" demek, çocuğu bir yere götüreceğini söyleyip unutmak. Sözle davranış arasındaki tutarsızlık, çocuğa yalanın kabul edilebilir bir araç olduğunu öğretir. Bu farkı en hızlı okuyan da çocuklardır; kuralın herkes için geçerli olmadığını gördüklerinde, kuralın kendisine olan bağlılıkları azalır.

Dijital Ortamın Etkisi

Ekran kullanımıyla ilgili yalanlar, günümüzde ailelerin en sık karşılaştığı türdür: ödev yaptığını söyleyip oyun oynamak, kullanım süresini olduğundan az göstermek, gizli hesap açmak.

Bu tablonun ayırt edici yanı, denetimin teknik olarak mümkün olmasıdır. Ancak yalnızca yazılımsal kısıtlama koymak, gizleme becerisini geliştirmekten başka sonuç vermez. Kuralın çocukla birlikte belirlenmesi ve kullanımın açıkça konuşulabildiği bir zemin kurulması, teknik denetimden daha kalıcıdır.

Ne Zaman Endişe Verici Olur?

Yalan söyleme aşağıdaki özellikleri taşıdığında klinik değerlendirme gerektirir:

  • Sıklaşmış ve neredeyse bir iletişim biçimine dönüşmüşse
  • Bir çıkar veya kaçınma amacı olmaksızın, gereksiz yere yapılıyorsa
  • Çalma, kaçma, kural ihlali veya başkasına zarar verme davranışlarıyla birlikte görülüyorsa
  • Yakalandığında pişmanlık ya da utanç gözlenmiyorsa
  • Arkadaş ilişkilerini ve okul yaşamını bozuyorsa
  • Uzun süredir devam ediyor ve yaşla birlikte azalmıyorsa

Bu tabloda yalan tek başına bir tanı değil, altta yatan bir durumun belirtisidir.

Eşlik Edebilecek Tablolar

  • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu: Dürtüsel yanıtlar ve unutkanlığın yarattığı açıkları kapatma çabası.
  • Özgül öğrenme güçlüğü: Akademik yetersizliği gizleme amacı.
  • Kaygı bozuklukları: Onay kaybetme ve eleştirilme korkusu.
  • Karşıt olma karşıt gelme bozukluğu ve davranım bozukluğu: Kural ihlalinin bir parçası olarak yalan.
  • Travma öyküsü: Güvensiz ortamda gelişen bir korunma refleksi.

Yalan ve Çalma Birlikte Görüldüğünde

Yalan tek başına gelişimsel bir davranışken, çalma davranışıyla birlikte görülmesi farklı bir tabloya işaret eder. Küçük yaşta izinsiz alma dürtü denetimi ile ilgilidir ve mülkiyet kavramı yerleşene dek görülebilir. Ancak okul çağında tekrarlayan izinsiz alma, gizleme ve pişmanlık duyulmaması birlikte bulunuyorsa değerlendirme gerekir.

Bu durumda ele alınması gereken yalnızca davranış değil, çocuğun neye ihtiyaç duyduğudur: akran grubunda yer edinme çabası, ailede karşılanmayan bir ilgi ihtiyacı veya dürtü denetimi güçlüğü olabilir.

Okulla İş Birliği

Öğretmen gözlemi, yalanın hangi ortamda ortaya çıktığını belirlemek açısından değerlidir. Yalnızca evde görülen bir davranış, ev içindeki beklenti ve denetim düzeniyle ilişkiliyken; her iki ortamda süren bir davranış daha yaygın bir güçlüğe işaret eder.

Ankara'daki okullarda rehberlik servisiyle kurulan iletişim, özellikle akademik yetersizliği gizleme amacıyla söylenen yalanlarda belirleyicidir; çünkü bu olgularda asıl müdahale öğrenme desteğinin düzenlenmesidir.

Ebeveyn Yaklaşımı: Ne Yapılmalı?

Tuzak Sorular Sormayın

Cevabı bildiğiniz bir soruyu sormak — "Bardağı sen mi kırdın?" — çocuğu doğrudan yalana davet eder. Bunun yerine durumu tespit ederek konuşun: "Bardak kırılmış. Gel birlikte toplayalım, sonra ne olduğunu konuşuruz."

Bu yaklaşım çocuğu savunma pozisyonundan çıkarır ve konuşmayı olay üzerine odaklar.

Doğruyu Söylemeyi Ucuzlatın

Çocuğun doğruyu söylediğinde ne olacağını öngörebilmesi belirleyicidir. İtirafın sonucunu hafifletmek, yalanın cazibesini azaltır: "Doğruyu söylediğin için teşekkür ederim. Yine de camı birlikte tamir edeceğiz, ama kızmıyorum."

Burada iki şey ayrı tutulur: davranışın sonucu devam eder, ancak dürüstlük ayrıca takdir edilir.

Yalanı Kimlikle Değil Davranışla Tanımlayın

"Sen yalancısın" ifadesi bir kimlik atfıdır ve çocuğun bu tanımı içselleştirmesine yol açar. Bunun yerine davranışa odaklanın: "Bana olmayan bir şey söyledin ve bu güvenimizi zedeliyor."

Sonucu Öngörülebilir ve Ölçülü Tutun

Cezanın şiddeti değil, tutarlılığı işe yarar. Aynı davranışa bir gün sert bir yaptırım uygulanıp ertesi gün görmezden gelinmesi, çocuğa sonucun tahmin edilemez olduğunu öğretir; bu da risk almayı ve yalanı artırır.

Dürüstlüğü Fark Edin

Ailelerin dikkati doğal olarak yalana kayar; doğruyu söylediği anlar ise fark edilmez. Zor bir gerçeği söylediğinde bunu adıyla belirtmek — "Bunu söylemen kolay olmadı, bunu biliyorum" — dürüstlüğü pekiştirir.

Kendi Tutarlılığınızı Gözden Geçirin

Çocuğun önünde söylenen küçük yalanlar, verilen ve tutulmayan sözler, davranışın en güçlü öğreticisidir. Tutulamayacak sözler vermemek, verilen sözün tutulamadığı durumda ise bunu açıkça konuşmak modelleme açısından belirleyicidir.

Özel Durumlar

Ergenlerde Bilgi Saklama

Ergenlikte tüm bilgiyi paylaşmama beklentisi gerçekçi değildir; özerklik alanı geliştirmek gelişimsel bir görevdir. Burada ayrım şudur: gündelik mahremiyet ile güvenliği ilgilendiren konular aynı değildir.

Aile, güvenlik sınırını baştan net biçimde tanımlamalıdır: nerede olduğu, kiminle olduğu ve nasıl döneceği pazarlık konusu değildir. Bunun dışındaki alanlarda denetimi gevşetmek, ergenin gizleme ihtiyacını azaltır.

Sürekli Sorgulanan Çocuk

Her davranışı sorgulanan, sürekli hesap vermesi beklenen çocukta yalan artar. Denetimin yoğunluğu ile gizleme davranışı arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bu döngüde aile daha çok sorgular, çocuk daha çok saklar.

Kardeşi Korumak İçin Söylenen Yalan

Çocukların kardeşini ya da arkadaşını korumak için söylediği yalanlar farklı bir kategoridir. Buradaki güdü aldatmak değil, sadakattir. Bu durumda çocuğun niyetini kabul etmek, ancak gerçeği paylaşmanın da bir sorumluluk olduğunu konuşmak daha işlevseldir.

Yaşa Göre Ne Yapılmalı?

Okul öncesi dönemde hayal ile gerçeği ayırt etmeye yardımcı olun, ancak cezalandırmayın. "Bu çok güzel bir hikâye. Peki gerçekte ne oldu?" ifadesi hem hayal gücünü korur hem ayrımı öğretir.

İlkokul çağında sonucu öngörülebilir kılın ve dürüstlüğü açıkça fark edin. Bu dönemde çocuk kuralları ve sonuçları öğrenmeye açıktır.

Ergenlikte denetimi güvenlik sınırıyla sınırlayın. Her alanı denetlemeye çalışmak gizlemeyi artırır. Güven ilişkisinin korunması, bu dönemde denetimden daha koruyucudur.

Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalı?

Çoğu ailede yalan söyleme, tutumun düzenlenmesiyle profesyonel destek gerekmeden azalır. Aşağıdaki durumlarda ise bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurulması önerilir:

  • Yalan sıklaşmış, gereksiz hale gelmiş ve bir iletişim biçimine dönüşmüşse
  • Çalma, kaçma, kural ihlali veya saldırganlıkla birlikte görülüyorsa
  • Yakalandığında pişmanlık ya da utanç gözlenmiyorsa
  • Arkadaş ilişkileri ve okul yaşamı bozulmuşsa
  • Çocuk akademik olarak zorlanıyor ve bunu sürekli gizliyorsa
  • Aile denediği yöntemlerden sonuç alamıyor ve iletişim hesap sormaya indirgenmişse

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun vurguladığı gibi, bu başvurularda hedef çocuğu dürüst olmaya zorlamak değil, yalanı gereksiz kılan bir ilişki zemini kurmaktır.

Uzman Görüşü

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre yalan söyleme nedeniyle yapılan başvurularda en sık görülen tablo, ailenin davranışı bir karakter sorunu olarak tanımlamasıdır. Bu tanım, hem çocuğun kendini öyle görmesine yol açar hem de altta yatan asıl nedenin araştırılmasını geciktirir.

Ankara'da yürütülen görüşmelerdeki klinik deneyim, sık yalan söyleyen çocukların önemli bir bölümünde tanınmamış bir dikkat eksikliği ya da öğrenme güçlüğü bulunduğunu göstermektedir. Bu çocuklar ödevini yaptığını, dersi anladığını, kitabını okuduğunu söyler; çünkü yapamadığını itiraf etmek onlar için daha ağırdır.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu ayrıca, ailelerin cezayı artırarak sonuç almaya çalışmasının en sık yapılan hata olduğunu vurgular. Ceza şiddetlendikçe doğruyu söylemenin maliyeti yükselir ve çocuk daha ustalıklı yalan söylemeyi öğrenir. Asıl müdahale, doğruyu söylemenin maliyetini düşürmektir.

Bir diğer gözlem, yalanın çoğu zaman ailedeki iletişim düzeninin bir yansıması olmasıdır. Konuşmanın hesap sorma biçiminde kurulduğu evlerde çocuk savunmaya geçer; konuşmanın anlamaya yöneldiği evlerde ise gizleme ihtiyacı azalır.

Ankara'da Değerlendirme ve Randevu Süreci

Ankara'da yalan söyleme nedeniyle yapılan başvurular, tek başına bir yakınma olarak nadiren gelir; genellikle okul başarısı, ekran kullanımı veya davranış sorunları başlığı altında dile getirilir. Bu başvurular çoğunlukla okul çağındaki çocukları kapsar ve sıklıkla bir okul olayının ardından gerçekleşir. Değerlendirmenin amacı çocuğu sorgulamak değil, davranışın hangi ihtiyacı karşıladığını anlamaktır. Ankara'da bu başvurularda aile çoğu zaman bir disiplin yöntemi arayışıyla gelir; oysa değerlendirme sonunda ortaya çıkan tablo genellikle çocuğun kapasitesi ile ondan beklenen arasındaki farkı işaret eder.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'nun Ankara'daki muayenehanesinde değerlendirme çok kaynaklı yürütülür. Aileden alınan öykünün yanı sıra okul gözlem formu istenir; yalanın yalnızca evde mi yoksa her iki ortamda da mı görüldüğü tanısal olarak anlamlıdır. Ardından dikkat işlevleri, öğrenme becerileri, kaygı düzeyi ve davranım sorunları ayrı ayrı taranır. Doç. Dr. Mehtap Eroğlu tarafından yürütülen bu değerlendirmelerde çocukla yapılan görüşme, davranışı doğrulatmaya değil, çocuğun kendi bakış açısını anlamaya yöneliktir.

Ankara'daki ailelerin ilk görüşmeye gelirken son iki aya ait somut örnekleri not alarak gelmesi süreci hızlandırır: yalan hangi konuda söylendi, öncesinde ne oldu, aile nasıl tepki verdi ve sonrasında ne yaşandı. Bu kayıt çoğu zaman ailenin fark etmediği bir örüntüyü görünür kılar; yalanların örneğin yalnızca okul başarısıyla ilgili konularda ya da yalnızca belirli bir ebeveynin yanında yoğunlaştığı fark edildiğinde, müdahalenin hedefi netleşir.

Ankara'da çocuğunuzun davranışları için değerlendirme planlamak isterseniz, çocuk psikiyatrisi hizmeti sayfamızı inceleyebilir ve randevu talebi oluşturabilirsiniz.

Özetle

Yalan söyleme, çocukluk döneminde beklenen bir gelişimsel beceridir ve tek başına bir sorun göstergesi değildir. Önemli olan davranışın kendisi değil; sıklığı, işlevi ve başka davranış sorunlarıyla birlikte görülüp görülmediğidir.

Ailenin en etkili müdahalesi, cezayı artırmak değil doğruyu söylemenin maliyetini düşürmektir. Tuzak sorulardan kaçınmak, sonucu öngörülebilir ve ölçülü tutmak, dürüstlüğü açıkça fark etmek ve kendi tutarlılığını korumak bu maliyeti belirgin biçimde azaltır.

Yalanın sıklaştığı, gereksiz hale geldiği, çalma veya kural ihlali gibi davranışlarla birlikte görüldüğü ve pişmanlık duygusunun eşlik etmediği durumlarda bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurulması önerilir.

Karşıt olma ve karşı gelme davranışlarının belirtileri ile tedavi yaklaşımları için karşıt olma karşıt gelme bozukluğu rehberimize bakabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Çocuğum kaç yaşında yalan söylemeye başlar, bu normal mi?

İlk yalanlar genellikle 3-4 yaş civarında ortaya çıkar ve gelişimsel olarak beklenen bir dönüm noktasıdır. Yalan söyleyebilmek için çocuğun karşısındakinin farklı bir şey bildiğini kavraması, bu bilgiyi zihninde tutması ve tutarlı bir anlatı kurması gerekir. Araştırmalar, yalan söyleyebilen çocukların yürütücü işlev ölçümlerinde daha iyi performans gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Çocuğumun anlattıkları yalan mı yoksa hayal gücü mü?

Üç yaş altındaki çocukta hayal ile gerçek arasındaki sınır henüz netleşmemiştir. 'Odamda bir aslan vardı' gibi ifadeler yalan değil hayal ürünüdür. Küçük çocuklar ayrıca isteklerini gerçekmiş gibi anlatabilir. Bu ifadeleri yalan olarak adlandırıp cezalandırmak, çocuğun kendini ifade etmesini bastırır.

Ceza vermek yalanı azaltır mı?

Hayır. Ceza ne kadar ağırsa doğruyu söylemenin maliyeti o kadar yükselir. Sert cezalandırma yalanı azaltmaz, yalnızca daha ustalıklı ve daha iyi gizlenmiş yalanlara yol açar. Etkili olan, cezanın şiddeti değil sonucun öngörülebilir ve tutarlı olmasıdır.

Çocuğuma 'yalancı' demeli miyim?

Hayır. 'Sen yalancısın' bir kimlik atfıdır ve çocuğun bu tanımı içselleştirmesine yol açar. Bunun yerine davranışa odaklanın: 'Bana olmayan bir şey söyledin ve bu aramızdaki güveni zedeliyor.' Davranışı tanımlamak, kimliği tanımlamaktan belirgin biçimde daha işlevseldir.

Cevabını bildiğim bir şeyi çocuğuma sormalı mıyım?

Cevabı bildiğiniz bir soruyu sormak çocuğu doğrudan yalana davet eder. Bunun yerine durumu tespit ederek konuşun: 'Bardak kırılmış. Gel birlikte toplayalım, sonra ne olduğunu konuşuruz.' Bu yaklaşım çocuğu savunma pozisyonundan çıkarır ve konuşmayı olay üzerine odaklar.

Yalan söyleme ne zaman bir hastalık belirtisi olur?

Yalan sıklaşmış ve bir iletişim biçimine dönüşmüşse, bir çıkar veya kaçınma amacı olmaksızın gereksiz yere yapılıyorsa, çalma ve kural ihlali gibi davranışlarla birlikte görülüyorsa, yakalandığında pişmanlık gözlenmiyorsa ve okul ile arkadaş ilişkilerini bozuyorsa klinik değerlendirme gerekir. Bu tabloda yalan bir tanı değil, altta yatan bir durumun belirtisidir.

Sık yalan söyleyen çocuklarda hangi tablolar eşlik edebilir?

En sık dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, özgül öğrenme güçlüğü, kaygı bozuklukları, karşıt olma karşıt gelme bozukluğu ve travma öyküsü eşlik eder. Özellikle akademik yetersizliği gizlemek için söylenen yalanların altında tanınmamış bir öğrenme güçlüğü veya dikkat sorunu bulunabilir.

Ergenimin her şeyi anlatmasını beklemeli miyim?

Ergenlikte tüm bilgiyi paylaşmama beklentisi gerçekçi değildir; özerklik alanı geliştirmek gelişimsel bir görevdir. Ayrım şudur: gündelik mahremiyet ile güvenliği ilgilendiren konular aynı değildir. Nerede olduğu, kiminle olduğu ve nasıl döneceği pazarlık konusu değildir; bunun dışındaki alanlarda denetimi gevşetmek gizleme ihtiyacını azaltır.

Çocuğum hem yalan söylüyor hem izinsiz eşya alıyor, ne yapmalıyım?

Yalanın çalma davranışıyla birlikte görülmesi farklı bir tabloya işaret eder ve değerlendirme gerektirir. Küçük yaşta izinsiz alma dürtü denetimiyle ilgilidir; ancak okul çağında tekrarlayan izinsiz alma, gizleme ve pişmanlık duyulmaması birlikte bulunuyorsa bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurulmalıdır.

Kendi davranışım çocuğumun yalan söylemesini etkiler mi?

Evet. Çocuklar dürüstlüğü söylenenden çok görülenden öğrenir. Telefonda söylenen küçük yalanlar, verilip tutulmayan sözler ve sözle davranış arasındaki tutarsızlık, çocuğa yalanın kabul edilebilir bir araç olduğunu öğretir. Tutulamayacak sözler vermemek ve tutulamadığında bunu açıkça konuşmak modelleme açısından belirleyicidir.

Kaynakça

  1. Talwar, V., & Lee, K. (2008). Social and Cognitive Correlates of Children's Lying Behavior. Child Development, 79(4), 866-881.
  2. Evans, A. D., & Lee, K. (2013). Emergence of Lying in Very Young Children. Developmental Psychology, 49(10), 1958-1963.
  3. Lee, K. (2013). Little Liars: Development of Verbal Deception in Children. Child Development Perspectives, 7(2), 91-96.
  4. Talwar, V., Arruda, C., & Yachison, S. (2015). The Effects of Punishment and Appeals for Honesty on Children's Truth-Telling Behavior. Journal of Experimental Child Psychology, 130, 209-217.
  5. Talwar, V., & Crossman, A. (2011). From Little White Lies to Filthy Liars: The Evolution of Honesty and Deception in Young Children. Advances in Child Development and Behavior, 40, 139-179.
  6. Gervais, J., Tremblay, R. E., Desmarais-Gervais, L., & Vitaro, F. (2000). Children's Persistent Lying, Gender Differences, and Disruptive Behaviours: A Longitudinal Perspective. International Journal of Behavioral Development, 24(2), 213-221.
  7. Stouthamer-Loeber, M. (1986). Lying as a Problem Behavior in Children: A Review. Clinical Psychology Review, 6(4), 267-289.
  8. Lavoie, J., Yachison, S., Crossman, A., & Talwar, V. (2017). Polite, Instrumental, and Dual Liars: Relation to Children's Developing Social Skills and Cognitive Ability. International Journal of Behavioral Development, 41(2), 257-264.
  9. American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed., text rev.). DSM-5-TR.
  10. Yörükoğlu, A. (2019). Çocuk Ruh Sağlığı: Çocuğun Kişilik Gelişimi, Eğitimi ve Ruhsal Sorunları. Özgür Yayınları.
Yalan SöylemeÇocuk DavranışlarıEbeveyn TutumuÇocuk Psikiyatrisi
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Doçent, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi. 15+ yıl klinik deneyim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Türk Psikiyatri Derneği üyesi.

Tam Profili Görüntüle
Bilimin Işığında, Şefkatle

Her Çocuk Anlaşılmayı Hak Eder

Ruh sağlığı yolculuğunda ailenizle birlikte yürüyoruz. Kanıta dayalı tedavi yöntemleri ve empatik yaklaşımımızla çocuğunuzun yanındayız.