Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Çocuğunuzu Çocuk Psikiyatristine Ne Zaman Götürmelisiniz?

Ana SayfaBlogÇocuğunuzu Çocuk Psikiyatristine Ne Zaman Götürmelisiniz?
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu
4 Temmuz 2026
Aile ve Günlük Yaşam
Çocuğunuzu Çocuk Psikiyatristine Ne Zaman Götürmelisiniz?

Birçok ebeveyn çocuğunun davranışlarının normal gelişimsel bir süreç mi yoksa profesyonel değerlendirme gerektiren bir durum mu olduğunu ayırt etmekte zorlanmaktadır.

Ne Zaman Uzman Desteği Gerekir?

Birçok ebeveyn çocuğunun davranışlarının normal gelişimsel bir süreç mi yoksa profesyonel değerlendirme gerektiren bir durum mu olduğunu ayırt etmekte zorlanmaktadır. Bu ayrımın zorluğu son derece anlaşılır bir durumdur, çünkü çocuk gelişimi doğası gereği iniş çıkışlarla doludur ve her çocuğun gelişim hızı farklıdır. Ancak bazı durumlar, çocuğun yaşına uygun olmayan davranış örüntüleri veya belirgin işlevsellik kayıpları söz konusu olduğunda, bir çocuk ve ergen psikiyatristinden profesyonel değerlendirme almak gerekebilir.

Genel bir kural olarak, çocuğunuzun davranışları günlük yaşamını olumsuz etkiliyorsa, yaşıtlarıyla belirgin farklılıklar gösteriyorsa, uzun süredir devam ediyorsa veya giderek kötüleşiyorsa profesyonel bir değerlendirme düşünülmelidir. Burada önemli olan, ebeveynlerin içgüdülerine güvenmesidir. Bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyorsanız, bu hissiniz çoğu zaman doğrudur ve bir uzmanla paylaşılmayı hak eder.

Profesyonel destek almak, çocuğunuzda mutlaka bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bazen sadece birkaç seanslık bir değerlendirme ve yönlendirme, ebeveynlerin rahat bir nefes almasını sağlayabilir. Eğer gerçekten bir sorun varsa da erken müdahale, tedavi başarısını ve çocuğun yaşam kalitesini doğrudan artıran en kritik faktördür.

Yaşa Göre Uyarı İşaretleri

Her yaş döneminin kendine özgü gelişimsel özellikleri ve buna bağlı olarak farklı uyarı işaretleri bulunmaktadır. Aşağıda yaş gruplarına göre dikkat edilmesi gereken belirtiler ayrıntılı biçimde açıklanmaktadır.

0-3 Yaş (Bebeklik ve Erken Çocukluk Dönemi)

Bebeklik dönemi, gelişimsel açıdan en hızlı değişimlerin yaşandığı dönemdir. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken uyarı işaretlerinin başında göz teması kuramama veya sosyal gülümseme yokluğu gelmektedir. Bebekler genellikle birkaç haftalık olduklarında bakım verenin yüzüne odaklanmaya başlar ve altıncı haftadan itibaren sosyal gülümseme ortaya çıkar. Bu davranışların belirgin biçimde gecikmiş olması veya hiç ortaya çıkmaması değerlendirilmesi gereken bir durumdur.

İsmine tepki vermeme, işaret edilen yöne bakmama, basit jestleri taklit etmeme ve ortak dikkat geliştirememe gibi durumlar da bu yaş grubunda önemli uyarı işaretleridir. Dil gelişiminde belirgin gecikme, yani 12 ay civarında babıldama yokluğu, 18 ayda tek sözcük kullanamama ve 24 ayda iki sözcüklü cümle kuramama da değerlendirilmesi gereken belirtiler arasındadır.

Aşırı huzursuzluk, sürekli ağlama, sakinleştirilmesi çok güç olan bebekler veya tam tersi, çevreyle hiç ilgilenmeyen aşırı sakin bebekler de dikkatle izlenmelidir. Uyku ve beslenme düzeninin bir türlü oturmaması, aşırı hassasiyet veya duyusal uyaranlara karşı belirgin tepkisizlik de bu dönemin uyarı işaretleri arasında yer almaktadır.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre, bebek psikiyatrisi alanında erken dönem müdahalelerin etkinliği son yıllardaki araştırmalarla güçlü biçimde desteklenmektedir. Beyin plastisitesinin en yüksek olduğu ilk üç yılda yapılan müdahaleler, çocuğun gelişim seyrini olumlu yönde değiştirme potansiyeli en yüksek olan müdahalelerdir.

3-6 Yaş (Okul Öncesi Dönem)

Okul öncesi dönem, çocuğun sosyal dünyasının genişlemeye başladığı, dil ve iletişim becerilerinin hızla geliştiği ve duygusal düzenleme kapasitesinin temellerinin atıldığı bir dönemdir. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken uyarı işaretlerinin başında yaşına göre belirgin dil ve konuşma gecikmesi gelmektedir. Üç yaşında anlaşılır cümleler kuramama, dört yaşında basit hikayeleri anlatamama veya beş yaşında akranlarıyla etkili iletişim kuramama değerlendirilmelidir.

Aşırı saldırgan davranışlar, sürekli öfke nöbetleri ve kendine veya başkalarına zarar verme girişimleri bu yaş grubunda ciddiye alınması gereken durumlardır. Her çocuk zaman zaman öfke nöbeti yaşar, ancak bu nöbetler çok sık, çok şiddetli veya yaşa göre beklenenin çok ötesindeyse profesyonel bir değerlendirme gerekebilir.

Sosyal ilişki kurmada belirgin güçlük, oyun oynamada yaşıtlarından farklılık gösterme, sembolik oyun geliştirememe ve aşırı yoğun veya sınırlı ilgi alanları da bu dönemin önemli uyarı işaretleridir. Tuvalet eğitiminde uzun süreli başarısızlık, ayrılık anksiyetesinin yaşa uygun olmayan düzeyde şiddetli ve uzun süreli olması, karanlık veya yalnızlık gibi konularda aşırı ve işlevselliği bozan korkular da değerlendirilmesi gereken belirtiler arasındadır.

Ayrıca bu dönemde çocuğun gelişimsel dönüm noktalarını geçememesi, yani merdiven çıkamama, kalem tutamama, basit şekilleri çizememe gibi motor gelişim gecikmeleri de izlenmelidir.

6-12 Yaş (Okul Çağı)

Okul çağı, çocuğun akademik yaşamının başladığı, sosyal becerilerin daha karmaşık hale geldiği ve benlik kavramının şekillendiği bir dönemdir. Bu dönemde ortaya çıkan sorunlar genellikle okul ortamında daha belirgin hale gelir.

Akademik başarıda belirgin ve açıklanamayan düşüş, okuma-yazma-matematik gibi temel becerilerde yaşıtlarının gerisinde kalma ve yeterli çabaya rağmen öğrenememe gibi durumlar değerlendirilmelidir. Bu belirtiler öğrenme güçlüğü veya dikkat eksikliği gibi durumların göstergesi olabilir.

Dikkat dağınıklığı, aşırı hareketlilik, dürtüsellik, sırasını bekleyememe, sürekli yerinde duramama ve başladığı işleri bitirememe gibi belirtiler dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun işaretleri olabilir. Bu belirtilerin birden fazla ortamda, yani hem evde hem okulda gözlemlenmesi ve en az altı aydır devam etmesi tanısal açıdan önemlidir.

Sosyal ilişkilerde ciddi güçlükler, arkadaş edinememe, sürekli kavga etme, zorbalığa maruz kalma veya zorbalık yapma, aşırı utangaçlık ve sosyal ortamlardan kaçınma da bu yaş grubunda dikkat edilmesi gereken durumlardır. Okul reddi, yani çocuğun okula gitmek istememesi, okul sabahları karın ağrısı veya baş ağrısı gibi bedensel belirtiler göstermesi ve devamsızlığın artması da ciddiye alınmalıdır.

Çocuğun belirgin kaygı belirtileri göstermesi, aşırı endişelenme, mükemmeliyetçilik, obsesif düşünceler veya kompulsif davranışlar sergilemesi de bu dönemin önemli uyarı işaretleridir. Benzer şekilde uzun süreli mutsuzluk, ilgi kaybı, enerji düşüklüğü ve uyku-iştah değişiklikleri depresyonun belirtileri olabilir.

12-18 Yaş (Ergenlik Dönemi)

Ergenlik dönemi, hem fiziksel hem psikolojik açıdan büyük dönüşümlerin yaşandığı ve ruh sağlığı sorunlarının en sık ortaya çıktığı dönemlerden biridir. Bu dönemde ebeveynlerin normal ergenlik dalgalanmaları ile ciddi ruhsal sorunları ayırt edebilmesi özellikle zorlaşmaktadır.

En ciddi uyarı işaretlerinin başında kendine zarar verme davranışları gelmektedir. Kollarını veya bacaklarını kesme, yakma, kendini vurma gibi davranışlar kesinlikle ciddiye alınmalı ve acil olarak profesyonel değerlendirme alınmalıdır. İntihar düşünceleri, ölümle ilgili yazılar veya paylaşımlar, eşyalarını dağıtma ve vedalaşma davranışları da acil müdahale gerektiren durumlardır.

Madde kullanımı, yani alkol, sigara, uyuşturucu veya diğer bağımlılık yapıcı maddelerin kullanımı ergenlik döneminde dikkatle izlenmesi gereken bir alan olup bu davranışlar altta yatan ruhsal sorunların bir belirtisi olabilir.

Belirgin kişilik ve davranış değişiklikleri, yani daha önce sosyal olan ergenin tamamen içine kapanması, başarılı bir öğrencinin notlarının ani düşüşü, aşırı öfke patlamaları, kurallara sürekli karşı gelme ve riskli davranışlarda bulunma da değerlendirilmesi gereken durumlardır.

Yeme bozuklukları, vücut algısında ciddi bozukluk, aşırı kilo kaybı veya kazanımı, yemek yemeyi reddetme veya gizlice yeme ve ardından kusma gibi davranışlar ergenlik döneminde ortaya çıkabilen ciddi ruh sağlığı sorunlarının belirtileridir.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre, ergenlik döneminde ebeveynlerin en sık yaptığı hata, belirtileri "ergenlik bu, geçer" diyerek normalleştirmek ve profesyonel destek almayı geciktirmektir. Oysa ergenlik döneminde ortaya çıkan birçok ruh sağlığı sorunu, erken müdahaleyle çok daha başarılı biçimde tedavi edilebilmektedir.

Çocuk Psikiyatristi Ne Yapar?

Çocuk ve ergen psikiyatristi, tıp fakültesi mezuniyetinin ardından psikiyatri uzmanlık eğitimi almış ve çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında ihtisaslaşmış tıp doktorudur. Bu uzmanlık alanı, çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkan ruhsal, duygusal, davranışsal ve gelişimsel sorunların tanısı, tedavisi ve takibi ile ilgilenir.

Çocuk psikiyatristi, kapsamlı bir psikiyatrik değerlendirme yaparak çocuğun ruhsal durumunu, gelişim düzeyini, aile dinamiklerini ve çevresel faktörleri bütüncül bir perspektifle inceler. Bu değerlendirme sonucunda gerekli görüldüğünde psikoterapi, ilaç tedavisi veya her ikisini birden içeren bir tedavi planı oluşturur. Ayrıca ebeveynlere ve öğretmenlere yönlendirme ve danışmanlık sağlayarak çocuğun tüm yaşam alanlarında desteklenmesini amaçlar.

Çocuk psikiyatristi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, anksiyete bozuklukları, depresyon, otizm spektrum bozukluğu, öğrenme güçlükleri, davranım bozuklukları, yeme bozuklukları, tik bozuklukları, uyku bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu ve gelişimsel gecikmeler gibi geniş bir yelpazede hizmet vermektedir.

İlk Randevuda Neler Olur?

İlk randevu, hem ebeveynler hem de çocuk için merak ve endişe uyandıran bir deneyim olabilir. Bu sürecin nasıl işlediğini bilmek, hem kaygıyı azaltır hem de randevuya daha hazırlıklı gitmenizi sağlar.

İlk randevu genellikle 60 ila 90 dakika sürer ve birkaç aşamadan oluşur. İlk olarak, ebeveynlerle detaylı bir görüşme yapılır. Bu görüşmede çocuğun şikayetleri, belirtilerin ne zaman başladığı, gelişim öyküsü, doğum ve gebelik süreci, tıbbi geçmiş, aile öyküsü, okul durumu ve sosyal ilişkileri gibi konularda ayrıntılı bilgi alınır. Ebeveynlerin önceden bu bilgileri derlemesi ve varsa okul raporlarını, daha önce yapılmış testleri veya sağlık kayıtlarını yanlarında getirmesi süreci hızlandırır.

Ardından çocukla bireysel bir görüşme gerçekleştirilir. Bu görüşme çocuğun yaşına uygun yöntemlerle yapılır; küçük çocuklarla oyun ve çizim yoluyla iletişim kurulurken, daha büyük çocuklarla ve ergenlerle doğrudan konuşma tercih edilebilir. Çocuğun ruh hali, düşünce yapısı, sosyal becerileri, dikkat ve konsantrasyon kapasitesi ve genel işlevselliği değerlendirilir.

Değerlendirmenin ardından çocuk psikiyatristi, ebeveynlerle bulgularını paylaşır, varsa ön tanısını açıklar ve tedavi planını tartışır. Bu aşamada ebeveynlerin soru sormaları, endişelerini dile getirmeleri ve tedavi süreciyle ilgili beklentilerini paylaşmaları teşvik edilir.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre, ilk randevuya çocuğunuzu hazırlamak da önemlidir. Çocuğunuza yaşına uygun bir dille nereye gideceklerini, orada neler olacağını ve neden gittiklerini açıklamak, çocuğun süreçle ilgili kaygısını azaltır. Çocuğa asla ceza olarak veya korkutma amaçlı "seni doktora götüreceğim" gibi ifadeler kullanılmamalıdır.

Çocuk Psikiyatristi vs Psikolog

Ebeveynler sıklıkla çocuk psikiyatristi ile psikolog arasındaki farkı merak etmekte ve hangi uzmana başvurmaları gerektiği konusunda kararsız kalmaktadır. Her iki meslek grubu da çocuk ruh sağlığı alanında önemli rollere sahiptir, ancak eğitimleri, yetkileri ve yaklaşımları farklılık gösterir.

Çocuk ve ergen psikiyatristi, tıp fakültesinden mezun olduktan sonra psikiyatri uzmanlık eğitimi almış ve ardından çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında yan dal ihtisası yapmış bir tıp doktorudur. Tıp doktoru olması nedeniyle psikiyatrik tanı koyabilir, ilaç tedavisi başlayabilir ve fiziksel sağlık durumunu da değerlendirebilir. Ayrıca gerektiğinde psikoterapi de uygulayabilir.

Psikolog ise psikoloji bölümünden mezun olmuş, genellikle klinik psikoloji alanında yüksek lisans veya doktora yapmış bir uzmandır. Psikologlar psikolojik testler uygulayabilir, psikoterapi verebilir ve danışmanlık hizmeti sunabilir. Ancak tıp doktoru olmadıkları için ilaç yazma yetkileri bulunmamaktadır.

Hangi uzmana başvurulması gerektiği, çocuğun durumuna göre değişir. Eğer çocuğun belirtileri ciddi düzeydeyse, ilaç tedavisi gerekebileceği düşünülüyorsa veya kapsamlı bir psikiyatrik değerlendirme isteniyorsa çocuk psikiyatristine başvurmak daha uygun olacaktır. Birçok durumda psikiyatrist ve psikolog birlikte çalışır; psikiyatrist tanı koyar ve ilaç tedavisini yönetirken, psikolog düzenli psikoterapi seanslarını yürütür.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre, hangi uzmana başvurulacağından bağımsız olarak, önemli olan bir an önce harekete geçmektir. Erken müdahale, hangi uzman tarafından yapılırsa yapılsın, tedavi başarısını en güçlü şekilde etkileyen faktördür.

Sık Yapılan Hatalar

Ebeveynlerin çocuklarının ruh sağlığı konusunda sıklıkla düştüğü bazı tuzaklar bulunmaktadır. Bu hataların farkında olmak, daha doğru ve zamanında adımlar atılmasını sağlayabilir.

Birinci ve en yaygın hata, belirtileri görmezden gelmek veya normalleştirmektir. "Büyüyünce geçer" veya "tüm çocuklar böyledir" gibi düşünceler, müdahalenin gecikmesine neden olabilir. Her çocuk farklıdır ve bazı davranışlar gerçekten büyümeyle geçebilirken, bazıları altta yatan ciddi bir durumun göstergesi olabilir.

İkinci hata, internetten tanı koymaya çalışmaktır. İnternet kaynakları genel bilgi edinmek için faydalı olabilir, ancak hiçbir internet kaynağı profesyonel bir değerlendirmenin yerini tutamaz. Her çocuğun bireysel olarak değerlendirilmesi gerekir ve aynı belirtiler farklı çocuklarda farklı nedenlere bağlı olabilir.

Üçüncü hata, psikiyatriste gitmeyi damgalayıcı olarak algılamaktır. Türk toplumunda hâlâ ruh sağlığı alanında ciddi bir stigma bulunmaktadır. Bazı ebeveynler çocuklarını psikiyatriste götürmenin çocuğa "hasta" veya "anormal" etiketi yapıştıracağından endişe duyar. Oysa çocuk psikiyatristi, çocuğunuzun en iyi şekilde gelişmesine yardımcı olan bir sağlık profesyonelidir ve randevu almak bir zayıflık değil, sorumlu ebeveynliğin bir göstergesidir.

Dördüncü hata, sadece ilaç tedavisine odaklanmak veya tam tersine ilaç tedavisini tamamen reddetmektir. Her iki uç tutum da çocuğun tedavisini olumsuz etkileyebilir. İlaç tedavisi her durumda gerekli değildir, ancak bazı durumlarda psikoterapinin etkinliğini artırmak veya ciddi belirtileri kontrol altına almak için gerekli olabilir. Tedavi kararı, uzmanla birlikte, çocuğun bireysel durumu değerlendirilerek verilmelidir.

Beşinci hata, tedavi sürecinde sabırsız olmaktır. Ruh sağlığı tedavisi genellikle zaman alan bir süreçtir ve hemen sonuç beklenmemelidir. Bazı ebeveynler birkaç seans sonrasında iyileşme göremediklerinde tedaviyi bırakır veya uzman değiştirirler. Bu durum tedavi sürecini olumsuz etkiler ve çocuğun güven duygusunu zedeler.

Altıncı hata, çocuğun tedavi sürecini çocuktan gizlemek veya çocuğu süreçten dışlamaktır. Çocuğun yaşına uygun biçimde bilgilendirilmesi ve tedavi sürecine aktif olarak dahil edilmesi, tedavinin başarısını artıran önemli bir faktördür.

Ebeveynlere Öneriler

Çocuğunuzun ruh sağlığı konusunda alabileceğiniz en önemli adımlar aşağıda sıralanmaktadır.

Çocuğunuzu gözlemleyin ve tanıyın. Her çocuk eşsizdir ve kendi normal davranış kalıplarına sahiptir. Çocuğunuzun olağan davranışlarını iyi tanıdığınızda, bu kalıplardaki değişiklikleri daha kolay fark edebilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken şey, çocuğunuzun kendi normalinden sapma gösterip göstermediğidir.

Açık iletişim kurun ve güvenli bir ortam oluşturun. Çocuğunuzun duygularını ifade edebileceği, yargılanmadan dinleneceği bir aile ortamı yaratın. Çocuğunuza düzenli olarak nasıl hissettiğini sorun ve yanıtlarını dikkatle dinleyin. Duygularını ifade ettiğinde onu eleştirmek veya küçümsemek yerine anlamaya çalışın.

Okuldan geri bildirim alın. Öğretmenler, çocuğunuzu ebeveynlerden farklı bir ortamda ve farklı bir perspektiften gözlemler. Öğretmenin çocuğunuz hakkındaki geri bildirimleri, olası sorunların erken fark edilmesinde son derece değerli olabilir. Düzenli olarak öğretmenlerle iletişim kurun ve çocuğunuzun okuldaki davranışları, sosyal ilişkileri ve akademik performansı hakkında bilgi alın.

Kendi ruh sağlığınıza da önem verin. Ebeveynin ruh sağlığı doğrudan çocuğun ruh sağlığını etkiler. Stresli, kaygılı veya depresif bir ebeveyn, istemeden de olsa bu duygu durumunu çocuğuna yansıtabilir. Kendinize bakmanız, çocuğunuza bakmanızın bir parçasıdır.

Profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Bir uzmanla görüşmek için durumun çok ciddi olmasını beklemeyin. Endişeleniyorsanız, bir değerlendirme randevusu almak en doğru adımdır. Erken müdahale, tedavinin en güçlü müttefikidir.

Uzman Görüşü

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre, çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında en kritik faktör zamanlama ve erken müdahaledir. Çocukluk ve ergenlik dönemi, beynin hızla geliştiği ve şekillendiği bir dönemdir. Bu dönemde ortaya çıkan sorunlara zamanında müdahale edilmesi, çocuğun gelişim seyrini olumlu yönde değiştirme potansiyeline sahiptir. Geciken müdahale ise sorunun kronikleşmesine, ikincil sorunların eklenmesine ve tedavinin zorlaşmasına neden olabilir.

Doç. Dr. Eroğlu, ebeveynlerin sıklıkla "acaba çok mu erken başvuruyorum" diye endişelendiğini, ancak bu alanda erken başvurmanın asla zarar vermeyeceğini vurgulamaktadır. En kötü ihtimalle, çocuğun normal gelişim gösterdiği teyit edilir ve ebeveynler rahatlar. En iyi ihtimalle ise olası bir sorun erken dönemde tespit edilerek en etkili şekilde tedavi edilir.

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu'na göre ebeveynlerin bir diğer önemli görevi de çocuklarının ruh sağlığına fiziksel sağlıkları kadar önem vermektir. Bir çocuk ateşlendiğinde doktora götürmek ne kadar doğalsa, çocuğun davranışsal veya duygusal sorunlar yaşadığında bir uzmanla görüşmek de o kadar doğal olmalıdır. Ruh sağlığı hizmetlerine erişimin önündeki en büyük engel, çoğu zaman tıbbi değil toplumsal önyargılardır.

Klinik deneyimlerinde en sık karşılaştığı durumun, sorunun fark edilmesiyle başvuru arasında geçen uzun süre olduğunu belirten Doç. Dr. Eroğlu, ebeveynlerin ortalama bir ila iki yıl bekledikten sonra profesyonel destek aradığını ifade etmektedir. Bu gecikme süresini kısaltmak, çocuk ruh sağlığı alanındaki en önemli hedeflerden biri olmalıdır.

Özetle

Çocuğunuzu çocuk psikiyatristine ne zaman götürmeniz gerektiği sorusunun en kısa yanıtı şudur: Endişeleniyorsanız, şimdi tam zamanıdır. Ebeveynlik içgüdülerinize güvenin; bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyorsanız, profesyonel bir değerlendirme almak her zaman doğru bir adımdır.

Her yaş döneminin kendine özgü uyarı işaretleri bulunmaktadır. Bebeklik döneminde göz teması, sosyal gülümseme ve dil gelişimi; okul öncesi dönemde sosyal beceriler, davranış düzenleme ve gelişimsel dönüm noktaları; okul çağında akademik performans, dikkat ve sosyal ilişkiler; ergenlik döneminde ise ruh hali değişiklikleri, kendine zarar verme davranışları ve madde kullanımı başta gelen izleme alanlarıdır.

Çocuk psikiyatristi, kapsamlı bir değerlendirme yaparak çocuğunuzun durumunu anlamlandırır ve en uygun tedavi planını oluşturur. Psikiyatriste başvurmak bir zayıflık değil, bilinçli ve sorumlu ebeveynliğin bir göstergesidir. Çocuğunuzun ruh sağlığına fiziksel sağlığı kadar önem verin ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan asla çekinmeyin. Erken müdahale, çocuğunuzun sağlıklı ve mutlu bir gelişim süreci geçirmesinin en güçlü güvencesidir.

Sık Sorulan Sorular

Çocuk psikiyatristi kaç yaşından itibaren çocukları görür?

Çocuk ve ergen psikiyatristleri 0-18 yaş aralığındaki tüm çocuk ve ergenlere hizmet vermektedir. Bebek psikiyatrisi kapsamında doğumdan itibaren değerlendirme ve müdahale yapılabilir.

Çocuk psikiyatristine gitmek için sevk gerekir mi?

Hayır, çocuk psikiyatristine başvurmak için sevk gerekmemektedir. Ebeveynler doğrudan randevu alarak başvurabilirler. Ancak bazı durumlarda okul rehberlik servisi veya çocuk doktoru yönlendirmesiyle de başvuru yapılabilir.

Çocuğum psikiyatriste gitmek istemiyor, ne yapmalıyım?

Çocuğunuza yaşına uygun bir dille neden gittiğinizi açıklayın. Psikiyatristi 'duygu doktoru' veya 'konuşma uzmanı' gibi tanımlayabilirsiniz. Çocuğu zorlamak yerine merak uyandırmaya çalışın. Gerekirse ilk seansta sadece ebeveyn görüşmesi yapılabilir.

Çocuk psikiyatristi hemen ilaç yazar mı?

Hayır, çocuk psikiyatristi önce kapsamlı bir değerlendirme yapar. İlaç tedavisi her durumda gerekli değildir. Birçok sorun psikoterapi ve aile müdahaleleriyle tedavi edilebilir. İlaç ancak gerekli görüldüğünde ve ebeveynlerle detaylı bilgilendirme yapıldıktan sonra önerilir.

Çocuğumun yaşıtlarından farklı davranması normal mi?

Her çocuk bireyseldir ve gelişim hızları farklılık gösterebilir. Ancak yaşıtlarından belirgin ve sürekli farklılıklar, özellikle günlük işlevselliği etkiliyorsa, profesyonel bir değerlendirme önerilir. Bir uzman, durumun normal bireysel farklılık mı yoksa müdahale gerektiren bir durum mu olduğunu belirleyebilir.

İlk randevuya ne getirmem gerekir?

Varsa daha önce yapılmış test ve değerlendirme raporlarını, okul karnesi veya öğretmen geri bildirimlerini, sağlık raporlarını ve kullanılan ilaç bilgilerini getirmeniz faydalı olacaktır. Ayrıca çocuğun gelişim öyküsüne ilişkin bilgileri önceden derlemeniz süreci hızlandırır.

Çocuk psikiyatristi ile psikolog arasındaki fark nedir?

Çocuk psikiyatristi tıp doktorudur, psikiyatrik tanı koyabilir ve ilaç tedavisi başlayabilir. Psikolog ise psikoloji mezunudur, psikolojik testler uygulayabilir ve psikoterapi verebilir ancak ilaç yazma yetkisi yoktur. Birçok durumda her iki uzman birlikte çalışır.

Çocuğumun sorununun ne olduğunu nasıl anlayabilirim?

Kesin tanı ancak profesyonel bir değerlendirmeyle konulabilir. Ancak çocuğunuzun günlük işlevselliğinin bozulması, yaşıtlarından belirgin farklılıklar göstermesi, belirtilerin uzun süredir devam etmesi veya giderek kötüleşmesi durumunda bir uzmanla görüşmeniz önerilir.

Tedavi süreci ne kadar sürer?

Tedavi süresi çocuğun tanısına, belirtilerin şiddetine ve bireysel yanıtına göre değişir. Bazı durumlar birkaç seansta çözülebilirken, bazıları uzun süreli takip gerektirebilir. Uzmanınız tedavi planı ve beklenen süre hakkında sizi bilgilendirecektir.

Ergenlik dönemindeki ruh hali değişiklikleri ne zaman endişe vericidir?

Ergenlikte ruh hali dalgalanmaları normaldir. Ancak belirgin ve uzun süreli mutsuzluk, sosyal geri çekilme, akademik başarıda ani düşüş, kendine zarar verme davranışları, madde kullanımı veya intihar düşünceleri söz konusuysa acil profesyonel değerlendirme gereklidir.

Kaynakça

  1. Thapar, A., Pine, D. S., Leckman, J. F., et al. (2015) Rutter's Child and Adolescent Psychiatry. Wiley-Blackwell.
  2. American Psychiatric Association (2022) Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM-5-TR). American Psychiatric Publishing.
  3. Connolly, S. D., Bernstein, G. A. (2007) Practice Parameter for the Assessment and Treatment of Children and Adolescents with Anxiety Disorders. Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry.
  4. Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği (2020) Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Temel Kitabı. Türkiye Klinikleri.
  5. McGorry, P. D., Hickie, I. B. (2019) Early Intervention in Psychiatry: EI of Nearly Everything for Better Mental Health. Cambridge University Press.
  6. National Institute for Health and Care Excellence (NICE) (2021) The importance of early intervention for children's mental health. NICE Guidelines.
  7. Zeanah, C. H. (2018) Infant and Early Childhood Mental Health: Core Concepts and Clinical Practice. American Psychiatric Publishing.
  8. Goodman, R., Scott, S. (2012) Child and Adolescent Psychiatry: A Developmental Approach. Wiley-Blackwell.
Çocuk PsikiyatristiNe Zaman GidilmeliUyarı İşaretleriRuh Sağlığı
Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Doç. Dr. Mehtap Eroğlu

Doçent, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi. 15+ yıl klinik deneyim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Türk Psikiyatri Derneği üyesi.

Tam Profili Görüntüle
Bilimin Işığında, Şefkatle

Her Çocuk Anlaşılmayı Hak Eder

Ruh sağlığı yolculuğunda ailenizle birlikte yürüyoruz. Kanıta dayalı tedavi yöntemleri ve empatik yaklaşımımızla çocuğunuzun yanındayız.